"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Hayatı söndüren bomba

M. Latif SALİHOĞLU
05 Ağustos 2022, Cuma
Hem dünya tarihinin, hem dünya savaşının seyrini değiştiren imha edici bomba, 1945 senesi Ağustos ayının ilk haftasında patladı. Patlayan şey, canlı namına bir şey bırakmayan atom bombasıydı.

Japonya’nın önce Hiroşima, ardından Nagazaki adasına bırakıldı bu yıkıcı bombalar.

O gün, dünya tarihinde bir ilk yaşandı. Hayatı söndüren bu patlamanın dehşet veren sonuçları görüldükten sonra, insanlığın kaybetmeyen hemen herkes derinden derine üzüldü. İnsanlık, bunun bir daha tekerrür etmemesi temennisinde bulundu. Allah muhafaza, şayet bir daha dünya savaşı çıkar ve atom bombaları ateşlenirse, çok yüksek bir ihtimalle, bu dünya sonu olur. Yaşadığımız hayatın sonu gelir. Zira, bugün itibariyle gelişmiş durumdaki hemen bütün devletlerin elinde nükleer enerji var. Savaş çıkması halinde, zor durumda kalan taraf bunu silâha çevirip rakibini imha için kullanabilir. Özetle, üçüncü dünya savaşı bir bakıma kıyametin kopması demektir.

Bu hatırlatmalardan sonra, şimdi de 1945’te yaşanan o dehşetli günlerin kısacık bir hikâyesine bakalım.

*

Tarih 6 Ağustos 1945. Japonya’daki Hi­ro­şi­ma a­da­sı­na a­tom bom­ba­sı a­tıl­dı.

A­me­ri­ka­lı­lar ta­ra­fın­dan Ja­pon­ya’nın Hi­ro­şi­ma şeh­ri­ne a­tı­lan bu ilk a­tom bom­ba­sı, bir ba­kı­ma I­I. Dün­ya Sa­va­şı­nın da so­nu­nu ha­zır­la­mış ol­du.

Ha­va­da pat­la­tı­lan bom­ba 20.000 TNT (di­na­mit) gü­cün­de. Yak­la­şık 10 km. ka­re­lik a­la­nı yer­le bir e­den bom­ba­nın et­ki­siy­le 66.000 ki­şi öl­dü, 69.000 ki­şi de ya­ra­lan­dı.

A­ra­dan üç gün geç­tik­ten son­ra Na­ga­za­ki’ye a­tı­lan i­kin­ci bir a­tom bom­ba­sın­dan son­ra, Ja­pon­ya mağ­lû­bi­ye­ti­ni i­lân et­ti ve İkinci Dün­ya Sa­va­şı bu su­ret­le—önce Doğu’da, ardından Batı’da—son bulmuş ol­du.

Japon adalarına atılan bu atom bombaların insan ve sair canlılar üzerindeki öldürücü, yahut sakat edici etkisi yıllar yılı devam etti. Halen de bazı etkiler devam ediyor.

Türkiye’nin savaşa katılma kararı

Türkiye, 80-100 milyon kadar insanın hayatına mal olan II. Dünya Savaşına fiilen katılmadı. Ancak, tamam dışında da kalmadı, kalamadı. 23 Şubat 1945’te tek partili Meclis’in almış olduğu bir kararla, Türkiye “resmî olarak” savaşa sokulmuş oldu.

İsmet Paşanın isteği doğrultusunda hareket eden Meclis’in, o gün almış olduğu karar, “Türkiye’nin İngiltere, Rusya ve Amerika’nın yanında, Almanya ve Japonya’nın karşısında savaşa katılacağı” şeklinde yazılı olarak resmîleşti.

Bu kararın gerçekleştirilmesi için de, uygun zaman, imkân ve fırsatın çıkması beklentisi içine girildi. Ne var ki, Türkiye fiilen de savaşa tam girmek üzere iken, hiç umulmadık bir sebeple savaş sona ermiş oldu.

Bu umulmadık sebep ise, Japonya’da önce Hiroşima ve 3 gün sonra da Nagazaki’ye (6–9 Ağustos) canlı hayatını söndüren o dehşetli atom bombasının atılmasıydı. Şayet böyle bir gelişme olmasaydı, özellikle İngilizlerin teşvikiyle Türkiye’nin de savaşa katılması, Japonya ve Almanya ile karşı karşıya gelmesi kaçınılmaz bir hale gelecekti.

Üstad Bediüzzaman, savaşın alabildiğine kızıştığı bir zamanda, Vel-Asr Sûresindeki âyetlerin mesajından hareketle, “Anadolu’nun meydan-ı harb” olmayacağına” dair müjdeli manalar istihraç etti. (Bkz: Kastamonu Lahikası.)

Okunma Sayısı: 1186
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • M. Selim

    5.8.2022 19:01:55

    Rabbim böyle bir felaketi beni Âdem'e bir daha göstermesin. Âmin! Yüreğinize ve kaleminize sağlık ağabey.

  • S.topuz

    5.8.2022 12:18:34

    " Bu surenin herbir âyetinin manaları çoktur. Yalnız mana-yı işarî ile beş cümlesinde dört defa "şerr" kelimesini tekrar etmek ve kuvvetli münasebet-i maneviye ile beraber dört tarzda bu asrın emsalsiz dört dehşetli ve fırtınalı maddî ve manevî şerlerine ve inkılablarına ve mübarezelerine aynı tarih ile parmak basmak ve manen "Bunlardan çekininiz" emretmek, elbette Kur'an'ın i'cazına yakışır bir irşad-ı gaybîdir.Mesela: Başta قُلْ اَعُوذُ بِرَبِّ الْفَلَقِ cümlesi, bin üçyüz elliiki veya dört (1352-1354) tarihine hesab-ı ebcedî ve cifrîyle tevafuk edip nev'-i beşerde en geniş hırs ve hasedle ve birinci harbin sebebiyle vukua gelmeye hazırlanan ikinci harb-i umumîye işaret eder. Ve ümmet-i Muhammediyeye (A.S.M.) manen der: "Bu harbe girmeyiniz ve Rabbinize iltica ediniz." Asa-yı Musa - 85

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı