(Konya, Ankara ve Nevşehir’den Antalya’ya okuma programına gelen gençlere ithafen)
Cenab-ı Hakkın beşeriyete esma talimiyle başlattığı kalem-i kudreti anlama ve tefekkür etme, bir başka anlamıyla marifetullah yolculuğu, Peygamber Efendimize (asm) gelen “oku” emriyle bütünleşerek zirve yapan bir ubudiyet çizgisidir.
Bediüzzaman Hazretlerinin Ayetü’l-Kübra risalesindeki ifadesiyle kâinattan Hâlıkını soran seyyahın müşahadeler kaydetmesidir. Hâlık’ın kevnî ayetlerini okumak, anlamak insanın yaratılış amacıdır. Onu anlamak isim, sıfat ve şuunatının bilinmesiyle olacaktır. Bu açıdan, bu yolculuğun adına “tahkikî iman yolculuğu” da diyebiliriz.
Onu tanıma serüvenimizin her anı kulluğumuzun keyfiyetini bereketlendirecektir. Bunun bir başka anlamı da acz ve fakrımızın anlaşılması amaliyesidir. Bu anlayış, ya da bu iman, bizi Dokuzuncu Söz’deki ifadeyle “hayret ve muhabbetle” secdeye götüren bir güzelliktir. Yani, bu secdeyle diyoruz ki “Ya Rab, seni anladım; kendimi anladım. Ben acizim, fânîyim. Sen ise kudreti sonsuz olansın. Senin rahmetin ve kudretin üzerimden kesilirse ben bir hiçim. O yüzden sana muhtacım. O yüzden sana küllî bir teşekkür borcum var. O yüzden namazla önünde eğiliyorum.”
Hakikatin yerini bulduğu bu anlayışın ya da yükselişin secde bölümü Cenab-ı Hakkın en sevdiği bölümdür, diye söylenir.
Artık iman bir intisabtır; ve iki dünyanın saadeti de onunla kazanılacaktır...
Bu anlamlarla dolu olarak, ahirzamanın bahtiyar gençlerini ya da Bediüzzaman’ın “Genç Saidlerini ta yürekten tebrik ediyorum. Günahların, bütün cazibesiyle iradeleri zorladığı bir dönemde onlar, imandan kuleler inşa ederek, kendilerini muhafaza etmeyi tercih ettiler. Ne mutlu onlara...
Okuma yolculuğunuz mübarek ve daim olsun genç Saidler...