"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Dindar kimlikli siyasî akımın parti denemeleri (11) - 28 Şubat sürecinde yaşanan zulümler

İbrahim ERSOYLU
02 Ocak 2026, Cuma
28 Şubat sürecinde Kemalist derin güçlerin yönlendirmesiyle 30 Haziran 1997’de ANAP lideri Mesut Yılmaz Başbakanlığında ANAP, Demokratik Sol Partisi ve Demokrat Türkiye Partisi’nin iştirak ettiği ANASOL- D Hükümeti kuruldu. 1

Bu hükümet, darbeci askerlerin kendisine dikte ettikleri 28 Şubat Kararlarını acımasızca bir bir hayata geçirdi. “İrtica ile mücadele” adı altında dinî eğitim veren İHL ve Kur’ân Kurslarının yolunu daralttı, başta Diyanet Teşkilâtı olmak üzere, dinî hizmet yapan cemaatler ve diğer yapıların üzerine şiddetli baskılar kurarak onları bunalttı ve hizmet yapamaz hale getirdi. 

Bütün üniversitelerde, devlet ve özel sektör eğitim kurumlarında ve devlet dairelerinde acımasız başörtüsü yasağı getirdi. Bu yasağa uymayanların işlerine son verilerek eğitim hayatları söndürüldü. Nur Talebeleri ve diğer cemaatler tarafından 30, 40 seneden beri yapıla gelen iman ve Kur'ân hizmetlerine büyük darbeler indirildi.

Dönemin TOBB, TESK, TÜRK İŞ, DİSK ve TİSK başkanlarından oluşan ve “sivil İnisiyatif”, “beşli çete” gibi isimlerle anılan sivil toplum kuruluşları, bildiri yayımlayarak 28 darbesine destek verdikleri görüldü.2

Toplumun % 70’ni oluşturan sağ kanadın önemli bir kesimini teşkil eden dindar camia, 28 Şubat darbecilerinin estirdikleri şiddet ve baskı havasından bunalırken –istisnalar hariç- yetkili makamında bulunanlar suskun kaldı. Toplumda İlâhiyat, Hukuk çevrelerinden, şimdiki hâkim siyasîlerin İstanbul Belediye Başkanı olarak bulunduğu o dönemde onlardan, Refah Partisi’nden, dindar ve muhafazakâr olarak bilinen siyasîlerden, yapılan zulümlere herhangi bir itiraz yapılmadı. 

Şiddetli zulümler devam ederken 17 Ağustos 1999’da İzmit/ Gölcük merkezli, bütün Marmara Bölgesini içine alan, Ankara’dan İzmir’e kadar geniş bir alanda hissedilen 7.4 şiddetinde büyük bir deprem vuku buldu. Bu depremde resmî kayıtlara göre 17 bin kişi can verdi. 285 bin ev yıkıldı. 600 bin kişi evsiz kaldı.3

Deprem akabinde gazetemizin İmtiyaz Sahibi Mehmet Kutlular Ağabey, Üstadın 39. vefat yıldönümü vesilesiyle Ankara Kocatepe Camiinde okunan mevlid sırasında bir basın toplantısı düzenleyerek, depremin 28 Şubat zulümlerinden dolayı “İlahî bir ikaz” olduğunu beyan etti. Onun o beyanatı akşam bütün ulusal TV’lerin ana haber bültenlerinde yer aldı. 4

Onun zulümleri protesto eden farz-ı kifaye manasında bu yiğit ve cesurca çıkışı, toplumun, özellikle dindar camianın gönlüne su serpti.5 Ancak darbecilerin yönlendirmesiyle hareket eden o zamanki yargı, bu sözlerinden dolayı onu 2 yıl bir gün hapis cezasına çarptı. Ağabeyimiz, şerefiyle dokuz ay hapis yatarak gerçekte hak etmediği bu cezayı çekti. Ancak daha sonra bu ceza, AHİM’den geri döndü ve Türkiye’nin ona tazminat ödemesine hükmedildi.6

 (Devam edecek) 

Dipnotlar:

1- 28 Şubat süreci - wikipedia.org.com.tr

2- 28 Şubatta kapatılan stk’lar. wikipedia.org.com.tr

3- Gölcük depremi - wikipedia.org.com.tr

4- M. Kutlular ve İlahî ikaz beyanatı- wikipedia.org.com.tr.

5- wikipedia.org.com.tr

Okunma Sayısı: 1795
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Enes

    3.01.2026 12:00:26

    Abdullah bey bir kadının baş örtülü diye hapse atıldığına dair bir örneğiniz var mı? Haksız yere hapse atılmış olan ateist insanlar da var. Başörtüsü bir kişinin peşinen masum olduğu anlamı vermez. Kanun önünde başı açıkla başı örtülü eşittir aynı kanunlara tabidir.

  • Abdullah

    3.01.2026 09:57:33

    Karışık bir gençler grubunda Rahmetli Demirel başörtü ile ilgili sorulan soru kara cevap vermiştir. Yökün, Anayasa nın, Danışayın karşı olduğu bir başörtü sü ile okumanın imkansızlığını izah etti.Bunlar aşılmadan başörtüsü ile üniversitede okumanın mümkün olma dağını açıkladı.Şunu merak ediyorum: O gün başörtüsü mücadelesini veren hanım kızlarımız, bugün neden başörtülüler hapse atılırken sessiz kalıyorlar.Hapse atılalar hangi cemaate mensup olurlarsa olsun fark etmez, buna karşı çıkmak gerekmiyor mu? Sonuçta dindar başörtülü bir insan haksızlığa uğruyor.Niye bu konuda çifte standart kullanılıyor? Bu doğru bir davranış mıdır?

  • Ömer

    2.01.2026 19:26:10

    Ogünü ve geçmişi bilmeyenler gelmiş burada ahkam kesiyorlar.

  • Semanur Tunoğlu

    2.01.2026 18:25:04

    Yıldız abla "Başörtülüler Arabistan'a gitsin!" diyen bir Süleyman Demirel'in de eleştirilmesi gerekiyor. 28 Şubat sürecinde takındığı tavır eleştirilmeden Demokrat misyon nerde hata yaptığını anlayamaz. Eda abla da uzun uzun yazmış gayet haklı yanları var. Süleyman Demirel halkın gözünden durup dururken düşmedi. 6 kere gidip 7 kere gelen bir siyasi deha, CB görevi bittiğinde neden halkın arasına bir daha dönemedi? Bu üzerinde düşünülmesi gereken bir olaydır. Ve kaçırmamak lazım.

  • Abdullah

    2.01.2026 18:19:49

    Üstad'ımız, ülkedeki siyasetin çerçeve sini çizmiştir. Bu açıdan partilere barmak gerekiyor. Bu siyasetler 4 ana başlık altında da toplanır.1- İttihad-ı İslam Partisi, 2-Halk Partisi,3- Millet Partisi 4- Demokrat Parti.Bunlara siyasi cereyan, siyasi akım da diyebilirsiniz. Türkiye'deki mevcüt siyasi partilerin tamamı bu 4 Ana düşünceye dayanır. İttihad İslam Partisi Üstad zamanında fiziken yoktu.Bugün de yok. Potansiyel olarak bu düşünce Nur tale belerinde vardır. Halk Partisini bu millet tek başına iktidara gelemeyeceğini belirtmiştir.Millet Partisi, "Türkçülük onun içinde mezc olmuş bir parti olsa,o Demokrat manasındadır, dindar Demokratlara iltihak etmeye mecbur olur." Demokratlar ise ahrarlardır, hürriyetçilerdir.İşte bu zaviyeden bakmak lazım.Bu partileri yerli yerine yerleştırdikten sonra haklarında fikir ve düşünce beyan edilir.Şimdi ise teferruatla meşgül oluyoruz.Doğru sonuçlar çıkaramıyoruz. Bir hatırlat ma yapalım dedik, İlim ve irfanınıza sunulur.

  • Semanur Tunoğlu

    2.01.2026 14:02:52

    Demokratların sağlayamadığı başörtülü serbestliğini beğenmediğiniz Erdoğan sağladı. Erdoğan destekçisi değilim ama hakkını da vermek lazım. Çok sevdiğimiz Süleyman Demirel bu ülkenin Cumhurbaşkanı iken üniversite kapılarından geri çevriliyorduk. Biz siyasi iktidarın işlevine bakmalıyız biraz da. Din hizmetine kolaylık sağlanıyor mu? Sağlanıyor. Risale-i Nur hizmetinin önüne engel çıkaran var mı? Hayır. Daha ne diye iktidar değişsin diye uğraşıyoruz anlamıyorum. Doğal olarak değişirse zaten değişecektir. Bizim vazifemiz iman hizmeti değil mi? İktidar şu an bizim için yeterli olan alanı açıyor. Halk partisi gelse yasaklar başlasa hizmetler daha mı iyi olacak?

  • Enes

    2.01.2026 13:56:02

    Hiç rakip çıkmasaydı ne güzel olurdu diyorsunuz ama demokrasi dediğiniz böyle bir şey değil mi İbrahim hocam. İsteyen parti kurup sahaya çıkamaz mı? Sağda hiç parti olmasın o zaman. Sadece demokrat parti kalırsa ne güzel olur değil mi!

  • Yıldız Fırtına

    2.01.2026 13:20:25

    kırk yıllık siyasi hayatında demokrasinin hürriyetin ne kadar ehemmiyetli olduğunu anlatamamış bir adam 28 Şubat'ın aslında ne olduğunu mu anlatacaktı! "Herşeyden önce planlar serilmişti ne yapsaydık da kader hükmünü icra edecekti" buyuran Hz. Üstadımın dediği gibi kaderinde vardı bir hesabı. Artık bir Demirel yok. Demokrasi de yok. Ümitsiz degiliz, küllerimizden yeniden dogabiliriz evelallah.

  • Yıldız Fırtına

    2.01.2026 13:19:27

    28 şubat temalı yazıları nerde okusam sonunda faturanın hep Rahmetli Demirel'e kesildiğini görürüm. Büyük bir haksızlık. Ogünün şartlarında bakıldığında en büyük problemin demokrasiye vurulan pranganın açılması, temsil ettiği meclisin açık kalması hür iradenin işlerliginin devam etmesi gibi sorunsallar varken fiili bir darbeye engel olmaktan başka yapılacak bişey yoktu ve Demirel'de bunu yaptı. Tansu Çiller hakkında Kutlular abiye bazı paylaşımlar yapmış o Rahmetli de bir canlı ortamda bizimle paylaşmıştı. Yıllar sonra Büyük adamın öngörüsü haklı çıkmış Çiller mahiyetini ortaya sermisti. Partiye çok büyük zarar vereceğinden bahisle gördük ki DP bu kadından sonra bir daha belini dogrultamadı. Erbakan yada Çiller ⁉️ iki kötüden birini seçmek zorundaydı ve seçti. Bunu münafıkane 80 ihtilalini bilfiil yaşayan bir dava adamı yaptı. Şimdi elimizde kalem tüm günahı ölmüş gitmiş kendi müdafasını yapamayacak bir adama yikmakta ne bilim biraz insafsızlık artık❗

  • Eda Gül Beyaz

    2.01.2026 09:45:46

    4- Bunlar acı şeyler. Ama maalesef gerçek bu. Birinin çıkıp bunu söylemesi lazım. Hayal aleminde yaşamanın anlamı da yok faydası da yok. Böyle hedefsiz amaçsız misyon ve vizyonsuz bir parti var olamaz. Bugün CHP'nin dahi kendine özgü bir misyonu var. Kemalist sistemin taşıyıcısı olma iddiasını kaybetmiş değil. İktidara gelirsem dinin etkisini kıracağım, kemalizmin kamusal görünürlüğünü daha da artıracağım, eğitimi kemalist ideolojiye göre baştan dizayn edeceğim vs gibi şeyler söylüyor. Ve tabanında bunun bir karşılığı var. Demokrat parti ne söylüyor?

  • Eda Gül Beyaz

    2.01.2026 09:39:48

    3- Demokrat misyon başlangıçtan günümüze kadar ne tür değişimler geçirmiştir mesela. Buna yönelik bir çalışma yapılmıyor. Demokrat misyonun bugün ortaya koyduğu iddia dindar halkın dünyası ile ne kadar alakalı? Böyle bir çalılma var mı? Yok. Demokrat misyon ne söylüyor bu dindarlara? Yok. Mesela başörtüsü konusunda hassasiyeti olanlara ne diyor? Karma eğitime ne diyor? Cari olan neoliberal ekonomik düzen için ne diyor? En azından benim göedüğüm kadarıyla bu ve benzeri toplumun ve bireyin hayatı ile ilişkili hiçbir konuda hiçbir iddiası yok. Böyle bir yapı halktan nasıl destek almayı düşünüyor? Bunu çıkıp partililerin anlatmadığı gibi Demokrat misyon için yazıp çizenler de ortaya koymuyor. Bu devirde başörtüsü yasağı mı olur canım...demekten öte bir perspektif var mı?

  • Eda Gül Beyaz

    2.01.2026 09:31:34

    2- Yapılması gereken iş islamcıları suçlamak değil, özeleştiri yapmaktır. Ülkede vukua gelen her kötü işi islamcılara bağlamak ve dindarları mütemadiyen bu köülüklere sebep olmak ve derin yapıların oyununa gelmekle suçlamakta dinin varoluşsal anlamına bir darbedir. Eğer bir din mensuplarının ekserisi kötülüğü göremiyor, kötülüğe onay veriyor, sürekli oyuna geliyorsa burda sorgulanması gereken bir şeyler olmalı. Eğer islam toplumsal bir düzen önermemeli, kamusal alanda dinin değil rasyonel aklın hükmünün geçmesi gerektiğini iddia ediyorsanız burda sizin de nasıl bir din tanımı yaptığınızı sorgulamanız gerekmektedir.

  • Eda Gül Beyaz

    2.01.2026 09:23:15

    1- 20 yıldır bir parti iktidar ise suçu halkta aramamak lazım. Bu halk şöyle böyle diyerek, bu dindarlar safdil diyerek, yapılan her iş, kurulan her parti demokratların aleyhine derin bir projedir diyerek doğru bir okuma yapılamaz. 20 yıldır olan şeyi dini kullanarak iktidar oluyorlar şeklinde anlarsanız içinde yaşadığınız toplumun sosyolojik gerçekliğini yadsımış olursunuz.

  • Arda Yıldız

    2.01.2026 09:12:35

    90'lı yıllarda yokluk vardı. Çocukluğum köyde geçti. Evimizde su yoktu. Çeşmeden omuzumuzda taşırdık. O yıllar bu günlerden kolay değildi.

  • Gülsüm Çağlar

    2.01.2026 02:55:20

    Süleyman Demirel bey Tansu Çiller'e hükumeti kurma görevini vermesi gerekirken vermedi. Kendisine itimat edenleri büyük bir hayal kırıklığına uğrattı. Yazıda bu hususa değinilmemesi o dönemi anlatan bir yazı için büyük bir eksiklik olarak göze çarpmaktadır.

  • Gülsüm Çağlar

    2.01.2026 02:51:31

    O dönemde dindar ve muhafazakar siyasilerden itiraz sesi gelmedi demişsiniz. Maalesef bizim destek verip iktidara taşıdığımız demokratlardan da itiraz sesi yükselmedi. Süleyman Demirel benim için o dönemde büyük bir hayal kırıklığıdır. Vesayet sisteminin sözcüsü gibi davranıyordu. Tek itiraz eden Allah razı olsun Mehmet Kutlular ağabey oldu. Ve ben de o gün 14 yaşında bir genç kız olarak Kocatepe'deydim.

  • Recep Ayer

    2.01.2026 00:30:33

    İbrahim Bey tevafuken rahmetli Kutlular Ağabey Kocatepe Camii çıkışında o beyanatı verirken yanındaydım.O zaman 6 yaşındaki oğlumun saçlarını sevdi ve gazetecilerin sorusu üzerine "Deprem ilahi ikazdır" demişti.Bu benim için önemli bir hatıraydı.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı