"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Ey oruç tut bizi

Kübra ÖRNEK
11 Mayıs 2019, Cumartesi
Oruç, Ramazan ayında farz kılınan, İslâmın temel esaslarından biridir.

Peygamber Efendimizin (asm) ifadesiyle ibadetin kapısıdır. İnsanın asıl vazifesi olan şükrü sağlayan oruç, kulluk bilincini aşılayan bir ibadettir.  Bizi günaha daldırarak, ibadetten alıkoyan nefsimizi ancak oruçla terbiye ederiz.

Orucun sayısız hikmetleri vardır. Nimetlerin değerini anlamak, kul olduğumuzun farkına varmak için oruç tutarız. Nefsin terbiyesine, şahsî ve toplumsal hayatımıza bakan faydaları da vardır. 

Öncelikle oruç, nefsin firavunluğunu bırakarak Rahmet’in kapısını çalmasıyla başlar. Nefis, acizliğini gördüğünde kul olduğunu hatırlar. Sonra bize gönderilen sayısız nimetlerin farkına varmakla kıvamını bulur. Asıl vazifemiz olan şükür, ibadetin özü olan oruçla sağlanır.  Oruç, zengin ile fakirin arasındaki uzaklığı da, açlıkla azaltıyor. Bu sayede kendinden başkasını düşünemeyen insanlar, ihtiyaç sahiplerine şefkat duyarak yardım ediyor. Açlık gerçek manada öğrenildiğinde, o şefkat hissediliyor. İnsan olmanın şuuruna, ahlâkî güzelliklere de yine oruçla varırız. Oruç sadece manevî kazançlar sağlamıyor. Maddî olarak, sağlık sıhhat için de tavsiye ediliyor. Nihayetinde oruç ile Dünya ve Ahireti kazanarak, Allah’ın rızasına ulaşıyoruz.

Kâinatın en değerlisi olan insan, vazifesini tam olarak yaparsa mertebesini koruyacaktır. Bu noktada oruç gibi, kulluğumuzu unutturmayan bir amelin de hakkını vermek gerekir. Yaptığımız ameller, bizi yanlıştan alıkoymuyorsa, sorgulamalıyız. Mideden ibaret olmadığımıza göre, oruç tutmayı sadece maddî bir açlık olarak göremeyiz.

Nitekim müjde verici hakikatli bir söz var: “Her kim Ramazan ayını, susarak oruç tutar da, kulağını, gözünü, dilini, şehvetini ve vücudunun organlarını yalandan, haramdan ve gıybetten Allah’ın rızası için korursa, yüce Allah onu kendine yakın kılar.” Yani midemiz kadar, gözümüze, gönlümüze, aklımıza, fikrimize dahi sahip çıkmalıyız. Bütün cihazlarımızın kendine has ubudiyetleriyle, iştigaline çalışmalıyız. 

Bediüzzaman, orucun en güzelini şöyle anlatıyor: “Orucun ekmeli ise; mide gibi bütün duyguları, gözü, kulağı, kalbi, hayali, fikri gibi cihazat-ı insaniyeye dahi bir nevi oruç tutturmaktır.” 1 Evet oruç, zahirî bir açlıktan öte, manevî bir beslenmedir. Bu gözle baktığımızda, batınî bütün duygularımız da hissesini alacak.

Ruhumuza, kalbimize dokunmayan ameller, ne yazık ki tesirsiz kalıyor. Orucun da, makbul olması için maddî manevî bütün cihazları harekete geçirmesi gerekir. Oruç, günahlardan, yalandan, haramdan, adaletsizlikten koruyarak; dosdoğru bir kul olmaya götürdüğünde gerçek mahiyetine ulaşacak. İsrafla, gösterişle, hak yemekle hakikî orucun ufkuna ulaşamayız. Peygamber Efendimizin (asm) tavsiye ettiği gibi, gözü haramdan sakınıp, iffeti koruduğumuzda orucun gerçek tadına varacağız. 2

Bizi günahlardan tutarak, manen besleyen oruca sımsıkı sarılalım ki, o da bizi bırakmasın.

Kaynaklar:

1) Bediüzzaman Said Nursî, Mektubat, s. 572.

2) Sahih-i Muslim, cilt. 4, sayfa. 128.

Okunma Sayısı: 587
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı