"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Hangi Atatürkçülük?

Kâzım GÜLEÇYÜZ
30 Kasım 2012, Cuma
Geçtiğimiz 10 Kasım’da en dikkate değer mesajlardan birini Cumhurbaşkanı Gül, Hürriyet gazetesinin o gün için hazırladığı özel ilâveye yazdığı makalede vermişti.
“Milletimiz Atatürk’ün şahsında kendi ideallerini ve özlemlerini bulmuştur” diyen Cumhurbaşkanına göre, “Gazi M. Kemal, milletimize ilham vermeye ve rehberlik yapmaya devam edecek”ti.
Yine Gül’e göre, “Yakın çevremizde cereyan eden olaylarda kardeş halkların yaşadığı acılar ve ödediği bedeller, Atatürk’ün milletimize yaptığı liderliğin ne kadar emsalsiz ve tarihî önemde olduğunu bir defa daha gözler önüne sermiş”ti.
Makalesini “Aziz Atatürk bizlere ışık tutmaya devam edecektir” diye bitiren Gül, böylece, Çankaya Köşküne iyice “ısındığını” da gösteriyordu.
Ancak 10 Kasım vesilesiyle yapılan farklı, hattâ yer yer çelişkili yorumlar, Atatürk ve Atatürkçülükten millete “ışık tutup rehber olacak” fikirler çıkarmanın daha da zorlaştığını ortaya koyuyor.
Zülfü Livaneli’nin “Bir tek değil, çeşitli Kemalizmlerden söz etmek mümkün ve bunların çoğu, yaşasa Atatürk’ün karşı çıkacağı türden eylemler” yorumu (Vatan, 10.11.12) bunu ifade ediyor.
Hasan Bülent Kahraman’ın “Her askerî darbe Atatürkçülük adına yapılmıştır ve yeni bir Kemalizm üretmiştir. 1960 sonrası sol Kemalizm, 1971 sonrası sağ Kemalizm, 1980 sonrası bürokratik Kemalizm, 1997 sonrası laikçi Kemalizm, 2007 sonrası ulusalcı Kemalizmi tanımlamıştır” şeklindeki değerlendirmesi de  (Sabah, 12.11.12).
“Onu soğuk bir heykele dönüştürdük” diyen Mehmet Ali Birand’ın “Atatürk’e en büyük zararı Kemalistler verdi. Kemalistlerin Atatürk’ü ile Atatürkçülerin Atatürk’ü arasında son derece önemli farklılıklar var” sözü (Posta, 10.11.12), bu kargaşanın sorumluluğunu Kemalistlere yıkıyor.
Mümtaz’er Türköne, “Atatürkçülüğün Atatürk’le hiçbir ilgisi yok. Atatürk Atatürkçü değildir” görüşünü seslendirirken, Erol Mütercimler “Ben Atatürkçü değilim, Kemalistim. Atatürk darbeci değil, ihtilalcidir” diyerek (Abbas Güçlü, Milliyet, 16.11.12)  tartışmaya renkli katkılarda bulunuyorlar. Ancak bu katkılar, karışıklığın izalesini mi, yoksa daha da artmasını mı sağlıyor?
Peki, “Atatürkçü ya da Kemalist değilim, Atatürk’ü seviyorum” diyen tiyatrocu Müjdat Gezen’in (Ahmet Hakan, Hürriyet, 8.11.12) ve “Atatürk’ü seviyorum, o kadar” diye yazan Can Ataklı’nın (Vatan, 10.11.12) yaklaşımları işi çözer mi?
Ya M. Kemal’i “ebedî başkomutan” olarak niteleyen genelkurmay başkanlarını da sollayan bir dille “Atatürk ebedî ve ezelî liderimiz” ifadesini kullanmakta beis görmeyen İlber Ortaylı’ya (İsmail Küçükkaya, Akşam, 11.11.12) ne demeli?
En iyisi, konuyu, Müflis Proje: Kemalizm kitabımızda yer alan satırlarla neticeye bağlayalım:
“Neredeyse Atatürkçü sayısınca farklı Atatürkçülük anlayışı ortaya çıkmış durumda. Ve bunların hemen hepsi birbiriyle kavgalı. En kestirme ve isabetli yorum ise ‘Derli toplu bir düşünce sistematiği olarak Atatürkçülük diye birşey yok. Kim güçlüyse onun yorumu Atatürkçülük oluyor’ (Yeni Şafak, 12.3.07) diyen Fikret Başkaya’nınki.” (s. 78-80)
Okunma Sayısı: 1373
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • demokrat

    30.11.2012 00:00:00

    Bu konuda bu kadar sıklıkla kalem oynatılmasını doğru bulmuyorum.Nedeni şu;biz bu konuda zaten açığız,bunu herkes biliyor.Ancak bu konuda samimiyetsiz duruş sergileyenler karakolda doğru söyleyip mahkeme şaşantipler.Bu karşı çıkışın bile faturasını yıllarca biz ödemedik mi?Yazınızda bahsettiğiniz kişi ve kişileri kutsayanlar hata yapmışlardır.Kabul edilemez şeyler yapmışlardır.Doğru mu,evet doğru.Peki nurlar adına hareket ettiğini söyleyip acımasızca,insafsızca,garazkarene şekilde iç yapıda bizi ademe mahkum etmek isteyenlere aynı eleştiriyi niye yapamıyoruz.Yeni Nesil’i bir gecede eski nesil haline getirenlere,12 eylüle medhiye düzenlere,28 şubata dik duruş diyenlere ne diyeceğiz.Bazı konuların bu kadar kaşınması -bugünkü konjoktürde-ne kadar doğru bunun bünye içinde değerlendirilmesi lazım diye düşünüyorum.Hesaplaşma yapalım derken diğerlerinin gizli uzlaşma ideallerini deıskalamayalım.Saygı ve dua ile...

  • Sezai Mumcu

    30.11.2012 00:00:00

    Istibdat-i mutlak ne isimle önümüze cikiyor önemli degil. Islamin özü ve olmazsa olmazi olan mesru hürriyyete ve maneviyata düsman olan diktatörlük/despotluk/bîdâdlik/zulm-ü mutlakin mahiyeti ifsa edilmelidir. Hz. Musa AS tarafini secip Firavunu sevmek olmaz olamaz. Hidayet yolunun bu zamanimizdan kiyamete kadar temsilcisi Mehdiyeti secip Süfyani Deccali -hangi isim ve sifati tasirsa tasisin- sevmek olamaz. Bu hakikat tekrarlar terdadlar ile dile getirilmeli zira bu mücadele günlük mesele degil kiyamete kadar iman-küfür mücadelesi olarak devam edecektir. Risale-i Nur Külliyati’nin üzerine basa basa (sakin su su eylemde ve tavirda bulunmayin zira dinsizlik hesabina gecer dedigi) ikazlari gündemden düsemez! Saygilarimla

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı