"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Hıfz ve inayet-i ilâhiye

İlimdar Kaya
20 Aralık 2020, Pazar
İnayet; ihsan etme, imdada yetişme ve himaye etme anlamında kullanılır.

Kısacası Allah’ın yardım ve şefkatidir, Hâlık tarafından kötülüklerden korunmadır. Harici düşmanlara karşı insanın yalnız başına mücadele etmesi mümkün değildir. İnayet-i İlâhiye ile insan kendini güvende hisseder ve diğer mahlûkat ona zarar veremez. Kâinatta her şey emr-i İlâhî ile Allah dostu kullara dost olur. Çünkü bütün mahlûkat Cenab-ı Hakk’ın emir tahtında hareket eden emir eridir. Güçsüzleri güçlü, zayıfları kuvvetli yapar, insanda çok güçlü ordular ile mücadele edecek korku ve fütursuz bir irade çıkarır ortaya Hâlık. O esnada korku, telâş gibi menfi hiçbir şeye rastlanmaz ve rıza-i İlâhî gayesinin karşısında her menfi duygu sükût eder. Sıkıntı anında karanlığı aydınlığa dönüştüren güneş misali ruha huzur ve cesaret vererek ehl-i imanda şevk, gayret oluşturur hıfz ve inayet-i İlâhiye.

Yunus Emre amellerine değil, Cenab-ı Hakk’ın lütuf ve inayetine güvendiğini izah ederek, “Ne ilmim var, ne tâatim, ne gücüm var, ne takatim,/ Meğer Sen’in inayetin, ide yüzüm ak Çalab’ım!” der.

İman, Kur’ân hizmetinde bulunan peygamberler, müceddidler, evliya ve asfiyalar ile Allah dostları her zaman ehl-i küfrün fitne ve zulümlerine karşı inayet-i İlâhiye ile korunmuş, onların plan ve projeleri neticesiz kalmıştır. Cenab-ı Hak sebeb halk ederek onları koruma altına alır ve himaye ederek zarar verilmesine engel olur. İnayet-i İlâhiye Ebrehe’nin tahribatından Kâbe’yi koruduğu gibi, tarihte bunun gibi olayların örnekleri çoktur.

Peygamberimiz Hz. Muhammed’e (asm) zarar vermek isteyen Ebucehil ve onun gibi Kureyşli birçok müşrikin zararından Peygamberimiz (asm) inayet-i İlâhî ile korunmuştur. Meselâ Peygamber Efendimiz (asm) Hz. Ebubekir ile müşriklerin takibinden kurtulmak için sığındıkları mağaranın kapısında iki güvercin nöbet tutar ve örümcek ağ örerek içeride kimsenin olmadığı intibaını vererek müşriklerin mağaraya girmelerini engeller. Onu öldürmek isteyenler onu göremezler, gözleri kapanır. Peygamber Efendimizin (asm) geldiğini Kureyşlilere haber vermek isteyen çoban olayı unutur ve hatırlayamaz. Düşmanların takibinden telâşlanan Hz. Ebubekir’e “Üzülme! Allah bizimledir” 1 dediği gibi, Allah her zaman inayet-i İlâhiye ile Peygamber Efendimizi (asm) korumuştur. Hz. Musa/nın (as) Firavun’un karısı tarafından büyütülüp korunması ve Hz. İbrahim/in (as) Nemrut tarafından ateşe atıldığında yanmaması, Hz. Eyyüp’ün (as) hastalıktan şifa bulması olayları bu nevidendir.

Bu asırda İslâmiyet’i tahribata kalkışan Süfyanizme karşı her türlü işkence ve zulmü göğüsleyerek sabır ve şükürle karşı koyan Bediüzzaman Said Nursî Hazretleri ve talebeleri insanın âciz kaldığı anlarda inayet-i İlâhî tarafından himaye edilerek korunmuştur. İnayet-i İlâhiye bu asrın yüzünü güldüren Risale-i Nur’un Barla’da doğmasına vesile olmuştur. Bediüzzaman Risale-i Nur’da birçok yerde bu hizmetin inayet altında olduğunu belirterek telâşa gerek olmadığını izah eder.  

Bediüzzaman, Hazreti Gavs’ın mürididir. Emr-i İlâhî ile Gavs Hazretleri müridini birçok tehlikeden koruyarak yardım eder. “Van Kalesi ki, iki minare yüksekliğinde sırf dağ gibi bir taştan ibarettir, eskiden kalma oda gibi bir in kapısına gidiyorduk. Ayağımdan kunduralar kaydı, iki ayağım birden kaydı. Tehlike yüzde yüz. Başkaca nokta-i istinad kalmadığı hâlde, büyük bir istinada basmış gibi üç metrelik bir kavisle o mağaranın kapısına atılmışım. Hem ben, hem beraberimdeki orada hazır arkadaşlarım, ecel gelmediği için sırf bir hıfz-ı İlâhî, harika bir imdad-ı gaybî telâkki ettik.”2

Üstad Hazretleri dağda bir ağaca dayanıp durduğu bir anda “gayet müthiş ejderha gibi bir yılan arkasında ağzını açmış, bekliyor. Hücum edemiyor. Birden Hocam o yılanın önünden tarla içine çekildi, yılan ise çöreklenmiş ve bir metre de ayağa kalkmış vaziyette iken onun hücumuna intizar ediyordu. Hâlbuki harika olarak o müthiş hayvan kımıldanamadı, çünkü Hocamın o gün çok defa okuduğu Âyete’l-Kürsî himayeti o hayvana gem vurmuş gibi üç metre mesafede durdurdu. En nihayet çekildi, gitti.” 3 Bediüzzaman’ın hayatında bu tür olaylara sık rastlarız.

Ali Ulvi Kurucu Bediüzzaman’ın feragatini anlatırken “İslâm için bu kadar acıklı bir feragate katlanmaya razı olan mücahidleri, Erhamürrahimîn olan Allah-ı Zülkerîm Teâlâ ve Tekaddes Hazretleri bırakır mı? O fedai kulunu lütuf ve kereminden, inayet ve merhametinden mahrum etmek şanına-haşa-yakışır mı?” 4 diyerek bu şahısların inayet-i İlâhî ile korunduğunu nazara verir.  

Evet, iman Kur’ân hizmetinde koşturup Rıza-i İlâhiyi gaye-i maksat edinenler inayet-i İlâhiye altındadır. Bu sebeple İslâm ve Kur’ân düşmanları bir halt edemez!

Dipnotlar:

1- Mektubat- Mucizat-ı Ahmediye 15. işaret.

2- Sikke-i Tasdiki. 

3- 28. Lem’a 1. nükte 2. emare.

4- Tarihçe-i Hayat -önsöz.

Okunma Sayısı: 1256
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Mete - Eskil

    20.12.2020 15:11:11

    Tebrik ederim Müdürüm.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı