"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Dindar kimlikli siyasî akımın parti denemeleri (12) - 2000’lerin başında Türkiye’nin siyasî tablosu

İbrahim ERSOYLU
09 Ocak 2026, Cuma
28 Şubat 1997 darbecilerinin, Kemalizm ve lâiklik adına ve Refah Partisini de bahane ederek “irtica tehlikesi” vehmiyle dinî hizmetlerin yolunu kesmeleri ve bu hizmetleri yapan kurum ve yapılara şiddetli baskı ve zulüm yapmaları, sağın önemli bir kesimini oluşturan dindar camiayı bunalttı ve ürküttü.

Refah ve Fazilet Partileri geleneğinden gelen, kendilerine “yenilikçiler” adını veren bir grup, Fazilet Partisinin Anayasa Mahkemesi tarafından kapatılmasından sonra 14 Ağustos 2001’de AKP’yi kurup siyaset meydanına çıktılar.1 

Bu grup, 28 Şubat mazlum ve mağdurları pozisyonunda görünerek, “Millî Görüş” gömleğini çıkardıklarını, Avrupa Birliği ülkelerindeki “muhafazakâr/dindar demokratlar” paralelinde siyasî bir anlayışa sahip olduklarını, ülkede demokrasinin tesisine katkı yapmak için ülke idaresine talip olduklarını beyan ettiler. Hâlbuki bunlar, 28 Şubat sürecinin zulümlerinden gerçekte hiç etkilenmemişlerdi. O süreçte asıl mazlum olanlar, din hizmeti yapan İHL’ler, Kur’ân Kursları ve cemaatler idi. 

2002 seçimleri ve AKP

DYP’nin, 28 Şubat sürecinde darbeye karşı yeterl bir demokrat duruş gösterememesi, o dönemde yapılan zulümlere gereği gibi karşı çıkamaması, demokrat kitleyi alternatif arayışına soktu. O süreçte Başbakan N. Erbakan’ın yanlış söz ve tavırlarıyla ülkeyi 28 Şubat duvarına çarptırması da dindar camiayı siyasette yeni bir alternatif arayışına sevk etti.

Demokratları istemeyen derin güçler, kendilerinin sözünü dinleyecek “siyasal İslâmcı” kökenli bir ekibin ülkeyi yönetmesini şiddetle arzu ediyorlardı. Çünkü bunlar, demokratların aksine, demokrasiye soğuk bakarlar, meşruiyet kazanmak için de devlet sisteminin Kemalizm ile işlemesine itiraz etmezler. 

Bu yüzden, bu güçler, seçim sürecinde, etkileri altına aldıkları görsel ve yazılı medya vasıtasıyla acımasızca DYP’yi karaladılar, yeni kurulan AKP’yi parlatarak adeta propagandasını yaptılar. Onarın cazip propagandaları sağ cepheyi bir sihir gibi etkiledi. 

Tek başlarına hükümet kurabilecek potansiyelde olan demokrat kitle de bu cazibeye kapılarak kendi partisi DYP’yi terk edip AKP’ye meyletti. 

Nur Talebesi grupların çoğunun dahil olduğu dindar camia da, 1995’te destek verdikleri dindar kimlikli Refah Partisi’nin, ülkeyi 28 Şubat duvarına çarptırıp, dinî hizmetlerin 30- 40 yıl geri gitmesine sebep olduğunu unuttular. Derin güçlerin tuzağına düşerek AKP’nin peşine takıldılar.

3 Kasım 2002’de yapılan seçim sonucunda AKP,  toplam oyların %34’ü ile Mecliste 363 milletvekili kazanarak, tek başına iktidara gelebilecek şekilde, hak etmediği önemli bir başarıya imza attı. Sol cenahtaki CHP %19 oy oranıyla 178 milletvekili kazanırken, 85 milletvekili çıkarma potansiyeline sahip DYP, % 9.5 oy oranıyla seçim barajının altında kaldı. Diğer partiler de benzer akıbete maruz kaldılar. Seçim barajını aşan AKP ve CHP  % 54’lik bir oy oranıyla bütün milletvekilleri aralarında paylaşırlarken, seçimde % 46’lık oya sahip olan büyük bir kesim Mecliste temsil edilmeyecek bir duruma düştü. 2

Parti Genel Başkanı R. Tayyip Erdoğan’ın siyasî yasaklı olması dolayısıyla, Abdullah Gül Başbakanlığında tek başına kurulan AKP Hükümeti, 28 Kasım 2002’de Meclisten güvenoyu alarak işe başladı. 3 

(Devam edecek)

Dipnotlar:

1. wikipedia.com.tr.

2. 2002 seçimleri- wikipedia.com.tr. 

3. wikipedia.com.tr

Okunma Sayısı: 687
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Semanur Tunoğlu

    9.01.2026 15:58:25

    Aynı tevili Erdoğan için yapanlara kızmamak lazım o zaman. 28 Şubat döneminde Demirel yanlış yapmıştır. Yanlış tarafta yer almıştır. Kemalsitlerle iş birliği yapmıştır. Bunu kabul etmeyip tevil etmeye gerek var mı?

  • Abdullah

    9.01.2026 11:40:59

    Zamanın genel kurmay başkanı biz kış lanın kapısından döndük demişti.Çok kanlı bir darbe planlanmışti.Eğer Demirel görevi çillere verseydi askeri müdahale olacaktı.Bunu önlemek için görevi vermedi.Gerekçe bu.Yoksa bir siyasi deha olan Demirel bilmezmi ki ikinci parti olan DYP'e görevi vermeyi.. İsteyen bu konuyu detaylı araştırabilir. İşin uzmanı olan tarafsız kişilere sora bilir.

  • Tarık

    9.01.2026 09:55:57

    En çok da gülenistler ak partiye destek veriyordu. Ak partiye destek vermeyen yeniasya gibi cemaatleri de karalıyorlardı. Rüzgar eken fırtına biçer derler. Öyle de oldu.

  • Enes

    9.01.2026 09:27:44

    Süleyman Demirel, hükumeti kurma görevini neden Tansu Çiller'e vermediğini hiç açıklamadı. Demirel neden beklenilenin tersine davrandı?

  • Recep Ayer

    9.01.2026 00:55:59

    "Su akar yolunu bulur" demişler.O yılları yaşamış olmak insana büyük tecrübe katıyor.Biz nur talebeleri siyasi hareketlere cereyanlara tabi olmayız.Siyasi tercihimizi lahika mektuplarında tarif edilen " ehven i şer " prensibi belirler. Siyasi hareketler bugün var olur yarın başka hareketler gelir.Biz iman ve Kur an hizmetimize bakarız.Nazarımızı ona hasrederiz.Yoksa feleğin çarkını çevirmek ve değiştirmek bizim işimiz değildir.Mevcutlar içinden birini seçer tasviben değil tercihan oy veririz.Kimseye de kalbimizi bağlamayız.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı