"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Koronavirüsün dili

İbrahim ERSOYLU
20 Mart 2020, Cuma 00:01
Kâinatta işleyen muhteşem nizam ve intizam gösteriyor ki, hiçbir şeyde tesadüf yoktur. Her şey Yüce Yaratıcının ilim, irade ve kudretinin kontrolünde cereyan etmektedir. Koronavirüs de rastgele ve tesadüfî olarak ortaya çıkmamıştır. Onun bir dili ve vermek istediği bir mesajı vardır.

Bir Hadiste Cenab-ı Hak zalimlere zulümden vazgeçmeleri için mühlet vereceği, geri adım atmadıkları takdirde onları şiddetlice yakalayacağı, O’nun yakalayışından onların asla kurtulamayacakları ifade edilir. (Buhari, Tefsiri Sûre: 11, Müslim, Birr: 61.)

Küresel güçlerin Suriye ve Irak’ta, Çin’in Doğu Türkistan’da, İsrail’in Filiistin’de, Hindistan’ın Keşmir’de Müslümanlara yaptığı akıl almaz zulümler haddi aştı. İslâm ülkelerinde idarecilerin halklarına reva gördükleri zulümler de sınırı geçti. Türkiye de benzer durumdadır.

İnsanların çoğu inançsızlık, sefahat ve dalâlette sınırı aşınca ve zalimler zulme devam edince mazlumların feryadı arşa yükselir, Cenab-ı Allah’ın gazabı devreye girer. O gazap Ad kavminde olduğu gibi şiddetli bir rüzgâr, bazen Lut kavminde olduğu gibi gökten taş yağmuru, Nemrut kavminde olduğu gibi dehşetli bir sinek taifesi, bazen bir deprem, bazen bir yangın, günümüzde olduğu gibi gözle görülmeyen bir virüs şeklinde tecelli eder.

Bir âyette “Rabbinin ordularını ancak o bilir” (Müdessir Sûresi: 31) buyrulur. Nitekim malûm virüs ordusu, zulmün merkezi olan Çin’e önce hücum etti, sonra haddi aşan diğer topluluklara yöneldi.

Bu musîbet, neden zalimlere münhasır kalmayıp dünyaya yayılarak umumî bir şekle girmiştir?

Üstad Bediüzzaman, bir yerde vuku bulan zelzelenin umumî şekle girmesinin sebebini anlatırken, umumî musîbetin ekseriyetin hatasına terettüp etmesinden, insanların çoğunun o yerde yapılan hata ve zulümlere ya fiilen, ya iltizamen (sessiz kalarak), ya da iltihaken (onu savunarak) destek vermesi olarak ifade eder. (Sözler, s. 67)

Masum insanlar, Suriye’de, Irak’ta, Filistin’de, Arakan’da, Doğu Türkistan’da zulüm ve katliâma maruz kalırken, başta İslâm ülkeleri olmak üzere dünya devletleri ve halkları zulümleri ya fiilen, ya iltizamen veya iltihaken desteklemiş, en azından sessiz kalarak görmezden gelmişlerdir. Sonra malûm musîbet ortaya çıkmıştır.

Dünyada hükümetler bu felâkete karşı daha önce görülmemiş şekilde tedbir üstünde tedbir almaya yönelmiş durumdadırlar. Hayatları tehlikeye girdiğini gören insanlar virüse kapılmamak için en etkili korunma yollarına müracaat etmektedirler.

Elbette tıp uzmanlarının teklif ettikleri en etkili sağlık tedbirleri almak lâzımdır. Ama bu tek aşına yeterli değildir. Toplumları kasıp kavuran inançsızlık ve ahlâksızlığa bir sınır getirilmesi, zalimlerin zulümden vazgeçirilmesi gerekmektedir. Dünya kamuoyu bu iş için demokratik yollarla harekete geçmesi lâzımdır.

Aksi halde bugün korona virüsüne çare bulunsa da, ilerde İlâhî gazap başka bir musîbetle tekrar devreye girebilir

Okunma Sayısı: 2372
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı