"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

İhtisas, ihtisas, ihtisas...

M. Latif SALİHOĞLU
30 Mayıs 2024, Perşembe
Cizre merkez ve civardaki medreseleri ziyaretimiz esnasında, bu ilim-irfan yuvalarında tedrisat gören genç kardeşlerimizle yakın temas ve diyaloglarımız oldu.

Sohbet esnasında, hocalarının da takdir ve memnuniyetlerini kazanan hayata dair bazı mevzuları açıklıkla anlatmaya çalıştık. Bunların bir kısmını burada özetleyerek aktarmak istiyoruz.

Bilhassa Doğu-Güneydoğu Bölgelerinde gençleri çok erken yaşta evlendirme âdetine karşı kısaca şunları söyledik: 

İslâmda evlilikten maksat ve murat “nesil”dir. Neslin devamı için, erken yaşta evlenmek şart değildir. Hele, tahsil hayatına devam ederken, sakın ola ki büyüklerin tesiri altında kalarak evlenmeyesiniz. Talebe iken ve henüz daha çocuk denecek yaşta iken evlenirseniz, ileride pişman olma ihtimaliniz fazladır. Aksi halde, ekseriyetle hem yanlış seçim yapar hem de tahsil hayatınızı sakat eder, sekteye uğratırsınız. Yirmi beşten sonra, hatta otuzlu yaşlarda evlenmekle de bir şey kaybetmiş olmazsınız. Ama, otuzlu yaşlara vardığınızda, hiç olmazsa tahsil hayatınızı tamamlamış, askerliğinizi yapmış ve büyük ihtimalle bir iş ve gelir sahibi olmuş olursunuz. Onun için, iki yakanızı bir araya getirmeden ve merde-nâmerde muhtaç olmayacak bir gelir-maaş sahibi olmadan kesinlikle kimseye gönül kapınızı açmayın ve büyüklerin baskısıyla evlilik hayatına adımınızı atmayın. Kardeşlerim, tekraren ve ısrarla söylüyorum: Aksi halde, ileriki yıllarda bundan pişmanlık duyabilir ve “Keşke erken yaşta evlenmeseydim” demeye mecbur kalabilirsiniz. Bizden hatırlatması…

*

Genç medrese talebelerine yine ehemmiyetle yapmış olduğumuz tavsiyelerden biri de tahsil hayatında belli bir dalda mutlaka ihtisas yapmaları ve tercih ettikleri branşlarda mütehassıs olmaları mevzusuydu.

Bu konuda da kendilerine kısaca şunları söyledik: Bu medreselerde hem hafızlık öğreniyorsunuz hem de Arapça eğitim-öğretimi yüksek derecede almış oluyorsunuz. Eşzamanlı olarak veya buradan mezun olduktan sonra, belki de çoğunlukla İmam-Hatip Lisesine veya İlâhiyat Fakültesine gitmeyi düşünenleriniz vardır. Hatta, belki benim de bu yönde sizi teşvik ile tavsiyelerde bulunacağımı düşünüyorsunuzdur. Ama, ben sizin için bunun tam tersini düşünüyorum. Size kısaca şunları söylemek istiyorum: 

Kardeşlerim; Bu medreselerde derinlemesine öğrenmiş olduğunuz Kurân dersi ve Arabî bilgilerin üzerine İmam-Hatip veya İlâhiyatın ilâveten koyacağı fazla bir şey yoktur. Bu ilim-irfan merkezlerinde Risale-i Nurları da anlayarak okuduktan sonra, bu zamanda ihtiyaç duyulan İmam-Hatip bilgilerine ve hatta İlâhiyat seviyesine gelmiş oluyorsunuz. Buradan mezun olup şehadetnâmelerinizi aldıktan sonra, üniversite hayatı için size tavsiyem, daha çok tıp, diş hekimliği, eczacılık, mühendislik, mimarlık, tarım, ticaret, denizcilik, havacılık ve lisan gibi branşlara yönelin. Zira, asrımız ihtisas asıdır. Böyle yapmakla, hem sahasında ihtisas sahibi olur, hem de maişetinizi kolaylıkla temin etme imkânına kavuşmuş olursunuz. Burada elde etmiş olduğunuz İlâhiyat bilgileri de cepte, çantada keklik mesabesinde zaten, Bunlar zayi olup gitmez inşallah. Dolayısıyla, mevcuttan bir şey kaybetmemenin yanı sıra, yüksek lisans dönemindeki branşlaşma ve yapacağınız ihtisas ile ömür boyu hür ve serbest şekilde sürdürebileceğiniz bereketli bir hayatınız olur.

*

Şimdilik son bir not: Hangi meslek ve branşta olursak olalım, lisan ihtisasını yaparak bir dünya dilini öğrenmenin faydası ve ayrıcalığını da bilmek lâzım. 

Lisan öğrenmek, sadece basitçe bir çeviriden-tercümeden ibaret değildir. Başka bir lisanı tahsil ederek öğrenmek, tercümanlığın yanı sıra, insanın dünyasında ayrıca tarihî, turistik, sosyal, kültürel ve ilim-irfan sahasında da yeni pencerelerin açılması ve daha geniş ufukların görünür hale gelmesi anlamına geliyor. Evet, başka bir lisanı öğrenerek kavrayan bir kimsenin, şüphesiz ufku daha geniş, fikri daha engin, dağarcığı daha zengin olur.

Okunma Sayısı: 1105
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • A. AYDIN

    6.6.2024 23:44:56

    Cevabınız için teşekkür ederim. Bana öyle geliyor ki, Üstad'ın ilk talebeleri "konsantre Nur Talebesi" oldukları için keramet sahibi de oldular, vakıf olarak da kaldılar. Sonraki kuşaklara gelince, her kuşakta sayı çoğaldı ama o üstün vasıflar tek tek şahıslarda toplanmaktan ziyade cemaate dağıldı. Sonuç itibariyle o zaman için belki "40-50 fedakâr" da toplanmış olan meziyetler bugün belki 400-500 talebede toplanıyor. Sanki biz tavşanın suyunun suyu gibi oluyoruz. (Bu sadece bir açıdan bir teşbihtir.)

  • Latif Salihoğlu

    2.6.2024 01:33:11

    A.AYDIN kardeşim. Toplumdaki aile hayatının durumunu yaklaşık yarım asırdır dikkatle izliyorum. Tahsil hayatı bitmeden evlenen, hele hele aynı yaşlardaki okul arkadaşıyla flört ederek evlenenler arasında mutlu bir tek çift görmedim, bilmiyorum. Bu tarzda evlenenlerden boşanma oranı ise, tesbit edebildiğim kadarıyla 10'da 8 oranında... Ayrıca, Üstad Bediüzzaman'ın hiç evlenmemesi, evlenmeyi hiç düşünmemesi, talebelerinin evlenmesini mümkün olduğunca tehir ettirmesi, hatta bazıları "Seni dünyaya yar etmem" demesi ve nihayet, "Kâinata değişmem" dediği "sadakatte birinci" talebesi Zübeyir Abinin de hiç evlenmemesi, üzerinde elbette durulması gereken pek mühim bir husustur.

  • A. AYDIN

    31.5.2024 01:31:47

    Ayrıca ilahiyat sahasında bir meslek edinmeyecek ve ihtisas da yapmayacaksa sonradan unutacağı hafızlığa veya Arapçaya ne gerek var. (Biz mesleğin içinde olduğumuz halde unutuyoruz.) Temel dini bilgilerini alabileceği 1 yıllık bir Kur'an kursu eğitimi kafi değil mi? Medresenin 20 yılda verdiğini, daha doğrusu veremediğini R. Nur 20 ayda verebilir. Himmetlerini dağıtmasınlar, seçecekleri mesleğe yoğunlaşsınlar ve R. Nurları da düzenli okusunlar derim. Askere gitmeden önce okuyarak veya çalışarak bir meslek sahibi olsunlar. Askerden gelince iş ve ardından oyalanmadan eş bulsunlar, inşaallah pişman olmazlar.

  • A. AYDIN

    31.5.2024 01:17:25

    Erkek için önemli olan geçimini sağlayabileceği bir iştir. Yüksek tahsil ve ardından ihtisasın sonu yok gibidir. Onları da halledeyim diye evlenmeyi erteleyenler torunlarını biraz zor görürler. Görseler de onlara aktarmaları gereken kültürü aktaramazlar. Halbuki evlenmiş olsa artık önü açılır, kafası toplanır, kendini ilme daha çok verebilir. Hayattaki denge, ihtisastan daha önemlidir. Şimdiye kadar 18'inden sonra yani size göre "erken" evlendiği için pişman olmuş çok kişi gördünüz mü? Yoksa onların birbiriyle nasıl bütünleştiğini mi gördünüz? Problemin çözümü evliliğin 30'lu yaşlara sarkıtılması değil, hayat yolunu aynı kulvardan yürüyecek bir eşin bulunmasıdır kanaatindeyim. (Şarkın şartları biraz daha farklı olabilir.)

  • Semanur Tunoğlu

    30.5.2024 23:33:43

    Dönüşünüz için çok teşekkür ederim Latif abim. İsminiz gibi lisanınızda çok latif. Allah sizlerden istifade etmeyi nasip etsin bizlere. Biz gençlerin fikirlerine değer verdiğiniz için müteşekkirim. Selam ve dua ile..

  • Latif Salihoğlu

    30.5.2024 17:45:56

    Semanur Hanım kardeşim. Bu yazıda bahsini ettiğimiz, ziyaretler esnasında diyalog kurduğumuz gençler, Hafızlık ve Arapça eğitim gören medrese talebeleridir. Bunlar, İlahiyat fakültelerinin verdiği hemen her türlü eğitimi-öğretimi görüyorlar. İlahiyat seviyesine bîhakkın sahip durumdalar. Siz muhatap kitleyi farklı tahayyül ettiğinizden dolayı olacak ki, aksî yönde yorum yapmışsınız. Bir başka husus, günümüz itibariyle yakinen biliyoruz ki, binlerce İlahiyat mezunu kardeşimiz, ya mesleğine uygun bir iş bulamıyor, ya da hiç ilgisiz işlerde çalışmaya mecburiyetle devam ediyor.

  • Abdullah

    30.5.2024 14:47:22

    Dinin ihya ve tebliğinde resmi formasyonla halka irşat vazifesini yapan kişilerin altyapı bakımından kalifiye olması gerekmez mi

  • Abdullah Tunç

    30.5.2024 12:57:22

    Lisanın önemini mübar rek topraklarda bulundu ğum şu sıralarda yakinen öğrendim.Mekke ve medi ne'de insanlar sel gibi akı yor.Değişik memleketler den gelenler var.Lisanları nı bilmedeğimiz için ileti şim kuramıyoruz.Birbirimi zin güzel ahlak ve secileri mizden,ilim ve irfanları mızden istifade edemiyo ruz.Hayatta bir kere deği şik memleketlerinden gelen müslümanlarla bir araya geligorsunuz,lisan yüzünden iletişim kurma den ayrılıp gidiyorsunuz. Ne kadar acı değil mi?

  • Semanur Tunoğlu

    30.5.2024 11:52:58

    İlahiyat fakülteleri hakkındaki olumsuz tavsiyelerinizi anlamakta güçlük çekiyorum. Risale-i nurlar bizzat ilahiyat alanında bir eserdir. Ve ilmi sahada geçerliliği de ilahiyat sahasında kabul görmüştür. Nur talebeleri ilahiyat alanına giderek oralarda risalei nurları daha fazla temsil edebilirler. Sırf dünyada daha prestijli ve dolgun maaşlı bir iş için böyle tavsiyeler yapılmamalı. Risalei nurlarda bahsi geçen istisnasız her alimin ilahiyat alanında yetkinliği vardır. Bunu da unutmamak lazım. Nurcuları tamamen ilahiyat alanından çekmek zararlı sonuçlar doğurabilir. Risale-i nurları anlamak için ilahiyat bilgisine de ihtiyaç var.

  • Genç Okur

    30.5.2024 11:27:08

    Allah razı olsun Hocam bir genç olarak sizden bu ve buna benzer konularda daha çok yazı bekliyoruz inşallah,kalın sağlıcakla.

  • Mustafa Yalçın

    30.5.2024 09:29:44

    Tesbitler tamamen doğru. Tavsiyeler tam yerinde. Gençlerle bu hususlarda ferden fert özel olarak ilgilenmeli.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı