"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Zübeyir Gündüzalp ve basın

İbrahim ERSOYLU
17 Aralık 2021, Cuma
Zübeyir Gündüzalp, Üstad Bediüzzaman’ın en yakın hizmetkâr ve talebelerindendir.

Biz ona yetişemedik; o 1971’de vefat ettiğinde ilkokul öğrencisi idik. Ancak onu, Sözler’in arkasında yer alan konferansı, Şuâlar’da geçen Afyon Mahkemesi’ndeki muhteşem müdafaası, Lâhikalardaki mektupları, “Nefis Muhasebesi”, diğer adıyla “Altın Prensipler” kitabı ve son şahitlerin onunla alâkalı hatıralarından tanımaktayız. 

Onun öne çıkan mühim özelliklerden biri; Üstadın mesleğine her alanda tavizsiz sadâkat göstermesi, Risale-i Nur düsturlarını bir bütün olarak hayata yansıtmada hassasiyet göstermesi, diğeri fikir ve düşüncelerin topluma mal edilmesinde basının önemini kavraması ve Yeni Asya Gazetesi’nin kuruluşuna öncülük etmesidir.

1960’lı yılların ikinci yarısında bazı dindar gazetelerin yayınları, Türkiye’de Risale-i Nur hizmetinin Müslümanlar arasında tesis etmeye çalıştığı “müsbet hareket” tarzına zıt bir hava uyandırmıştı. İslâm’ın radikal, yıkıcı, istibdada müsait bir din olarak algılanmasına zemin hazırlayıcı neşriyat yapıyorlardı. Bu durum, Zübeyir Ağabeyi çok üzmüştür. Risale-i Nur’un müsbet hizmet tarzının basın yoluyla gösterilmesi ihtiyacı vardı. Onun diğer ağabeylerle istişaresi neticesinde haftalık, daha sonra günlük gazete çıkarılması kararlaştırıldı. 1                    

“LAHANA YAPRAĞI KADAR DA OLSA GAZETEYE İHTİYAÇ VAR”

Mehmet Kutlular’ın anlattığına göre, 1960 ihtilâlinden sonra Nur Camiası, bunaltıcı saldırılara maruz kaldı. İhtilâlciler Nur Talebelerini tutukluyor, polis baskınları yaptırıyorlardı. Ankara İlahiyat Fakültesi hocalarından bazılarını vazifelendirerek, kurdukları “Nurculukla mücadele komitesi” adına onlara yurt çapında Bediüzzaman ve Risale-i Nur aleyhine konferanslar, paneller verdiriyorlardı. 

Zübeyir Ağabey ve Nur Talebeleri, onlara karşı mektuplar, broşürler neşrediyorlardı. 1963’ten sonra İhlâs, o kapatılınca Zülfikar, daha sonra İstanbul’da İttihat Gazetesi yayınlandı. Bunlar haftalık olduğu için ihtiyaca tam cevap veremiyordu. Zübeyir Ağabey ile yapılan istişarelerde, “Lahana yaprağı kadar da olsa kendi gazetemiz olsa, Risale-i Nur Hakikatlerini burada neşretsek, haykırsak, hem de muarızlarımıza hak ettikleri cevabı versek” denilerek günlük gazete ihtiyacı gündeme getirilmişti. 2 

ZÜBEYİR AĞABEY GALATA KÖPRÜSÜ’NDE GAZETE SATTI

Son şahitlerden Mehmet Fırıncı’nın ifadesine göre Zübeyir Ağabey, kapağında, Üstadın resmi altında “Din düşmanlarının planını bozan adam” yazılı olan gazeteyi Galata Köprüsü’nde durarak bizzat satmıştır. 3 

Zübeyir Ağabey diğer ağabeyleri toplayarak onlarla yaptığı istişarede, 21 Şubat 1970’te günlük bir gazetenin yayınlanmasına karar verildi. Yeni Asya isminin fikir babası Av. Bekir Berk idi. 4 

1970’lerde İslâmî kesimin çıkardığı Sabah, Bugün gibi günlük yayınlanan gazeteler vardı. Nur Talebeleri de onları alıp okuyordu. O gazetelerde siyaset, hizmet tarzı gibi Üstadın meslek ve meşrebine zıt yayınlar yapılıyordu. Zübeyir Ağabey, “Kardeşim, biz haftada bir çıkıyoruz (İttihat Gazetesi), onlar her gün çıkıyor. Onların yaptığı bu menfi tesiri biz izale edemiyoruz.” diyerek Yeni Asya’nın kuruluşuna ve günlük olarak yayınlanmasına öncülük etmiştir. 5 

O, gazeteyi “Bizim günlük lâhika mektubumuz, savunma silâhımız ve Risaleleri anlatma ve yayma vasıtamız” olarak görüyordu. 6 

ZÜBEYİR AĞABEY: İÇTİMAΠVAHDETİMİZİ GAZETE SAĞLAR

Zübeyir Ağabey, kurulan Yeni Asya için, “Bu gazete bizim için adeta günlük bir lâhika mektubumuzdur. Sadece Risale-i Nur’un imanî meselelerini okumamız ittihadımızı yeteri kadar temin etmez. Üstadın hayat-ı içtimaiye ve hayatı siyasiye noktasındaki meselelerinde de ittifak etmedikçe ve onları Üstada göre anlamadıkça ittihadımız, ittifakımız tam olmaz. Dolayısıyla bunu sağlayacak gazetedir” demiştir. 7 

Ağabeyimiz gazeteye çok önem verirdi. Yayın politikasını yakından takip eder, şekillenmesinde öncülük ederdi. 8

Onun 1971’de vefatından sonra, şahs-ı manevîye dayanan istişare sistemi ve bu sistemin günlük yayın organı olan Yeni Asya ile yürüyen hizmet tarzı, Nur Talebelerinin çoğu tarafından benimsenmişti ve 12 Eylül 1980’e kadar camiada ittihat ve tesanüt sağlanmıştı. 

Nur Talebelerinin, iman ve Kur’ân hizmeti yanında içtimaî ve siyasî meseleleri de Üstada göre anlamaları neticesinde, Demokrat iktidarlara destek vermeleri, din düşmanlarının oyunu bozuyordu.

Onların bu desteği, aynı zamanda dini istismar eden dindar kimlikli siyasilere de meydan açmıyordu. Bu durum, Demokrat idarelerin siyaseti dine hizmetkâr yapmalarına, diğer taraftan Kemalizm’in zayıflamasına yol açıyordu. Bundan rahatsız olan din düşmanı sivil ve askerî müstebitler, anarşiyi körükleyerek bahane ürettiler ve 12 Eylül darbesini yaptırdılar.

12 Eylül darbecileri, diğer dinî cemaat ve tarikatlara yaptıkları gibi, Nur Camiası’nın içtimaî vahdetini fitne-fesat oyunlarıyla parçaladılar. Dairede temayüz eden ağabeylerin çoğu, Yeni Asya’nın müteaddit uyarılarına rağmen Nur Talebelerinin çoğunu peşlerine takarak, hararetle darbecilere ve Anayasalarına destek verdiler.

İÇTİMAÎ VAHDET TAHAKKUK ETSEYDİ

Günümüzde Bediüzzaman ve Risale-i Nur’u rehber edinen, her biri yüz binlerce mensubu bulunan çok sayıda Nur grupları vardır. Hepsi halisane iman ve Kur’ân hizmeti yapmaktadırlar. 

Ancak Yeni Asya camiası haricindekiler, Risale-i Nur mesleğinin içtimaî ve siyasî alana ait ölçülerini ihtiva eden Münâzarât, Divan-ı harbî Örfi, Sünûhat ve lâhikaları ya okumuyorlar, ya da o ölçüleri Üstaddan farklı yorumlayarak dini siyasete alet eden cereyana nokta-ı istinat olup onu iktidarda tutuyorlar. O da hem dine, hem de ülkeye telâfisi çok zor zararlar vermeye devam etmektedir.

Eğer günümüzde Nur Talebelerinin çoğu, Zübeyir Ağabeyin tarzını, meşveret sistemini hayata geçirmeye devam etselerdi ve Ahrar/ Demokrat güçlere nokta-ı istinat olsalardı, Allah-u âlem hâlihazırda ülkemizde yaşanan imanî, ahlâkî ve ekonomik kriz, kaos, gerilim ve çatışma belki de olmazdı.

Dipnotlar:

1- İ. Atasoy, Nurun Büyük kumandanı Zübeyir Gündüzalp, s. 95.

2- İ. Kaygusuz, Zübeyir Gündüzalp, Hayatı, Mefkûresi, s. 421-422.

3- İ. Atasoy, a.g.e. s. 213.

4- M. Kutlular, İşte Hayatım, s. 111.

5- İ. Kaygusuz,  Zübeyir Gündüzalp, s. 434. 

6- İ. Atasoy, Nurun Büyük Kumandanı, s. 198. 

7- İ. Kaygusuz, a.g.e. s. 434.

8- M. Kutlular, a.g.e. s. 113.

Okunma Sayısı: 2459
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı