"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Ölüm üzerine

Hanefi Örnek
15 Ağustos 2019, Perşembe
Kitap sahifelerinde okuduğumuz halde idrak edemediğimiz hakikatler, mezar taşlarında kafamıza dank eder.

Ölüm bir mürşid olur, bizi irşad eder. Hayatında abdest almayan bir nadan, ölümle adem kapısında ebediyete giderken perişandır. Zorla abdest aldırırlar, başını secdeye kaldırırlar.

Cami ve cemaati hayatının yokları arasında kaybeden bir beynamaz, eninde sonunda kaçtığı randevuya getirilir. Musalla taşı bir minber olur, lisanı halle son hutbeyi okur ruhsuz bedene.

Yıllarca dinden, dindardan köşe bucak kaçan sonunda dindarların referansına muhtaç hale gelir. Bütün ömrünü malayani şeyler peşinde tüketen, şeytanî mekânlarda çarçur eden sefihler, varlık merdivenlerinden yokluk zeminine ulaştıklarında adalet-i İlâhiyeyle yüz yüze gelirler. Dünyada sefa sürenlerin, dün üzerinde tepindikleri yerlerin altında yatmak, ne hazin bir son. Ömürleri cami ve cemaate yavan olan, ezanların kutlu dâvetine kulak tıkayanların, kelepçelerle camiye getirildiği zaman dilimidir ölüm. Ölüm, dünyanın gılgışından sıyrılış, tenteneli varlık âleminin cafcaflı perdesini yırtıp, hakikat âlemiyle buluştuğu zaman dilimidir.

Bir terazinin kefelerini dengelediğimiz gibi ölüm ile hayatı dengelemeliyiz. Korku ve ümit ortası bir denge. (Kefeteyni havf-u reca, hizmeti dünya ve ukba) Dünya ve ahiret hayatını dengeleme, ümit ve korku arasında bir geçen hayat trendi. Bu belki bizi istikamet çizgisine ulaştırır. Aklın hikmet, şehvetin iffet, gadabın şecaat çizgisi, sırat-ı müstakimin ta kendisidir. Dünyada sırat-ı müstakim üzerinde yaşayanların, sırat köprüsünü geçmesinde bir korku olabilir mi?

Bu ahengi kuran uygarlıklar, tarih içerisinde şan ve azameti ayakta tutmayı başarmışlardır. Ölüm, bir kaygı değil, belki hayata enerji sağlayan bir ibret tablosundan ibarettir. Hayatı ölüm aynasında seyredenler, ölüme gülerek bakanlardır. Hayatın ebedî sigortasıdır ölüm. Çünkü ölüm olmasaydı, ebedî âleme mazhar olamazdık. Ölümle cisim elbisesini çıkaran ruh, ebediyet elbisesini giyer. Ölümle ruh azad olmuş bir mahkûm gibi, kafese tıkılmış bir kuşun hürriyetine kavuşması gibi. Artık cisim hücresinde çileye paydos. Beka yurdunun nurlu semalarında tayaran etmek var. Ceset nur kuvvetine bürünerek nurlanacak, ruh cesedi ebedî âlemin boyutlarında uçuracaktır. 

Ruh, uçmaya alışıktır. Zaman onun için bir duvar, mekân onun için bir engel teşkil etmez. Şimşek gibi akmak var onun fıtratında. Güneş gibi ufku kaplamak, rüzgâr gibi esip coşmak, hava gibi her tarafa nüfus etmektir ruhun emeli. 

Fena ufkunda bakan hayat güneşi, (La uhibbul afilin) beka âleminin seferlerinde yeniden doğacaktır. 

Akıl bize felsefe penceresinde bulanık bir tablo gösterse de, ruh mana âleminin nesimiyle Rahmânı gösterir ve sonsuzluk ufkuna ayna olacaktır. Ölümle ruh ebediyet abdestini alır. Beka âleminin güzellikleriyle bezenir. Ve bir gün ölümün soluğunu ense kökümüzde bütün ihtişamıyla hissederiz. Dudaklarda son gece, damaklarda hayatın acı tatları donuk kalır. Nefis pusuda sinmiş bir kara kedi, şeytan ise duraklamaları oynar. En değerli şeye gözünü dikmiş, kalp ve ruh cephesine karşı hücuma kalkar. İman dinamizmiyle yaşayan çelikleşen bir ruh, imanın bayrağını burca diker ve hüsnü hatimeye erer. İşte gerçek kurtuluş budur. İmanla göçen bir Nur’un semasını hangi dünyevî kaprisler kaplayabilir, hangi korkular engel olabilir, hangi fani kara bulutlar kaplayabilir? 

Ölüm ebedî saadetin piyangosu gibi gelir. Sonsuzluk kapıları ardına kadar açılır. Rahmet cephesinde manevî lezzetler gark olur. Korkular el etek çeker hayatında. Beka âlemi bütün güzellikleriyle onu hoşamedi eder.

Kimisine ecel bir şerbet gibi gelir, kanayan gönül dudaklarıyla onu yudum yudum içer. Saadete kavuşur. Kimisine düğün derneğe gider gibi gelir. Kimisine de yağlı kemende giden bir mahkûm gibi onu bedbahtlığa mahkûm eder. Kimi de erkekcesine ölüme güler, ölümün mahiyetini  bilir, ölüme hazır olur. 

Velhasıl hayat ile ölüm arasında bir düğüm olan ölüm, dünya sayfasını sevinçle kapatır, ahiret sayfasını saadetle açar. Hayatın gayesi olan iman ve ubudiyeti lâyıkıyla yaşayanlar, Rabbinin dâvetine canla başla koşarak, kendini Rahmetin kollarına bırakır.

Hayat ölümle bitmez, ölüm hayata beka kapısını açar. 

Rabbim bizi bekaya ulaşan kullarından eylesin. (Amin)

Okunma Sayısı: 900
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı