"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Körebeler

İrfan Çakmak
21 Temmuz 2026, Salı
Bir zaman birisi bana “Biliyor musun, gökyüzündeki nizam ve intizam o kadar muhteşem ki.

Bu durum beni bir Tanrı’nın varlığı fikrinden uzaklaştırıyor.” demişti. Bu söz karşısında âdeta donup kalmıştım. Söyleyen kişi akılsız desem değildi. Söylediği söz ise akıl işi değildi. Konu hakkında epeyce konuşmuştuk. İnadında ısrar etmişti. Gözü sanatı görmekteydi. Aslında basîreti de sanatkârı görmekteydi fakat o inatla körlüğü tercih ediyordu.

Böyleleri için Bediüzzaman “Basar [göz[ masnuatı [sanatlı eserleri] görüp de basîret [anlayıp kavramak] Sânî'i [sanatkarını] görmezse çok garib ve pek çirkin düşer. Çünkü o halde Sânî'in manen, kalben görünmemesi, ya basîretin fıkdanındandır [yokluğundandır] veya kalp gözünün kör olmasındandır veya pek dar olduğundan meseleyi azametiyle kavramadığındandır. Veya bir hızlan'dır [rezilliktir].”1 der.

Şu hadiseyi Üstad Bediüzzaman’ın yıldızların tercümanı olarak  bize aktardığı “Yıldızları konuşturan bir yıldıznâme” başlıklı nazmını okurken hatırladım.

“Birer nadire-i hikmet, birer dâhiye-i hilkat, birer nur âlemiyiz biz.

Böyle yüz bin dil ile yüz bin bürhan gösteririz, işittiririz insan olan insana.

Kör olası dinsiz gözü, görmez oldu yüzümüzü hem işitmez sözümüzü, hak söyleyen âyetleriz biz.”2 diyordu yıldızlar. 

Evet, güneş gibi hakikatler yıldız yıldız kendini gösterip âlemin cennet-âsâ harikalarını nurlandırarak, sanatkârını insanlığın basîretine sunmaktadır. Başka bir güneş aramak için o güneşe arkasını dönenler gölgelerinin karanlığında, hislerinin ulviyetini dumura uğratmaktadırlar ve basîretlerini bandajlamaktadırlar. Akıllarına taktıkları materyâl gözlüğü ile isteyerek körleşenlerin saptıkları sonu belirsiz yollarda heba ettikleri hayatlarının maliyeti, vicdanlarının iflası olmaktadır. 

Kendisi bir ateist olan Portekizli Yazar José Saramago Körlük adlı romanında, körlüğü hiç umudun kalmadığı bir dünyada yaşamaya benzetmiş ve kör olma özgürlüğü isteyenlere “Kör olmak istersen olursun.”3 demiştir. İsteyerek körlüğü tercih edenler ise kendilerine bir mârifetmişcesine “ateist” ünvanını vermiştir. Hakikatlerin ışığına  gözünü kapayan şu körebeler umutsuzluklarının zifirinde, zihinlerinde tasarladıkları seküler “fil”in bir kısmına dokunarak yorum yapmakla meşgul olmaktadırlar. Şunlar sayesinde zamanımız marîz (hasta) bir asır olmuştur. 

Evet, dünya hayatı körebe oyunu değildir. Allah gökleri, yeri ve bunlar arasındakileri oyun olsun diye yaratmadığı gibi4 körebelerin oyun platformu da yapmamıştır. O halde âleme vahyin ışığı ile bakmak, görmek ve gözlemlemek gerekmektedir.

Hz. Mevlâna şu körebeler için “Güneşi öven kendini övmüş olur. İki gözüm de aydındır, çapaklı değildir, ağrımıyor demek ister. Dünyayı aydınlatan, hayat veren güneşi kusurlu görmek, onu kınamak da İki gözüm kördür, karanlıktır, kötüdür diye kendini kınamak gibidir.”5 der. 

Öyle ya… Gündüz ortasında inatla ve fantezi bandajlarıyla kendini körebe yapıp, umarsızca yaşadıkları bir hayatta, boş hayallerini ebelemeye çabalayanlara güneş ne yapsın?

Dipnotlar:

1- Mesnevî-i Nuriye, Yeni Asya Neşriyat 1999, s. 178.

2- Sözler, Yeni Asya Neşriyat 2001, s. 208.

3- Körlük, José Saramago, Kırmızı Kedi yayınları 2008, s. 147.

4- Enbiya Suresi:16

6- Mesnevî Tercümesi (5-6), Ötüken Yayınları, Tercüme: Şefik Can, s. 12.

Okunma Sayısı: 425
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı