"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

İş sağlığı ve güvenliği

M. Fahri UTKAN
08 Mayıs 2013, Çarşamba
Her yıl Mayıs ayının 4-10 tarihleri arasında 1987 yılından beri kutlanan İş Sağlığı ve Güvenliği Haftasının 27.si bu yıl İzmir’de kutlanacak. Bu münasebetle bazı bilgileri paylaşmak istiyorum.

İş sağlığı ve güvenliği dendiğinde; önce çalışanın can güvenliği, ikinci olarak işverenle ilgili üretim ve mal güvenliği ile millî sermayenin korunması gelmektedir. Bunun için de üçlü sorumluluk söz konusu olmaktadır. Devlet bu konuda kanun, tüzük, yönetmelik çıkarıp bunların uygulanmasından sorumludur. İşveren ise çıkarılan bu kanunlara uygun tedbir alıp uygulatmaktan sorumludur. Son sorumluluk da çalışana düşmekte ve önce kendi güvenliği sonra beraber çalıştığı kişileri korumak ve talimat ve prosedürlere uymaktan sorumludur.
1400 yıl öncesinden Peygamberimiz Hz. Muhammed (asm) Efendimizin birçok hadislerinde can ve mal güvenliği konusunda ikazlarını görmekteyiz.
İlk nakletmek istediğim hadis; “Bir meclisin içinden geçerken, sırtınızda veya elinizde ok varsa, okun demir kısmını tutun ki, birine zarar vermeyin. Birine kınından çıkmış kılıç uzatırken, kabzasını tutabileceği şekilde uzatın ki, eli zarar görmesin.”
Görüldüğü gibi insan güvenliği önemseyen ve zamanımızda çok önemsenen bir iş güvenliği prensibini ortaya koymuş oluyor.  Bu prensibi evde, işyerlerinde araba tamirinde kullanılan her türlü el aleti ve takım için uygulayabiliriz.  Yani; ucu sivri ve keskin her şeyin bir kılıf içerisine alınması gerektiğini söyleyebiliriz.
Başka bir hadislerinde Peygamberimiz (asm) buyurmuş ki; “Çerçevelenmemiş çıplak bir dam üzerinde uyurken ondan düşüp de ölen bir kimseye karşı bir sorumluluk yoktur.  (Yani suç kendisinindir) veya “Kim de deniz dalgalandığı bir anda deniz taşıtlarına binerse, bu yüzden helâk olursa ondan da kimse sorumlu değildir.”
Bunlardan anladığımız gibi, etrafında emniyet tedbiri almadan yüksek bir yerde uyumak tehlikelidir ve bundan dolayı başımıza bir belâ geldiğinde tedbir almadığımız için sorumlusu biz oluruz. Veya gerekli emniyet tedbirleri almadan (güzel ve emniyetli bir gemi, can yeleği, yüzme bilmek gibi) dalgalı denizde yolculuk esnasında oluşacak kazalardan da biz sorumlu oluruz.
Hadis kitaplarından Buhari’de geçen ve Cabir bin Abdullah’tan (ra) rivayet edilen başka bir hadiste sevgili Peygamberimiz (asm) Efendimiz; “Kapıları kilitleyin, su kırbasını (ağzını) bağlayın. Kapları kapaklayın (kapaklarını kapatın), lâmbaları söndürün. Çünkü şeytan kilitli kapıyı açamaz, bağ çözemez, kap açamaz. Bir de fareye dikkat edin, o insanların evini yakar.” 
Bu hadis-i şerif, yatarken her türlü güvenlik tedbirlerini alıp yatmayı emretmektedir. Uyku hali, bir çeşit hayatla ilginin kesilmesi durumudur. Kişi uyku sırasında dış dünyada olup bitenden haberi olmaz. Tedbir almadığı takdirde başına herhangi bir kaza ve felâket gelebilir. Bu tür kaza ve felâketlerden maddî tedbirler almanın yanında duâ okuyarak ta manevî tedbirler alması gerekir.  Ülkemizin en önemli problemlerinden biri iş kazaları. Çoğu zaman çalışanın canını kaybettiği iş kazaları işverene de oldukça ağır bedellere mal oluyor. Bu bedel bazen işyerinin kapısına kilit vurmak anlamına dahi gelebiliyor.
SGK kayıtlarına göre, her yıl ortalama 120 ile 140 bin kayıtlı iş kazası olmakta ve bunlarda 1300-2000 çalışan vefat etmektedir.
İş kazası, mevzuatta en genel tanımı ile sigortalının, işverenin emir ve talimatlarında bulunduğu esnada çalıştığı iş veya işin gereği dolayısıyla aniden ve dıştan gelen bir etkenle onu bedence ya da ruhça zarara uğratan olay olarak tanımlanmaktadır.
Sosyal Güvenlik sistemimizde iş kazası ile ilgili en esaslı tanımlama 5510 sayılı Sosyal Sigortalar Kanununda yapılmıştır. Bu tanıma göre;
• Sigortalının işyerinde bulunduğu sırada,
• İşverence yürütülmekte olan iş dolayısıyla,
• Sigortalının, işveren tarafından görev ile başka bir yere gönderilmesi yüzünden asıl işini yapmaksızın geçen zamanlarda,
• Emzikli kadın sigortalının çocuğuna süt vermek için ayrılan zamanlar da,
• Sigortalının, işverence sağlanan taşıtla işin yapıldığı yere toplu olarak götürülüp getirilmesi sırasında, meydana gelen ve sigortalıyı hemen veya sonradan bedence veya ruhça zarar veren olayları iş kazası olarak tanımlamıştır.
İş kazalarının genelde 3 sebebi vardır:
1. Çalışandan kaynaklanan sebepler, diğer bir deyişle çalışanların güvensiz hareketler dolayısıyla,
2. Çevreden, ortamdan kaynaklanan sebepler, yani güvensiz şartlardan dolayı,
3. Bilinmeyen sebepler.
Bunlardan yüzde 88’e yakını çalışanlardan dolayı oluşanlardır. Yüzde 20’si de ortamdan, kullanılan alet ve makine kusurlarından olanlardır. İlk iki sebepten dolayı oluşan iş kazaları alınan tedbirlerle önlenebilir sınıfına girmektedirler. İş kazalarının yüzde 2’si bilinmeyen sebepten oluştuğu için istatistiksel olarak önlenemez grubuna girmektedir.
Çalışanların güvensiz hareketleri, Eğitimsizlik, Sağlık şartları, Psikolojik sebepler, Fizikî yetersizlik, Ailevî sebepler, Çok fazla iş yoğunluğu, İşyeri şartları olabilir. İş kazalarının büyük çoğunluğu yukarıda sayılan, çalışanların güvensiz hareketlerinden oluştuğuna göre; ilk olarak çalışanı eğitir, yani çalışana güvenlik kültürü eğitimi verilirse iş kazalarının büyük çoğunluğu önlenebilir hale gelebilir. En önemli konu insanların beyinlerine güvenlik şuuru vermektir. Onun ardından tehlikeyi ortadan kaldırmak, bu mümkün değilse riskini azaltmak, bu da mümkün olamıyorsa çalışana kişisel koruyucu donanım vermektir.
Önce eğitim, sonra eğitim, en son yine eğitimle ve gerekli tedbirleri almak ve aldırmakla iş kazalarının yüzde 98’i önlenebilir. Önlemek ödemekten daha kolay, daha ucuz ve daha insaniyetlidir.

KAZASIZ GÜNLER DİLERİM.

 


 

Okunma Sayısı: 2908
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı