"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Ayasofya coşkusu ve adalet çağrısı

Kâzım GÜLEÇYÜZ
26 Temmuz 2020, Pazar
Peygamberimizin (asm) müjdesine mazhar Fatih’in ve şanlı ordusunun emaneti olarak 481 sene cami olarak hizmet eden Ayasofya’nın, Fatih’in vakfiye şartlarına ihanet edilerek mabed olmaktan çıkarılmasının derin hüznü 87. yılının bu Cuma’sında nihayet bitti.

Tarihî yarımadanın meydan, cadde ve sokaklarını doldurarak bu tarihî âna şahitlik ve refakat eden yüz binlerin ve gönlü onlarla birlikte atan milyonların coşkulu katılımıyla Ayasofya tarihî misyonuna yine geri döndü.

Açılışın “davetiyeli protokol” cihetine dair kanaatimizi mahfuz tutarak, “Şükürler olsun” diyor; bu hasretin sona ermesinde dua, emek ve gayretleriyle paha biçilmez katkıları olan Üstad Bediüzzaman başta olmak üzere bütün maneviyat büyüklerini, fikir ve aksiyon adamlarını minnet ve teşekkürlerle yad ediyoruz.  

İktidar cenahı es geçip geçiştirse de, çok zor şartlarda ve ağır bedeller ödeyerek attıkları adımlarla bu mutlu sona erişmenin zeminini hazırlayan Demokratları, ezanı hürriyetine kavuşturan şehit Menderes’i ve 1980’de Ayasofya’nın dört minaresinden ezan okutup Hünkâr Mahfilini ibadete açan merhum Demirel’i rahmetle anıyor; son aşamadaki kararlara imza atan Danıştay üyelerine ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’a tebrik ve teşekkürlerimizi iletiyoruz. 

Ve bu açılışın bir “siyasî fetih” olarak görülmeyip, “barış ve huzur vesilesi” kılınması dilek ve çağrımızı bir defa daha tekrarlıyoruz.

Siyasî mülâhazalarla bu coşkuya ortak olamamanın ötesinde, “Ayasofya müze olarak kalmalıydı,” hattâ “Tekrar kiliseye çevrilmeliydi” diyebilenlerin sergiledikleri hazımsızlığı ise esefle karşılıyor, ayıplıyor ve kınıyoruz.

Ama şunu da tekrar ifade ediyoruz:

Ayasofya’nın ibadet hasretinin nihayet son bulmasına ne kadar sevindiysek, bu coşkunun devam etmekte olan hukuksuzlukları örtmek için kullanılmasına da o kadar karşıyız ve bu tarihî açılışın, Fatih’in adalet hassasiyetini örnek alan bir yaklaşımla, hukukun önünün açılmasına vesile olmasını dileyip soruyoruz:

Ayasofya minberinden okunan Cuma hutbesindeki “Tüm insanlığı her türlü zulme ‘dur’ demeye, adalete, barışa, merhamete ve hakkaniyete davet ediyoruz” mesajının gereğini evvelâ kendi ülkemizde kendi insanlarımıza karşı ve artık daha fazla oyalanıp gecikmeden hayata geçirmemiz gerekmiyor mu?

Okunma Sayısı: 4405
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Hilal

    26.7.2020 22:34:29

    Evet, Kazım abi çok seviyeli ve dengeli bir yazı, teşekkürler.

  • Abdulkadir

    26.7.2020 19:37:19

    Ayasofya camii meselesi,adalet kavramıyla entegre edilince,hakikaten harika bir sonuç ortaya çıkıyor ve çıkacaktır da.Herkes için adalet şart.Adalet her yerde olmalı ve Ayasofya'nın açılmasıyla,adalet tekrar neşv-ü nema bulacak ümidindeyiz.Adaletli günler yakındır İnşaallah.

  • Şükran

    26.7.2020 14:02:20

    Adelete değindiğim için çok teşekkür ederim

  • Bilgin Alpay

    26.7.2020 12:22:42

    Daha fazla vakit kaybetmeden bir an once Hak Hukuk ve Adaletele Ayasofya coskusunu kutlamak umuidiyle,,,,!

  • Abdülhalim

    26.7.2020 11:59:39

    Selamun aleyküm, Kazım ağabey yazınız için teşekkürler, Adalet kavramı, Göreceliğe tabi, şöyleki bu gün gördüğümüz bir duruma zulüm derken, başka bir grup aynı fili işlediğinde hatta bazen grupta değişmese zaman değişimi ile o olaya "müphem", yahut "elzem" diyebiliyoruz. Zaman'a bağlı değişimlerde kişiye bağlı değişimlerde zulüm ve aydınlığın özelliklerini değiştirebiliyor. Bu sebeple insanlar fehimlerinde tuttukları önyargılarıyla karşısındaki insanları ya kucaklıyor, yada saldırıyorlar. Bu sebeple mimberden dinleyenlerin dimağına dağılan tüm cümleler, her akılda farklı işliyor. Bu minvalde bizim gibi azınlıkta olan kesim müspet bir tavır ile yanlışlıkların sebebini naif metodlarla anlatmaya gayret ediyor. Allaha emanet olun.

  • Mehmet

    26.7.2020 00:25:08

    Tebrikler.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı