"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Okuma alışkanlığı

M. Latif SALİHOĞLU
26 Haziran 2024, Çarşamba
Hemen herkesin kendine hâs iyi-kötü alışkanlıkları var.

Bunların terk edilmesi hiç de kolay değil. Kimin ne tür bir alışkanlığı varsa, bunları genellikle ömrünün sonuna kadar devam ettiriyor. İyisini de, kötüsünü de devam ettiriyor. Bu alışkanlıklar aynı zamanda “kişinin huyu”na dönüşüyor olmalı ki, bir deyim olarak “Can çıkmadan, huy çıkmaz” denilmiş.

Peki, alışkanlıklar hiç mi değişmez, yahut değiştirilemez durumda?

Bu suâlin kısa cevabı şudur: İman, ikna ve irade kuvveti ile değişmeyen, değiştirilemeyen hemen hiçbir alışkanlık yoktur ve olamaz. Zira, bir şeye tahkiki sûrette iman ettikten, bir meselede ikna olduktan ve irade kuvvetini devreye koyduktan sonra alışkanlığını değiştiremeyen bir kimsenin varlığını bilmiyorum.

Burada kendimden misâl vereyim: Askerde iken sigarayı kesin bir kararlılıkla terk etmem, yemekte üçüncü öğünü bırakarak iki öğünlü hayata tâlim etmem, 2010’da hiçbir faydasının olmadığına ikna olduğum “beyaz çay şekeri”ni tam bir kararlılıkla bırakmam, 5-6 saatten fazla uyku uyumanın faydasız olduğunu öğrendikten sonra kendimle mücadele etmeye başlamam gibi daha başka radikal alışkanlıkları değiştirmem, şüphesiz hep iman, ikna ve irade kuvveti ile mümkün olabildi.

Ve nihayet, en güzel alışkanlıklardan biri, belki de birincisi olan “okuma alışkanlığı”nı kazanmam, yine aynı temel unsurlarla bende bir hayat tarzı, bir yaşayış biçimi haline geldi.

Netice itibariyle, kesin bir sûrette inandığım ve hayatımda tatbik ettiğim güzel alışkanlıkları veya alışkanlıkların değişmesi hadisesini her vesileyle yazıp anlatmaya çalışıyorum.

Haliyle, okuma alışkanlığının da en iyisi, en güzeli, en faydalı olanı “kitap okuma alışkanlığı”dır. Şüphesiz, hayırlı-güzel başka okumalar da var: Kendini okumak, insanı ve kâinatı okumak gibi…

*

Evet, kitap okumanın ne kadar iyi ve faydalı olduğunu, hemen herkes az çok idrak edebiliyor. En cahil, hatta en tembel olana bile sorsanız, “Ah ah, keşke ben de bol bol kitap okuyabilsem” dediğini bir şekilde fark edersiniz.

Demek ki, kitap okumaya karşı kimsede kasdî bir direniş meyli yok.

Peki, o halde nedir bizi kitap okumaktan gevşeten, yahut men’eden? Yani, biz hangi saikle kitaptan kopuyor veya bol bol okumaktan uzaklaşıyoruz?

Bilinen sebeplerin çoğu, kişinin ruh haletiyle bağlantılı görünen onun tenbelliği, tenperverliği, atâleti, rehaveti, gevşekliği gibi zaaflarını yansıtıyor. Ne var ki, bunların her biri birer pranga gibidir. Kayıt altına aldığı kişiyi tâ “atâlet zindanı”na kadar götürüp atabiliyor. Ondan sonra çık çıkabilirsen oradan…

*

Kişiyi kitap okuma alışkanlığından soğutan, uzaklaştıran, yahut men’eden sebeplerin altında yatan en önemli engel, şeytanın gizli telkinleri ve nefsin, bilhassa “ikinci nefs-i emmâre”nin aldatıcı üflemeleridir. Bu türden telkin ve üflemelerle, evvela gayret hissi törpülenir; ardından, gitgide o his öldürülmeye çalışılır. Gayret hissi zedelenen kişi ise, önüne çıkan veya zaten yapması gereken hayırlı her işi, her nevi hizmeti ertelemeye, yani daha sonraya bırakmaya bir meyil gösterir. 

İşte, ibadet gibi, amel-i sâlih gibi veya kitap okumak gibi hayırlı iş ve hizmetleri sürekli şekilde tehir ettirerek “daha sonra”ya bıraktıran şey, içimizdeki şeytanın, yani aslında terakkimiz için bize musallat edilen o “ikinci nefs–i emmâre”nin telkinleridir. Meselâ şunu der: “Sen ileride okursun zaten. Şimdi kalkıp hangi kitabın neresini okuyacaksın? Hiç sıkma, hiç zorlama kendini…”

İşte, dikkat edilecek en tehlikeli levhâlardan biri budur. Şayet bu gibi telkinlerin tesiri altına girmez ve “Hangi kitabı ne zaman okuyayım?” bocalaması içine düşmezsek, bizi terakkiye götürecek yollar açık, yahut açılacak demektir.

Dolayısıyla, en zor ve en sıkıntılı zamanlarda bile, hiç zaman kaybetmeden ve hiç tereddüt yaşamadan, ulaşabildiğimiz en yakın mesafedeki bir kitabı elimize alıp hemen ânında okumaya başlamakta fayda var. O takdirde, nefsin enaniyeti, şeytanın telkinatı kırılmaya yüz tutarken, buna mukabil latifelerimizi besleyen feyiz ve bereket muslukları açılmaya başlar.

Okunma Sayısı: 1303
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Said Yüksekdağ

    27.6.2024 16:42:19

    Allah razı olsun Latif Ağabeyim... Bu zamanda okuma alışkanlığı kazanmak çok zor lakin bu zorluğu aşmamız lazım...

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı