"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Mi’rac ve düşündürdükleri

M. Fahri UTKAN
18 Ocak 2026, Pazar
Mir’ac; sözlükte, anlam itibariyle yükselmek, göğe ulaşmak, bazı yerlerde merdiven anlamını da taşımaktadır.

İnsanlar ve özellikleMüslümanlar arasında çokça dillendirilen bir mesele olan Mi’rac  hadisesine farklı birkaç yönden bakmak istiyorum.

Ayet ve hadislerden anladığımıza göre, Hz. Peygamber’in (asm) Mi’rac hadisesi malum şekilde olduğu gibi, her insanının da mi’racı günde beş vakit namaz ile olabilmektedir.

Aynı zamanda, “Cenab-ı Hakk’ın rahmetinin arşına yetişmek için de bir mi’rac var. O mi’rac ise, Bismillahirrahmanirrahim’dir. Ve bu mi’racın ne kadar ehemmiyetli olduğunu anlamak istersen, Kur’ân-ı Mu’cizü’l-Beyânın yüz on dört surelerinin başlarına ve hem bütün mübarek kitapların iptidalarına [başlangıcına] ve umum mübarek işlerin mebde’lerine bak. Ve Besmelenin azamet-i kadrine en kat’î bir hüccet şudur ki, İmam-ı Şâfiî (ra) gibi çok büyük müçtehidler demişler: ‘Besmele tek bir ayet olduğu halde, Kur’ân’da yüz on dört defa nazil olmuştur.’ " (Sözler, s. 25.)

Bu rahmetin ne ve nasıl olduğuna bakarsak; “Ey insan! Hiç mümkün müdür ki, sana bu simayı veren ve o simada böyle bir sikke-i rahmeti ve bir hâtem-i ehadiyeti vaz’ eden Zat, seni başıboş bıraksın; sana ehemmiyet vermesin; senin harekâtına dikkat etmesin; sana müteveccih olan bütün kâinatı abes yapsın; hilkat şeceresini, meyvesi çürük, bozuk, ehemmiyetsiz bir ağaç yapsın?” (Sözler, s. 24-25.)

Anlaşıldığı gibi, bize verilen ve başka hiçbir insana benzemeyen bir simaya sahip olmamız ve bütün canlılara hizmet ettirilen düzenli bir kâinat sisteminin kurulması ve bunların işletilmesi bu rahmetin birer yansımasıdır.

Mi’rac’ın yani anlaşılması zor bu ulvî konuya ulaşabilmenin dört yolu olduğunu Üstad Muhakemat ve Mesnevî-i Nuriye (Nokta) eserlerinde mealen şu şekilde anlatıyor; “Marifet-i Sani denilen kemalât arşına uzanan mi’racların usulü dörttür.”

“Birincisi: Tasfiye ve işraka müesses olan muhakkikin-i sufiyenin minhacıdır [yoludur].

İkincisi: İmkân ve hudüsa mebni mütekellimin tarikidir.

Bu iki asıl, çendan Kur’ân’dan teşaub etmişlerdir. Lâkin fikr-i beşer başka surete ifrağ ettiği için uzunlaşmış ve müşkilleşmiş. Evhamdan masun kalmamışlar.

Üçüncüsü: Şübehat-alüd hükema mesleğidir.

Dördüncüsü ve en birincisi: Belagat-ı Kur’âniyenin ulvî mertebesini ilân etmekle beraber, cezalet cihetiyle en parlağı ve istikamet cihetiyle en kısası ve vuzuh cihetiyle beşerin umumuna en eşmeli olan mirac-ı Kur’ânîdir.”

Okunma Sayısı: 174
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı