Ölümler farklı farklıdır. Bazı ölümler dünyada deprem tesiri yapar… Bazı ölümler tarihin akışını değiştirir... Diğer bazı ölümler de, dünyadan ziyade ahiret âleminde güzel yankıları olur.
Ölen birçok meşhur insana dünyada parlak cenaze törenleri düzenlenir. Onların ölümleri, dünyada ve ülkelerinde kuvvetli ses getirir. Onların cenaze merasimlerine binlerce, belki milyonlarca insan iştirak eder. Ancak onlar, dünyada işledikleri kötü ameller ve yaptıkları zulümler sebebiyle ahiret âleminde gariptirler. Orada onları tanıyan olmaz.
Bazı insanlar, sade bir hayat yaşarlar ve sessizce ölürler. Onların ölümünden çok kimse haberdar olmaz. Onlara basit, sade ve sıradan bir cenaze merasimi düzenlenir, cenaze törenlerine katılım az olur. Ancak onlar, dünyada iyi bir insan, iyi bir Müslüman olup iyi kulluk yaptıkları; Allah’ın hoşuna giden salih ameller işledikleri için, vefat ettiklerinde ahiret âleminin sakinleri tarafından çok iyi bilinirler ve orada onlara güzel karşılama yapılır.
İbrahim Günaydın kardeşimiz, Berzah/kabir âleminde başta Peygamberimiz(as), Üstadımız Bediüzzaman ve Nur Talebeleri tarafından iyi karşılananlardan biri olduğunu ümit ederim.
İbrahim kardeşimizle 1980’lerde şimdiki Marmara Üniversitesi İlâhiyat Fakültesinde (İ.Y.İ.E.) beraber aynı devrede, aynı sınıfın farklı şubelerinde okuyorduk. Okul yurdunda birkaç yıl aynı odada kalmıştık. İstanbul’un Anadolu ve Avrupa yakalarındaki Risale-i Nur dershanelerinde düzenlenen derslere ve eğitim programlarına, yaz tatilinde İstanbul dışında farklı mekânlarda tertip edilen okuma kamplarına birlikte katılırdık. Mezuniyetten sonra ikimiz de farklı illerdeki İmam Hatip Liselerinde öğretmenlik yaptık. Uzaktan birbirimizle irtibatımız devam etti.
Kardeşimiz, en son Ankara’ya tayini istemiş ve oradaki Tevfik İleri İmam Hatip Lisesine meslek dersleri öğretmeni olarak uzun yıllar vazife yapmıştı. Ankara’ya yolumuz düştüğünde onu ziyaret eder, onunla hasbihal ederdik.
Birlikte öğrencilik yaptığımız 1980’lerden günümüze kadar, köprülerin altından çok sular aktı. Yeni Asya camiası, askerî darbeler, derin fesat odaklar ve menfi siyasetin tetiklediği bölünmelere, ayrışmalara maruz kaldı. Camiaya mensup ilmiyle, akademik kariyeriyle, maddî imkânıyla temayüz etmiş nice meşhur Nur Talebesi, daireye sokuşturulan fitne fesat telkinleri sebebiyle kafası karışarak Yeni Asya şahs-ı manevîsini terk edip farklı gruplara katılırken, İbrahim Günaydın tuzağa düşmeyerek o şahs-ı manevînin çizgisinde inhiraf etmeden vefatına kadar sebat etti.
Kardeşimiz, yumuşak huylu, mütebessim çehreli, temiz fıtratlı, söz ve davranışlarıyla kimseyi incitmeyen bir yapısı vardı. Zahirî şer gibi görünen hadiselerin arkasındaki gizli hayırlı sonuçları görmeye çalışırdı. Kimse hakkında su-i zan etmez, Kimsenin kalbini kırmaz, onun kalbini kıranların gönlünü almaya çalışırdı. Onun, Risale-i Nur meslek ve meşrebine bağlı ihlâslı, sadık ve sebatkâr bir Nur Talebesi olduğuna kanaatim vardır.
Üstadımız Bediüzzaman, Nur Talebelerinin birbirlerine en fedakâr nesebi kardeşten daha ziyade kardeş olduklarını beyan eder.1 İbrahim kardeşimizin vefat haberini duyduğumda sanki nesebî kardeşim vefat etmiş gibi hissettim. İstanbul’da onunla yaşadığımız hatıralar hayalimden geçti. Yeni Asya çınarından bir yaprak düşmüştü.
Cenab-ı Haktan, İbrahim kardeşimize rahmet etmesini, ailesine ve yakınlarına sabr-ı cemil ihsan etmesini niyaz ederim. Yeni Asya camiasının başı sağ olsun. Âmin.
Dipnotlar:
1. Şualar, YAN, 2019, s.376.