"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Toplum gemisi

Kübra ÖRNEK
12 Ocak 2019, Cumartesi
Toplum, belli kültür ve değerleri paylaşarak beraberce yaşayabilen insan topluluğudur.

Aynı zamanda toplum, “birçok alt sosyal grubu kapsayan, yazılı hukuk sistemine sahip, belli bir toprak parçası üzerinde yaşayan, kendi kendine yeterli  insan grubu” olarak tanımlanmaktadır. 

Sosyolog ve Siyaset Bilimcisi Şerif Mardin’e göre, şahıslar kendi toplumları içindeki diğer kişilerle ve özellikle de yakın oldukları gruplarla paylaşmış oldukları bir “toplum haritası” çerçevesinde anlaşabilmektedirler.1 Evet, toplum sadece şahısların toplamı değildir. Toplumu oluşturan şahıslardan çok fertlerin arasındaki ilişkiler, paylaştıkları değerler ve davranış kalıplarıdır. Dolayısıyla toplum, birbiriyle bağları bulunan şahısların bir arada birlik, beraberlik ve dayanışma içinde yaşamasıdır. Günümüze baktığımızda ne yazık ki, toplum kavramının içinin boşaltılmış olduğunu görüyoruz. Toplumu insanlardan ibaret sayan bir zihniyet, çoğalmaktan başka bir şey yapamaz. Halbuki gerçek toplumlar, çokluğa değil kaliteye önem verir. Ve bulundukları yeri çağlar ötesine götürecek formüller geliştirir. Tarihe, hukuka, birliğe, dirliğe ve manevî değerlere önem vermeyen insanlar, toplumla bütünleşemez. İnançlar ve fikirler yargılanmadığında, değerlere sahip çıkıldığında, hukuk adaletle sağlandığında sağlam bir toplumun temelini atmış olacağız. Hangi renkte, hangi ırkta, hangi dinde olursak olalım, beraber yaşamayı öğrenirsek tok oluruz. Ayrıştırma, ötekileştirme, dışlama ile ancak yok oluruz. Toplumun bekası için birleşmek zorundayız.

Peygamber Efendimiz (asm), toplumu bir gemiye benzeterek  yardımlaşmayı anlatıyor: “Allah’ın çizdiği sınırlara dikkat ederek İslâm’ı yaşamaya çalışanlarla bu sınırı aşanların durumu bir gemide kur’a çekerek, bazısı yukarıda olan bazısı alt katta yolculuk yapan kimselere benzerler. Aşağıdakiler su almak için yukarı çıkınca üsttekilerin arasından geçerler. Kendi yerimizden bir delik açıp suyumuzu alsak da gelip geçerken yol arkadaşlarımızı rahatsız etmesek derler. Eğer onları yapacaklarıyla başbaşa bırakırlarsa, onu da kendilerini de mahvederler. Eğer engel olurlarsa hepsi birden kurtulurlar.” 2

Su almaktan usananlar, bilmeden veya bilerek içinde bulunduğu toplum gemisine zarar vererek, gemideki herkesin hukukunu çiğnerler. Halbuki tamire ve muhafazaya çalışsalar, hem kendilerini hem umum milleti en güzel limanlara götürür ve selâmete kavuşturur. Üsttekiler, alttakilerin geminin tabanını delmesine engel olmazlarsa batarlar. Yapılan yanlışa müdahale ettiklerinde, ses çıkardıklarında hep beraber kurtulurlar. Yani topluma zarar veren birlik ve beraberliğimize mani olan her ne yaşanırsa yaşansın, engel olmaz susarsak kaybederiz. Toplumun selâmeti için bu mücadeleyi yapmak zorundayız.

Evet şimdi de, toplum gemisinin tabanını delmek isteyenler var. Bunlara, fert olarak karşı koyamayız. Kâfirler, zındıklar bile cemaatler halinde birlik içerisinde hareket ederken, bizim ferdi ayrıştırarak ilerlememiz mümkün değil. İslâmiyet bize cemaat halinde birleşmeyi emrediyor. Zamanın cemaat zamanı olduğunu söyleyen Bediüzzaman Said Nursî, bütün toplumlara hitap ederek birlik çağrısında bulunuyor: “Başkasını yutmakla beslenen ırkçılık ve menfî milliyetçilik gibi zehirli unsurların yerine, insanlığın huzurlu birlik ve beraberliği için en iyi kalıcı ve geçerli çarenin din, vatan ve sınıf birliği olacağı, bunun sonucu ise, samimî kardeşlik ve müsalemet, yani barış içinde yaşamak olduğunu belirtmiştir.” 3

Bizler de, öncelikle toplumun üçte birisini teşkil eden gençler olarak, bu gemide yerimizi almalıyız. Ve farklı fikirleri ayrıştırmadan ortak değerlerde birleşerek, omuz omuza vererek ilerlediğimizi unutmamalıyız. Küçülen Dünyamızda gemiyi delmek isteyenler çoğaldı. Şahıs olarak toplumdaki sorumluluğumuzu yerine getirdiğimizde, selâmet sahiline ulaşacağız inşaallah. 

Dipnotlar:

1) Mardin Şerif (1992). Türkiye’de Toplum ve Siyaset. İstanbul: İletişim Yayınları. 

2) Buhârî, Sahih, Şerike 6 (3/111).

3) Bediüzzaman Said Nursî, Tarihçe-i Hayat, s. 209.

Okunma Sayısı: 904
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı