"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

İslâm köyü, Nurs köyü gibi

M. Latif SALİHOĞLU
17 Haziran 2016, Cuma
Başlıktaki ifade, bize ait değil. Bu ifade, Bediüzzaman Hazretlerinin bizzat kendi mektubunda zikrediliyor.

1930’lu yılların sonlarında Kastamonu’da mecburi ikamette bulunan Üstad Bediüzzaman, İslâm köylü talebesi Hafız Ali ile olan mektuplaşmalarının birinde ayen şunları ifade ediyor: “Hafız Ali’nin mektubunda, İslâm köyündeki hocalara muhabbete ve dostluğa karar vermesi bizi memnun eyledi. Evet, İslâm köyü, nasıl ki Risâle-i Nur’a pek ziyade alâkadarlıkta imtiyaz ve sebkat kazanmış; öyle de, ben orada iken, sâir hocalara nispeten İslâmköyü hocaları dahi daha ziyade insaflı ve Risâle-i Nur’u takdir ettiklerini gördüğümden, bu havalideki hocaların lâkaytlıklarına karşı onları hüsn-ü misâl gösteriyorum. Ben, İslâm köyünü Nurs köyü gibi biliyorum. O hocalara da akrabam nazarıyla bakıyorum, onlara selâm ediyorum.” (Kastamonu Lâhikası, s. 155)

* * *

İslâm köyü, Nur dairesi ve camiası içinde, ilk olarak Hafız Ali ile parladı. Daha sonraki yıllarda ise, Hafız Ali’nin Kur’ân talebesi de olan Süleyman Demirel ile şöhret bulmaya devam etti.

Demirel, geçen sene bugün vefat etti. Üç gün sonra da, İslâm köyünde kendisi için hazırlanan mezara tevdi edildi.

Demirel hayatta iken, 1979’dan sonra muhtelif zaman ve zeminlerde bazı görüşmelerimiz oldu. Şifâhen, mektupla ve telefonla...

Özellikle, 12 Eylül Darbesinden sonraki dönemde mecburi ikamete tabi tutulduğu Hamzakoy ve Zincirbozan’daki o çetin günlerde, birçok mektuplaşmalarımız oldu. Haliyle, ben uzun, o ise kısa yazıyordu. O hatıraları arşivimde muhafaza ediyorum.

Onun en takdir ettiğim yönlerinden biri, inandığı yolda yürümeye devam etmesiydi. Darbeler, muhtıralar, sürgünler, baskı ve zulümler onu hiç yıldırmadı. En zor ve korkulu günlerde dahi hiç pes etmedi. “Benden bu kadar” deyip bir kenara çekilmedi.

Takdir ettiğim ikinci yönü ise, Bediüzzaman Hazretlerine hürmeti ve Risâle-i Nur’a olan samimiyet ve sadâkati idi.

Huzur-i İlâhi’de dahi şehadet ederim ki, birçok insana onun sayesinde ve hasseten onun tavsiyesi ile Nur Risâlelerinden bizzat kendim götürüp teslim etmişimdir. 

Ayrıca, gazete ve dergilerimize abone olanlardan da, yine aynı yöndeki takdir ve tavsiyelerinin etkili rol oynadığını bilâhare öğrenmiş oldum. Dolayısıyla, kim ne derse desin, kim nasıl bakıyorsa baksın, Demirel’in Bediüzzaman ve Risâle-i Nur hakkında hiç ikili davranmadığını, aleyhte bulunmadığını, hatta bu hususta hiç gevşeklik dahi yapmadığını yakînen bilen biri olarak, başka türlü değerlendirmelerin asla umursamıyor ve hak veremiyorum.

* * *

Kendisine bir kez daha Allah’tan rahmet dileyerek, bilvesile, hazır-cevap mahiyetindeki bazı sözlerini nakledelim.

Yıl 1966. Demirel Başbakan. CHP Genel Başkanı İsmet Paşa “Demirel, Said Nursî’nin halifesi midir, bu bir açıklasın!”

Gazete manşetlerine de yansıyan bu soru Demirel’e yöneltilince, şu cevabı verir:  “Paşamız hayli yaşlanmış, muhtemelen artık beni sulanmıştır. Onun için ne dediğini de bilmiyor. Yahu ne halifesi, ne hilafeti? Yahu kendileri 1924’te Hilâfeti kaldırmadılar mı?”

* * *

Demirel Başbakan. Ege adaları konusunda Yunanistan ile yine bazı sıkıntılar yaşanıyor. Ertesi gün kabine toplanmış ve toplantı uzun sürmüştü. Dışarıda ise, gazeteciler merakla bekliyor. Demirel dışarı çıkar çıkmaz hemen sordular: “Sayın Başbakan, Yunanistan Ege Denizi'nin bir Yunan gölü olduğunu iddia ediyor. Ne dersiniz efendim?” Demirel’in cevabı: “Ege bir Türk gölü değildir. Ege bir Yunan gölü de değildir. Ege, esasında bir göl falan değildir.”

* * *

1979’un sonlarında azınlık hükümeti kurduğunda, ülkede yokluk, kuyruk, kıtlık vardı. Benzin bulunmuyordu. İktidarı bırakıp kaçan Ecevit, sanki benzin varmış gibi imalarda bulununca, konu Demirel’e intikal etti. O da şu cevabı verdi: “Canım, benzin vardı da biz mi içtik?” Gazeteciler, tekrar sordular: “Efendim benzin mi, su mu daha kıymetli?” Cevap şöyle oldu: “Tabii ki su; benzin içilmez, ama su içilir.”

* * *

Bir gazetecinın sıkıştırma sorusu: “Siz Fenerbahçeyi mi, yoksa Galatasarayı mı tutuyorsunuz?”

Cevap: “İyi de kardeşim, Beşiktaş'ı niye sormuyorsun?”

Okunma Sayısı: 6406
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Recep günay

    25.7.2021 11:04:19

    latif abinin güzel yazılarını bekliyoruz. yazı çıkmazsa sıkıntı var demek.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı