"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Gerçekten AB’ye ihtiyaç kalmadı mı?

İbrahim ERSOYLU
22 Şubat 2026, Pazar
Avrupa Birliği (AB), aslında demokrasi, hukuk ve medeniyet projesidir. Onun, aday ülkeler için şart koştuğu reformları hayata geçirmek, Demokratik ve hukuk standartlarını yakalamak demektir.

Bu standartları yakalayan hiçbir ülke yoktur kİ, demokrasi, ilim, sanayi ve teknoloji yönünden kalkınmış, vatandaşları refah içinde yaşayan örnek bir ülke olmasın.

Geçmişte AB süreci Türkiye’nin hep lehine olmuştur. Türkiye o süreçten daima kazançlı çıkmıştır. 1950’lerde hürriyetçi Demokrat ülkelerin dayatması olmasaydı, İsmet Paşa’nın tek partili baskı yönetimi, kendi isteği ile Demokrasiye ve hürriyetlere geçit vermesi mümkün müydü? Elbette değildi ve biz hâlâ bir Irak, bir Suriye gibi, Ortadoğu’nun diktatörlükle yönetilen ülkeleri gibi olmaya devam edecektik.

AB SÜRECİ İLE VESAYETLER KIRILDI

Şimdi AB’ye meydan okuyan ve ona ihtiyaç kalmadığını söyleyen iktidar sözcüleri, 2000’lerin başında AB süreci ve reformları sayesinde askerî ve yargı vesayetini kırdıklarını unuttular mı? O sürecin olumlu havası olmasaydı, o dönemde darbeciler, AKP iktidarını Ergenekon ve Balyoz darbe harekâtlarıyla  düşüreceklerdi.

O zamanlar AB süreci havası sayesinde ülkemiz, dünyada parlayan bir yıldız gibi olmuştu. Demokratik reformlar yapan, ekonomisi istikbal vaat eden, yatırım yapılabilir güvenli bir devlet görüntüsü vermişti. Doğu ve Batı ülkeleri, özellikle İslâm ülkeleri, yatırım için Türkiye’ye yönelmişti. Şimdi ise, AB’den uzaklaştıkça yatırımcılar kaçmakta, antidemokratik icraat sebebiyle terör ve diğer sosyal problemlerle boğuşan karışık, güvensiz bir ülke görüntüsü vermektedir. 

İçerde demokrasi, hukuk ve hürriyetlerin askıya alınması sebebiyle de hesap vermeye yanaşmayan, uzmanların uyarılarını kaale almayan tek adam rejiminin yanlış uygulamaları, toplanan vergilerin ve kaynakların hatalı yerlerde sarf edilmesi sonucu hâsıl olan ekonomik kriz, Türkiye toplumunu bunaltmaya devam etmektedir. 

KEMALİSTLER, AB’DEN NEFRET EDERLER

AB sürecinin diğer çok önemli bir faydası; Türkiye’yi her alanda ellerini bağlayarak maddî ve manevî kalkınmasını, ilerlemesini engelleyen Kemalizm’in kayıtlarından  kurtulmasına yardım etmesidir. Zira Türkiye kendi dinamikleriyle bu ideolojinin cenderesinden kurtulamamaktadır.

AB’nin prensiplerinden  biri; “İdeoloji ile yönetilen bir ülke, AB’ye giremez.” kuralıdır. Onun için askerî ve sivil Kemalistlerin en büyük  korkusu; Türkiye’nin AB sürecinde ilerlemesidir. Onlar biliyorlar ki, Türkiye bu süreçte ilerlerse ülke demokratlaşacak, zenginleşecek, medenîleşecektir. Böyle bir ülkede Kemalizm’e yer olmayacaktır. 

Kemalistler, Materyalist ideolojilerinin gereği, dindar kimlikli iktidarlara asla tahammül edemezler. Eğer tahammül ediyorlarsa, bu işte bir bit yeniği var demektir. Onlar böyle bir iktidarı ideolojilerinin devlet sistemine hâkim olmasına itiraz etmediği için desteklemektedirler.  

Sözün kısası: Dindar kimlikli yöneticilerimiz, AB’ye meydan okumakla ve ona ihtiyaç olmadığını ilân etmekle kendi ayaklarına kurşun sıktıklarını ya bilmiyorlar, ya işlerine öyle  geldiği için davranıyorlar. Ülkeyi, AB’den uzaklaştırmak, ya da koparmak hem kendileri, hem Türkiye için hiç iyi olmayacaktır. Bu durum ülkemizi demokratik medenî ülkelerden koparıp  Rusya, Çin gibi dikta devletlere yaklaştıracağı, kaos, gerilim ve çatışma ortamında bocalamasına, üçüncü dünyanın geri kalmış fakir bir devlet durumuna düşmesine sebep olacağı açıktır.   

Okunma Sayısı: 1253
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Hüseyin ilhan

    22.02.2026 22:51:11

    AB Kendi menfaatlerini on planda tutan bir birlik mi,evet. AB Geçmişi birçok soykırım savaşlar ile bilinen,milyonlarca masumun can kaybından sorumlu suçlu olan ülkelerin kurduğu birlik mi,evet. AB Bugünde belli klasik anlayış ve zihniyete sahip mi,evet. AB İslam medeniyetine sahip,İslam adaleti ile hüküm veren bir topluluk mu,hayır. Pekii böyle bir fikriyati mazisi olan bu birliğe ortak ülkelere niçin neden 50 yılı aşkın sagci-solcu-milliyetci-muhafazakar insanımız çalışmaya,okumaya ve dahildeki baskı,dayatma ve hukuksuzluk,adaletsizliklerde ilk sığınılacak liman olarak gördü.? Bir kere ülkemiz ve alem-i İslam ülkeleri dinin icaplarina,rabbimizin emir,yasaklarına riayet edilmeyen idari baskı,haksızlıklar karşısında daha hür,daha güven içinde olduğu için tercih ettiği de bir realite. Aziz ustadimizin 'Avrupa ikidir,diye tavsifini iyi idrak etmeli,toptan ve peşin hükümlü olmamalıyız.

  • S.topuz

    22.02.2026 15:19:23

    ..."Hattâ Hazret-i İsa Aleyhisselâm'ın nüzulü dahi ve kendisi İsa Aleyhisselâm olduğu, nur-u imanın dikkatiyle bilinir; herkes bilemez. Hattâ Deccal ve Süfyan gibi eşhas-ı müdhişe, kendileri dahi kendilerini (Deccal olduğundan habersizler) bilmiyorlar."Şualar - 579 ..."Hem Deccal'ın rejimine ve teşkil ettiği komitesine ve hükûmetine ait garib halleri ve dehşetli icraatı, onun şahsıyla münasebetdar rivayet edilmesi cihetiyle manası gizlenmiş. Meselâ: "O kadar kuvvetlidir ve devam eder; yalnız Hazret-i İsa (A.S.) onu öldürebilir(işte muskit cevabı; A.B. sonlandırabilir), başka çare olamaz." rivayet edilmiş. Yani, onun mesleğini ve yırtıcı rejimini bozacak, öldürecek; ancak semavî ve ulvî, hâlis bir din İsevîlerde zuhur edecek ve hakikat-i Kur'aniyeye iktida ve ittihad eden bu İsevî dinidir ki, Hazret-i İsa Aleyhisselâm'ın nüzulü ile o dinsiz meslek mahvolur ölür. Yoksa onun şahsı bir mikrop, bir nezle ile öldürülebilir." Bediüzzaman Said Nursî, Risale-i Nur Külliyatı, Şualar - 581

  • S.topuz

    22.02.2026 15:12:18

    ..."Âhirzamanda Hazret-i İsa Aleyhisselâm gelecek, Şeriat-ı Muhammediye (A.S.M.) ile amel edecek mealindeki hadîsin sırrı şudur ki: Âhirzamanda felsefe-i tabiiyenin verdiği cereyan-ı küfrîye ve inkâr-ı uluhiyete karşı İsevîlik dini tasaffi ederek ve hurafattan tecerrüd edip İslâmiyete inkılab edeceği bir sırada, nasılki İsevîlik şahs-ı manevîsi, vahy-i semavî kılıncıyla o müdhiş dinsizliğin şahs-ı manevîsini öldürür; öyle de Hazret-i İsa Aleyhisselâm, İsevîlik şahs-ı manevîsini temsil ederek, dinsizliğin şahs-ı manevîsini temsil eden Deccal'ı öldürür.. yani inkâr-ı uluhiyet fikrini öldürecek." Mektubat - 6

  • S.topuz

    22.02.2026 15:10:18

    "Rivayetler, Deccal'ın dehşetli fitnesi İslâmlarda olacağını gösterir ki, bütün ümmet istiaze etmiş. لَا يَعْلَمُ الْغَيْبَ اِلَّا اللّٰهُ Bunun bir tevili şudur ki: İslâmların Deccal'ı ayrıdır. Hattâ bir kısım ehl-i tahkik İmam-ı Ali'nin (R.A.) dediği gibi demişler ki: Onların Deccal'ı Süfyan'dır. İslâmlar içinde çıkacak, aldatmakla iş görecek. Kâfirlerin Büyük Deccal'ı ayrıdır. Yoksa Büyük Deccal'ın cebr ve ceberut-u mutlakına karşı itaat etmeyen şehid olur ve istemeyerek itaat eden kâfir olmaz, belki günahkâr da olmaz." Bediüzzaman Said Nursî, Risale-i Nur Külliyatı, Şualar - 585 - 😢🇹🇷😪🙌🌹🤲🌹♥️☝️🌙🕋😭😭😭🕊🕊🕊🌍🇪🇺🕋🇩🇪🇹🇷🇷🇺😭🇺🇦😭🇮🇷😭🇵🇸😭🇵🇸😭🇵🇸😭🇵🇸😭🇵🇸😭🇵🇸

  • Enes

    22.02.2026 13:18:15

    Ayrıca avrupa birliğine biz girmek istesek de bizi almazlar. Kıbrısta birleşelim diye oy kullandık. Cevap olarak rumlar ne dedi biliyoruz. Sanki avrupa bizi almak istiyormuş da biz girmek istemiyormuşuz diye bir şey yok. Dindarların çoğu da avrupa birliğine girmekten gocunmuyorlar.

  • Enes

    22.02.2026 13:15:58

    Bir Müslümanın avrupa birliğine dini kaygılardan dolayı girmek istememesi takdir edilesi bir hassasiyettir. Siyasettekilerin isteyip istememesi kendilerini bağlar. Sonuçta dindarların oylarını alıp iktidar olacaklar. İsterlerse halkın düşüncelerini yansıtırlar isterlerse bildikleri doğruların peşinden giderler. Sonuçta sandıkta değerlendirilecekler.

  • Osman Yıldırım

    22.02.2026 11:36:09

    Kemalistler AB yi istemedikleri gibi Tekadama dayalı dinci iktidarlarada AB yi istemezler ilk dönem iktidarını pekiştirmek için AB bakanlığı bile kurarak ülkedeki bir takım vesayetleri AB sayesinde kaldırabilir sonra kendi rejimini inşa ederek AB den vazgeçti ancak bu vazgeçmenin faturasını ülkeye halka ötetti kendilerine saraylar inşa ederek keyfi yönetimlerini sürdürmektedir,oysa AB sürece devam etseydi demokrasi,hukuk,adalet olacaktı ve tüm daha rahat edecekti ancak bugün tekadama dayalı rejim inşa edilerek iktidar ve yakınlarının rahatı öncelenerek toplumun refahı geri plana edildi. Bu bakımdan gerçek dindar ve vatanseverler bu duruma asla taraf olmalıydı ancak ne yazık ki dindarların büyük bir kısmı toplumun refahı yerine iktidarın çevresinin refahına taraf oldular ve ülkemiz maddi ve manevi irtifa kaybetti.

  • Eda Gül Beyaz

    22.02.2026 06:39:44

    5- Zaten Türkiye her ne kadar birliğin resmi üyesi değilse dahi ekonomik olarak birliğin ayrılmaz bir parçasıdır. Resmi olarak AB'ye üye olmamasında karşılıklı çekimserlikler olmakla beraber bu daha çok AB'nin tercihidir. Olası bir AB üyeliği durumunda Türkiye bir anda birliğin en kalabalık ülkesi konumunu işgal edecektir. AB'nin politikalarını belirleme de Türkiye'nin devreye girmesi Almanya ve Fransa'nın istediği bir durum değil. Bu durumda Güney Kıbrıs ve Yunanistan gibi ülkelerin vetolarını bahane ederek Türkiye'yi birliğe dahil etmek istemiyorlar. Ama AB'nin birçok önemli organında Türkiye'ye yer de veriyorlar.

  • Eda Gül Beyaz

    22.02.2026 06:30:48

    4- Bu konuda son dönemde gazetemizin genç kalemlerinden Ahmet Sait Aydil'in yazıları ufuk açıyor. AB'yi her şeyiyle analiz etmeye çalışan yazılarını okumak gerekiyor diye düşünüyorum. Dünyanın gidişatını iyi okumak gerekiyor. AB batan bir gemi olabilir mi? Ya da ABD ve Çin karşısında durumu nedir? Kuşkusuz AB'nin ve Türkiye'nin karşılıklı jeopolitik çıkarları çakışmaktadır. Çatışmadan ziyade uyum içinde hareket etmelerini gerektirecek ortak çıkarları sözkonusudur.

  • Eda Gül Beyaz

    22.02.2026 06:09:21

    3- Risale-i Nurlardan ilham alarak bir medeniyet tasavvuru ortaya koymak gerekiyor. AB'ye üye olmak Risale-i Nurların gösterdiği en nihai hedef midir? AB'nin ortaya koyduğu anlayış en nihayetinde Batı'nın üstünlük anlayışıyla şekillenmiş, Batı felsefesinin yansıması bir sistemdir. Bu sistemi alıp Müslüman bir ülkeye giydirmeye çalışmak hikmetli bir iş midir? AB projesinde yer almak desteklenebilir. Bende destekliyorum. Ama AB'nin yansıması nasıl olacak diye kafa yormak da gerekiyor. Ekonomi ve siyasetin demokratikleşmesi açısından iyi olacağı varsayılması AB'ye evet demek için yeterli bir sebep midir? Diğer alanlar hakkında tek kelam etmemek, üzerinde düşünmemek fikir üreten insanlar için kabul edilemez bir yaklaşım olacaktır.

  • Eda Gül Beyaz

    22.02.2026 05:57:11

    2- AB, demokrasi, hukuk, medeniyet projesi midir? Öyle olduğunu kabul etsek dahi bu proje "Bosna Soykırımı" ile sona ermediğini kabul etsek dahi itiraza mahal bırakmayacak şekilde "Gazze soykırımı" ile sona ermiştir. Ki zaten bir medeniyet projesi de değildi. AB projesi, Kıta Avrupasının güçlü devletleri tarafından kurulmuş ekonomik bir birliktir. Bugün bu birliğin bunun ötesine geçemediği maalesef berrak bir şekilde görülmektedir. Bütün pislikleri evinizin dışındaki sokağa atmanız evinizi temiz yapabilir ama sizi temizlik anlayışına sahip medeni bir insan yapmaz. Aynen öyle de, Avrupa'nın dışında her şey mübah anlayışının medeniyetle bir alakası olduğunu söylemek en azından fikri tutarlılığa sahip insanlar için mümkün değildir.

  • Eda Gül Beyaz

    22.02.2026 02:14:57

    1950 yılında hangi "hürriyetçi, demokrat" ülkelerden bahsediyorsunuz anlamadım. Evet Batı bloğunun dayatması ile çok partili hayata geçildiği bir vakıa. Ancak bu dayatmayı yapan ülkelerin güzellenecek bir yanı mı var Allah aşkına? Anlatayım... Japonyaya atom bombası attılar. Berlin şehrini yerle bir ettiler. Cezayir'de soykırım yaptılar. Filistinli Müslümanların topraklarında İsrail devletini kurdular. Hintli Müslümanların topraklarını Hindulara peşkeş çektiler. Balkan Müslümanlarını Tito'ya, Orta Asya Müslümanlarını Rusya'ya teslim ettiler...sizin övgünüze uygun düşen dönemin Batı ülkelerinin genel hali böyle görünüyor. O zaman nasıl ve neden Müslümanlardan celladına aşık olmasını bekleyebilirsiniz ki?

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı