"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

13 yıl önce yazılan bir soykırım yazısı

Kâzım GÜLEÇYÜZ
01 Kasım 2019, Cuma
Açıkça görünen o ki, soykırım iddiaları bundan sonra da başımızı ağrıtmaya devam edecek. Şu anda Ermeniler üzerinden yürütülen kampanyayı, Süryaniler, Rumlar ve diğer azınlıklara yayma çabaları da var. Bu vaziyette ve bu gidişle, yarın başka azınlıkların da işe dahil edilmesi sürpriz olmaz.

Bunun altında, tarihten gelen bir nefret, kin ve intikam duygusuyla Türkiye’ye yönelen husumetlerin yattığı son derece aşikâr.

Ancak Türkiye’yi yöneten zihniyetin, en hafif tabirle “akıl tutulması” olarak nitelenebilecek tavrının, bu husumetlerle sürdürülen amansız taarruzlar karşısında “yumuşak karnımızı” oluşturduğu da bir başka vâkıa.

Zira bu zihniyet herşeyden önce, iddia konusu hadiselerin kendi içimizde serbestçe araştırılıp tartışılmasına engel oluyor. Böyle olunca zihinlerde, “Gizlenip örtbas edilmek istenen birşeyler mi var?” kuşkusu doğuyor.

Oysa tarihî gerçekler olduğu gibi kabul edilip, hatalar olduysa—ki olmuştur—sahiplerine rücu edilerek ortaya konulsa, dürüst ve samimî davranılmış ve kasıtlı saldırıların peşinen önü kesilmiş olur. Ama şimdiki durumda, bütün bir millet “İttihadcıların bozuk kısmı” tarafından gerçekleştirilen cinayetleri savunmaya zorlanıyor. Fanatik Ermenilerin yaptığı Müslüman katliâmlarını nazarlara vererek “Ermeni soykırımı” iddialarını püskürtme gayretleri ise yine bu gayri samimî tavır yüzünden neticesiz kalıyor.

Kaldı ki, bu söylemlerin, asıl ulaştırılması gereken dünya kamuoyu ve ilgili dış mahfillere duyurulması noktasındaki noksanlık ve beceriksizlikler de işin ayrı bir ciheti. Dışarıya duyurup kabul ettiremedikten sonra “Ermeni mezalimi”ni kendi kendimize hatırlatıp durmak bize ne fayda getirebilir ki? 

Öte yandan, işin o cihetini bir “kan davası” mantığıyla ortaya sürmenin anlamı yok. 

Yapılması gereken şeylerden biri, soykırım iddialarına karşı, bunları tasvip etmeyen TC vatandaşı Ermenilerden yararlanmak. 

Ve bir başka nokta, mukatele ve tehcir ortamının oluşmaya başladığı bir dönemde “Şu milletin saadeti ve selâmeti Ermenilerle ittifak ve dost olmaya vâbestedir” diyen ve Birinci Dünya Harbinde cephede savaşırken Ermenilerin yaşlı, kadın ve çocuklarına dokundurmayan Bediüzzaman’ın mesajlarının içeride ve dışarıda kitlelere mal edilmesi. (Yeni Asya, 19.10.06)

Okunma Sayısı: 2112
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Necati

    1.11.2019 06:21:15

    Msslesef, nerdeyse bir asır öncesinden Bediüzzaman hz. görüp ikaz ettiği hakkatleri hala farketmemiş ve görememiş olmanın sıkıntılarını cekmeye devam ediyoruz. Ferasetli ve basiretli devlet adamlarına, hepsinden önemlisi tam bir demokratik ortamda bu meselerin rahatça tartışılmasına ne kadar çok ihyiyacımız var.

  • Oğuz Yiğiter

    1.11.2019 05:54:53

    Tebrik ve dualar...

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı