"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Medresetü’z-zehra’da Ramazan’ı yaşamak

Hanefi Örnek
24 Mayıs 2018, Perşembe
Medresetü’z-zehra fıtrata dayalı nebevî terbiye, tasfiye ve takviye sisteminin adıdır.

Gündemi hayatın her alanını kuşatır. Hedefi saadet-i dareyndir. İmanın nuruyla, Kur’ân dersini Resulullah’ın (asm) talimiyle bize uzanan bir eğitim anlayışıdır. Bu anlayışa göre temel direkler şunlardır; Dinin direği namazdır. Ruhun direği oruçtur. Aklın direği Marifetullah’tır. Malın direği zekâttır. İçtimaî hayatın direği Hac’dır. Oruç, bu terbiyede çok önemli yer tutar. 

Oruç, ruhî dinamikleri besleyen muazzam bir ibadettir. Ramazan orucu, diğer bütün oruç şekillerini bağrında toplayan bir Samed sofrasıdır. Ramazan ayı bu bağlamda bütün ayların sultanı olarak zikredilmiştir. Recep Allah’ın ayı, Şaban Peygamberimizin ayı, Ramazan ise mü’minlerin ayı olduğu Allah Resulü (asm) tarafından ifade ediliyor.  Sair vakitlerde yapılan ibadetlere 1’e 10, Recep’te 100, Şaban’da 300, Ramazan’da ise 1000 sevap yazılacağını çeşitli kaynaklarda söyleniyor. Eşsiz, muhteşem bir fırsatlar hazinesi olduğu görülmektedir. 

Ramazan’ı canı gönülden karşılayıp, yaşayan her mü’min, ahiret hesabına çok büyük bir kâr elde eder.  Ramazan azdan çoğu, fenadan bekayı çıkararak, sonsuzluğa mayalar. Ramazan, iradeyi ibadetle gemlemek, sabırla dizginlemektir. Ramazan, zihnin kodlarına Marifeti şırınga etmektir. Ramazan, hisleri Allah sevgisiyle beslemek, Aşk-ı Resulullah’ta (asm) taçlandırmaktır. Ramazan lâtifeleri ile ebediyet  ufkuna yürümektir. Ramazan, nefsi terbiye, kalbi tasfiye, ruhu takviye etmektir.

Ramazan Mektebi, toplumu tepeden tırnağa rahmetin renkleriyle boyar. Zenginden fakire köprüler kurar. Herkesi aynı sofrada, aynı safta buluşturur. Bu noktada, sosyal dokuyu şefkat, merhamet ve sevgiyle tamir ettirir. Ramazan orucu, eğitimin iki ayağı ile pasif ve aktif unsurları birleştirir. Toplumu inandığı değerleri yaşama pratiğine kavuşturur. Ramazan sahurunda, insanın ruhuna damlayan uhrevî bir sihir var. Bu esrar yumağı, ruhları zikir, fikir, şükürle coşturur, camilere koşturur.  Ramazan’ın iftarları da kalbi, ruhu, aklı, nefsi, lâtifeleri bir emire odaklar. O’ndan emir bekler. Halis kulluğun özü budur. Bediüzzaman Hazretleri, en güzel orucun tarifini  şu şekilde yapmaktadır, “Orucun ekmeli ise: Mide gibi bütün duyguları; gözü, kulağı, kalbi, hayalî, fikrî gibi cihazat-ı insaniyeye dahi bir nevi oruç tutturmaktır” 1

Ramazan okulu’na kaydolan bir Müslüman, bayram diplomasını alarak kulluğunu taçlandırır.  Birde Leyle-i Kadir’i idrak ederse, iki kat Allah’a kulluk etmiş olur. Ramazan, kulun Ahiret olimpiyatlarına nefsini hazırlayan bir uhrevî perhiz, ruhî bir antremandır. Madalyayı ise, her mü’min imanın derinliği, ibadetinin samimiyeti ve ihlâsı derecesinde alır. Ramazan-ı Şerif, Cennetin dünyaya düşmüş izdüşümü gibidir. İnsanı Nurlar’a gark eder, feyizlere boğar.

Bütün Âlem-i İslâmın Ramazan-ı Şeriflerini tebrik eder, dünya ve ahiret saadetlerine vesile olmasını Ehad-ı Samed’den niyaz ederim.

Dipnot: 1) Mektubat, s. 572.

Okunma Sayısı: 1853
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı