"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Özgecan’dan Pınar’a

Kâzım GÜLEÇYÜZ
28 Temmuz 2020, Salı
Bediüzzaman’ın, 1935’te talebeleriyle birlikte Eskişehir Mahkemesinde yargılanırken tutulduğu cezaevindeki koğuşunun penceresinden karşıdaki lisenin bahçesinde neşe içindeki kız öğrencileri görüp, 50 sene sonraki hazin hallerini hayalinde canlandırınca gözyaşlarını tutamadığını biliyoruz.

Yine Üstad zorunlu ikamete tâbi tutulduğu yerlerden biri olan Emirdağ’da “Adliye Vekili ve Risale-i Nur’la alâkadar mahkemelerin hâkimleriyle bir hasbihaldir” başlıklı mektubunda aynı hassasiyetle “Efendiler, siz ne için sebepsiz benimle ve Risale-i Nur’la uğraşıyorsunuz?” diye sorup şöyle devam etmişti:

“Ben ve Risale-i Nur sizinle değil mübareze, belki sizi düşünmek dahi vazifemizin haricindedir. Çünkü Risale-i Nur ve hakikî şakirtleri, elli sene sonra gelen nesl-i âtiye gayet büyük bir hizmet ve onları büyük bir vartadan ve millet ve vatanı büyük bir tehlikeden kurtarmaya çalışıyorlar.” (Emirdağ Lâhikası, s. 34)

Said Nursî, 1950’lerin başında Eşref Edip’e verdiği mülâkatta şunları ifade ediyordu:

“Karşımda müthiş bir yangın var. Alevleri göklere yükseliyor. İçinde evlâdım yanıyor, imanım tutuşmuş yanıyor. O yangını söndürmeye, imanımı kurtarmaya koşuyorum.” (Tarihçe-i Hayat, s. 959-60)

Onun gündemi buydu: Çağın manevî tuzak ve tehlikelerinden nesilleri kurtarmak.

Ama onu anlamadılar, anlamak istemediler. Nesilleri kendi çarpık ideolojilerine göre şekillendirmeye çalıştılar, ama onu da yapamadılar. Vücuda getirdikleri manevî boşluğun içinde hem kendileri boğulup gittiler, hem de yeni nesilleri o girdaba sürüklediler.

Nice genci hayatının baharında mahveden zehirli ideolojiler, terör ve anarşi belâsı, aile yapısındaki çözülmeler, ölçüsüz ilişkiler, gayri ahlâkî sapma ve savrulmalar, kötü alışkanlıklar, insanî ve vicdanî hasletlerin çok uzağına savrulmaklar, neredeyse asırlık bir sürece yayılan birikimlerin acı neticeleri.

Buna son dönemin “dindar iktidar”ında, iktidarın bazı önde gelenlerine dahi “Maneviyatta sınıfta kaldık” dedirten politikaları ve bunların özellikle genç nesiller üzerindeki yansımalarını ekleyince, karşı karşıya olduğumuz tablo daha da acı bir hale geliyor.

Özgecan’dan Pınar’a bütün vahşet kurbanlarının yürek paralayan hikâyeleri, böyle bir tablo ve arkaplanın çok hazin neticeleri...

Okunma Sayısı: 2874
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Necati

    28.7.2020 22:15:07

    Evet maalesef hale büyük bir gaflet, dünyevilesme, iman zaafiyeti had safhada. Böyle bir ortamda İslami inkişaf beklenirmi? İnsanları cemaatlerden uzaklaştırırsanız, dini devletin tek eline almaya kalkarsanız bi netice kaçınılmaz.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı