"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Demokrasimizin derin çıkmazı

Kâzım GÜLEÇYÜZ
04 Nisan 2020, Cumartesi
AKP-MHP ikilisinin ortak imza ile Meclise sunduğu infaz indirimi teklifi, gelinen noktada demokrasimizin bu ortaklık üzerinden ve ona yaslanan tek adam rejimi ile nasıl bir darboğaz ve çıkmaza sürüklendiğini bir defa daha gösterdi.

Şimdiye kadar her darbe döneminde ideolojik ve siyasî gerekçelerle yoğun şekilde gündeme getirilip işletilen “fikir suçları” 15-20 Temmuz sürecinde benzeri evvelce hiç görülmemiş boyutlarda yine hortlatıldı.

Önceki dönemlerde kullanılan “yasal” dayanak, daha ziyade Türk Ceza Kanununun dindarlara karşı kullanılan 163 ve solculara karşı işletilen 141-142. maddeleriydi. Bu maddelere istinaden gayet iddialı ve gösterişli “örgüt davaları” açıldı, ama hepsi çöktü.

Sonuçta, 1990’da Yeni Asya’nın Kocatepe Camiinde okuttuğu Bediüzzaman Mevlidi üzerine koparılan fırtınayı takiben, 163 de, 141 ve 142 de Meclis kararıyla tarihe karıştı.

Ama 7 sene sonra patlak veren 28 Şubat sürecinde yine TCK’nın 216. maddesi, kaldırılan 163’ün yerine ikame edildi. 141-142’nin yerini de TMK aldı ve muhalifleri tasfiye operasyonları bunlarla devam ettirildi.

2000’li yılların başlarında AB’nin de yakın takibiyle bu duruma son verildi ve nisbî/kısmî  bir rahatlama sağlandı. Ta Türkiye’nin yine MGK kararları ve MGSB-kırmızı kitap-gizli anayasa talimatlarıyla yönetilmeye başlandığı tek adam rejimine geçilinceye kadar.

Bu dönemin öncekilerden önemli bir farkı, hayatı boyunca terörle hiçbir  işi olmamış ve eline silah dahi almamış dindarların da TMK kapsamına alınarak mahkûm edilmesi.

Halihazırda hukukî bir tanımı ve karşılığı olmayan siyasî kriterlerle örgüt üyeliğinden, o olmazsa yardım ve yataklıktan, o da olmazsa örgüt propagandasından yargılanan ve hüküm giyen o kadar çok insan var ki...

Millete ve devlete bu kumpası kuran, Sarayı içeriden kuşatıp tecrit eden ve onun üzerinden bütün sistemi kontrol altına alan derin odakların son marifeti, infaz indirimi düzenlemesine verdirttikleri ucube şekil.

Ve önce Resmî Gazete’de yayınlattıkları cezaevi yönetmeliğine koyup, sonra bu teklife sokuşturdukları “Resmî ilan hakkı olmayan gazete cezaevlerine alınmaz” maddesi. Resmî ilanla cezaevlerinin ne ilgisi varsa!!!

Umalım ki bu düzenlemeye de, içindeki bu saçmalığa da Meclis geçit vermesin...

Okunma Sayısı: 5022
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Esra

    4.4.2020 13:24:39

    Evet

  • Metin

    4.4.2020 10:32:25

    Ömrü hayatında eline silah dahi almamış karıncayı dahi ezmekten imtina eden insanların sırf bir inat uğruna hala ceza evlerinde eziyet görmeleri anlaşılır ve kabul edilebilir bir yönü olmayan bir durumdur.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı