"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Kurtuluş formülleri

Hanefi Örnek
11 Nisan 2019, Perşembe 04:16

“Dünyayı mescide çevirensin sen, 

Hayatın Kur’ân’a uymuyor neden,

Irkçılık bir kanserdir ruhu öldüren,

Hiç yakışmıyor sana, bu ruhsuz beden.”

Irkçılık, bir felâkettir. Dünya, ırkçılık belâsının girdabında çırpınıp duruyor. Savaşların sebebi diğerini yutmakla beslenen bu kör ve sağır anlayış, insanlığı ve değerlerini felç etmiş durumda. Cihanın yedi kıt’asındaki bütün kavgaların, savaşların ve krizlerin odağında bu dert var. İnsanlık bu belâyı nasıl savacak, bu salgın illete ne gibi çareler bulacak? Bu zehirli atmosferde şekillenen devletler, vahşi birer aygıta dönen  bu yapıyı nasıl kırıp atacak?

Millî değerleri tamamen kendi rengine boyayan ırkçılık mikrobuna, Kur’ân’ın eczanesinde, asrın doktorunun reçetesinden başka çare yoktur. Dünya ırkçılığın zemininde şekillendiği için, hemen hemen bütün devletler bir ırkın aidiyetiyle kendini tanımlıyor. Fransa, İngiltere, Almanya, Bulgaristan, Yunanistan, Türkiye gibi. Fransız İhtilâliyle ortaya çıkan ve hız kazanan bu durum, Batı felsefesi orijinli bir tasarımla ırkçılık mikrobunu insanlığa musallat eden bir mahiyet arz eder. 

Bediüzzaman bunu şöyle teşhis ediyor: “Dünya, büyük bir mânevî buhran geçiriyor. Mânevî temelleri sarsılan garp cemiyeti içinde doğan bir hastalık, bir veba, bir tâun felâketi, gittikçe yeryüzüne dağılıyor.” 1 

Problemin çözümünü de beraberinde getiriyor: “Bu müthiş sârî illete karşı İslâm cemiyeti ne gibi çarelerle karşı koyacak? Garbın çürümüş, kokmuş, tefessüh etmiş, bâtıl formülleriyle mi? Yoksa İslâm cemiyetinin ter ü taze iman esaslarıyla mı? İman kalesini, küfrün çürük direkleri tutamaz.” Evet, derdi veren derman da veriyor. 

Irkçılığın reçetesini de şöyle tanımlamıştır: “Marîz bir asrın, hasta bir unsurun, alil uzvun reçetesi; ittiba-ı Kur’ân’dır.  Azâmetli bahtsız bir kıt’anın, şanlı tali’siz bir devletin, değerli sâhipsiz bir kavmin reçetesi; ittihad-ı İslâmdır.” 2 Birlik, beraberlik, dayanışma, yardımlaşma ile her sorun çözülür. Kur’ân da bunu emrediyor. “Hepiniz Allah’ın ipine sımsıkı sarılın” 3 diyor. Allah’ın ipi iman, Kur’ân, İslâmiyet ve insanî, İslâmî bütün değerlerdir. Kur’ânî hükümlere uyan ve bu değerlerde birleşenler ittihadı sağlamış olacaklar. Eğer bu reçeteye uyulsa fitneler sona erer. Nifak, şikak ateşi söner. Bütün insanlar kardeş olmanın şuuruna erer. Dünya gül ve gülistan olur.

50 yıldır Risale-i Nur’un naşir-i efkârı olan Yeni Asya Gazetesi, 10’uncusunu düzenlediği Gençlik Kongresi “Milliyetçilik” konusu masa çalışmalarıyla, gençler ümid vaad eden bir performans sergilediler.

Kur’ân’dan beslenen gençler, bütün sıkıntılarımıza çareler, manevî hastalıklarımıza ve sosyal dokuyu zedeleyen unsurlara çareler bularak, formüller sundular. 

Efendimizin (asm) dilinde Cahilliye adeti olarak dile getirilen bu müzmin hastalık, asrın doktorunun Risalesinde, bütün insanlığa kurtuluş reçetesi olarak sunulduğunu görüyoruz: “Milletimiz bir vücuttur, ruhu İslâmiyet, aklı Kur’ân ve imandır.”

Terör, anarşi, kargaşa ve ihtilâllerin beslendiği bataklık ancak bu şekilde kurutularak, millî iradenin boynuna dolanan jakoben anlayış bu şekilde çözülecektir.

Bütün nifak ve şikak odaklarının karanlık labirentlerinde şekillenen statiko  ancak bu formüllere hak, hukuk, adalet, meşveret ve hürriyete bırakacaktır. Demokrasimiz gelişecek, kara bulutlar dağılacaktır.

Siyaseti bağnazlaştıran, insanları ayrıştıran, kin ve husûmeti körükleyen paradigma, ırkçılık ile boy gösteriyor. Büyük mücadele ve dâvâ adamı olan Bediüzzaman, bu büyük idealini iki önemli hedefle yerine getiriyor. Biri Medresetü’z zehra, diğeri İttihad-ı İslâm. “Din hayatın hayatı, hem nuru hem esası. İhya-yı din ile olur, bu milletin ihyası” diyerek  dinsiz hayatın olmadığını söylemiştir. Bitkiler için toprak ne ise, insanlar için de dini dinamikler o değerdedir. 

Geleceğin dünyasında, insanı insan eden değerler hâkim olacak. Bu değerler, manevî ve moral dinamiklerden güç alacaklardır. Irklardaki farklılıklar ortadan kalkacak, hürriyet zemininde hayat bulan insanî ve İslâmî değerler, İttihad-ı İslâmı tesis edecektir.

Dipnotlar:

1- Bediüzzaman Said Nursî, Tarihçe-i Hayat, s. 543-544.

2- Bediüzzaman Said Nursî, Hutbe-i Şamiye, s. 116.

3- Âl-i İmrân Sûresi, 103.

Okunma Sayısı: 484
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı