"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

31 Mart’tan 23 Haziran’a

Kâzım GÜLEÇYÜZ
08 Mayıs 2019, Çarşamba
Erdoğan’ın, kendisini bugün bulunduğu konuma getiren “yükseliş”i, çeyrek asır önce yapılan yerel seçimlerde İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı’na seçilmesiyle başlamıştı.

Başkanlığı, görev süresinin sonuna doğru, 28 Şubat döneminde okuduğu bir şiirden dolayı ceza alıp 4 ay 10 gün hapis yatmasıyla son buldu; ama o zaman da, partisinin iktidar olduğu sonraki yıllarda da şehri halefleriyle yönetmeye devam etti. 

25 yıldır “kale”si olarak gördüğü ve bu yüzden son derece özel bir önem verdiği şehir için, hayli zamandır “Burayı kaybedersek Türkiye’yi kaybederiz” diyordu.

Ve geçen 31 Mart’ta bu endişesi gerçek oldu. En güvendiği ismi aday göstermesine, ortağı MHP ile beraber bütün gücüyle yüklenmesine, ortak büyük mitinglerinin yanı sıra ilçelere de tek tek gitmesine, devlet ve belediye imkânlarını sonuna kadar kullanmasına, gösterişli projeleri devreye sokmasına, yoğun reklam kampanyalarına rağmen büyükşehiri kazanamadı.

Haliyle bu sonucu hazmedemedi. Bir ara oy oranlarını ve kazandıkları ilçe sayısını öne çıkararak “Aslında kaybetmedik, kazandık” söylemleriyle işi götürmeyi denedi, ama eşzamanlı olarak, kendisi kazanmış olsaydı telâffuz bile etmeyeceği “usûlsüzlük, şaibe, yolsuzluk, sahtecilik” iddialarını gündeme taşımaya devam etti.

Sonunda işi “Yeniden seçim olsa kazanırız, vatandaş seçimin tekrarını istiyor” noktasına getirdi. Partisi adına yaptırdığı itirazı ve “Seçim iptal edilsin” talebini YSK böyle bir baskı altında sonuca bağladı.

Ne var ki Saray ve ekibinin bu zorlamaları toplumun farklı kesimlerinde hoş karşılanmaz ve aksülamel yaparken, iktidar partisinin kendi içinde de çatlamalara yol açıyor. Daha doğrusu, özellikle tek adam rejimine gidiş sürecinde beliren çatlakları daha da görünür kılarak derinleştiriyor.

Kurucu kadroya mensup olan ve birlikte çıktıkları yolda yıllarca beraber yürüyüp yağan yağmurda beraber ıslandıktan sonra dışlanıp tasfiye edilen isimlerin tepkileri giderek artıyor. “Seçimi manevî ve etik olarak kaybettik” özeleştirileri yapılıyor.

Açıkça görünen o ki, 31 Mart süreci, iktidar partisinde epeydir biriken iç sancıları tetikleme gibi bir sonucu da doğuruyor.

Bakalım, bu sancılar, öncesi ve sonrasıyla 23 Haziran’da neler getirecek?

Okunma Sayısı: 3633
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Gündüz Alp-3

    8.5.2019 14:50:18

    Sırf uymasa iyi. Bir de bedenin bu libası reddetmesi vardır. Merhum Cemil Meriç "-izmler" için "deli gömleği" benzetmesi yapar. Hiç bir ülke "-izm"li gömleği kendi rızası ile giymez. Menfi ve menfaatçi siyaset genelde "yalan" üzerinde cereyan ettiğinden ve "aldatarak iş gördüğünden", yandaş medyanın desteği ile kamuoyunu manipüle ederek o gömleği halka kendi eliyle giydirir. Hatırlayın lütfen, iktidar yanlısı bir kalem "Yalan altın çağını yaşıyor" demişti. Halbuki "dindarlık" ve "yalan" asla yan yana gelmeyecek iki kavramdır. Öyle anlaşılıyor ki 31 Mart yeni bir başlangıcın işaret fişeği olacaktır. Toplumda ya da sistemde yeni bir çığır açmak isteyenler eğer fıtratla, yaşanan yüzyılın özellikleriyle, zamanın ruhuyla örtüşmeyen bir yol izlerlerse başarılı olmaları mümkün olmadığı gibi yaptıkları girişimler "şer ve tahrip" hesabına sonuç verir. Bu bakımdan 23 Haziran'ı salt basit bir yerel seçim olarak görmemek lazımdır.

  • Gündüz Alp-2

    8.5.2019 14:31:57

    İşte bu, odur. Şimdi muhalefet bir yandan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı için çalışırken diğer taraftan bu sonuçtan hareketle, küçük ortağın işaret ettiği "yeni sistemi sorgulama" girişimlerine, halkı da dahil ederek demokrasi ve hukuk adına başlamalıdır. Çünkü sorunun kaynağı belli olduğu gibi çözümün adresi de bellidir: Millet meclisine istinat eden parlamenter demokrasi ve hukukun üstünlüğü. 31 Mart'ın sonuçlarını basit bir yerel seçim neticesi olarak değerlendirmemek gerekir. Verilen mesaj çok önemlidir. Milletin talebini iyi okumak ve anlamak, o istikamette bir çalışma yapmak gerekir. İktidar yanlıları içinde ve dışında bir kısım akil insanlar bile 31 Mart'taki halkın talebini ve mesajını doğru anlamış ve okumuş olmalı ki, demokrasi ve hukuk merkezli açıklamalarda bulunuyor. 23 Haziran'da sonuç ne olur bilmiyoruz. Ama bildiğimiz bir şey varsa o da, "yeni" diye ülkenin sırtına geçirilen istibdat ve tahakküm içeren demode libasın bedene uymadığı gerçeğidir.

  • Gündüz Alp

    8.5.2019 14:18:59

    Sayın Güleçyüz, bir türlü seçim atmosferinden çıkıp ülkenin önemli ve öncelikli sorunlarına odaklanamayan iktidar, yeni bir şaibe tartışmasının fitilini ateşleyecek girişimde bulunmuş, ysk da buna sebep olacak bir karar vermiştir. Üstelik 16 Nisan referandumu üzerindeki şaibe bulutları dağılmamışken. Toplumsal vicdana ve hukuka sığmadığı her kesim tarafından dile getirilen yenileme kararı umarım ki, demokrasi ve hukuk adına olumlu bir sonuca kapı aralar, vasıta olur. Bazen şer görünen şey de hayır çıkabilir. Öyle olacağına inananlardanım. Zira ysk'nın (7 üye ile aldığı) şu karar sonuçları bakımından pek çok şeyin artık alenen sorgulanmasına sebep olacak, demokrasi ve hukuk, hürriyet ve adaletin yeniden avdet etmesinin önünü açacaktır, diye düşünüyorum. Çünkü görüldü ki, "yeni" diye takdim edilen sistem, yeni olmadığı gibi sorunları çözme kabiliyeti de bulunmamaktadır. Hatırlarsanız iktidarın küçük ortağı böyle bir sonucun çıkması halinde CHS'nin sorgulanacağını söylemişti.

  • Abdurrahman KOCAK

    8.5.2019 14:11:02

    Aynı zarftan çıkan 4 sonuç, aynı sandık başkanı ve aynı kurul fakat 3 ü kabul birine red. Red nedeni sandık başkanı ve sandık kurulu.Türkiye bunuda görmüş oldu ve tüm dünyayada gösterdi. AKP ilklerin partisi ve iktidarı.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı