"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Şahıs mı, kànun mu hâkim olmalı?

M. Latif SALİHOĞLU
16 Kasım 2020, Pazartesi
Yaklaşık yüz elli yıla yakın bir zamandır (1870’lerden bu yana) devam edegelen ve bir türlü bitmek bilmeyen kronik bir tartışma konusu var.

Kısaca, “Devlet ve toplum idaresinde şahıs-lider mi hâkim konumda olmalı, yoksa kuvvet kànun ve prensiplerde mi olmalı?” şeklindeki bir tartışma…

Tartışmanın bir tarafında yer alanlar, her yeri geldiğinde “hürriyeti, meşrûtiyeti, adâleti, cumhuriyeti, demokrasiyi, anayasayı…” savunur ve sahip çıkmaya çalışır.

Tartışmanın diğer tarafında yer alanların öne çıkardığı argümanların hemen tamamı şahıs odaklı olup genelde şu ifadelerle dillendirilir: Padişahım çok yaşa! Sultan Abdülhamid gibi adam-lider yoktur. Mustafa Kemal gibi adam-lider yoktur. Menderes gibi, Özal gibi, Erbakan gibi, Erdoğan gibi adam-lider yoktur.

***

İşte böyle… Kimine göre, siyasette önemli olan şahıs faktörüdür. Bu tip kimseler, temayül ve tercihini vitrinde görünen üst düzey kadrosuna ve bilhassa lider konumundaki kişiye göre belirler.

Kimine göre ise, şahsın pek önemi yok. Şahıslardan herhangi biri başa getirilir. Denersin, o olmazsa diğeri gelir. Bakarsın olmadı, bu kez işi lider ve kadro ile yürütmeye çalışırsın... Dolayısıyla, böylelerinin nazarında belirleyici olan temel faktör fikirdir, dâvâdır, misyondur, ya da ideolojidir...

Bu görüşlerden biri ifrata, diğeri tefrite götürebilir. Zira, iktidara gelebilmek için bu iki faktöre de ihtiyaç var.

Öncelik, elbette ki fikirde, dâvâda, misyonda olmalı. Ancak, sadece misyon sahibi olmak, tek başına iktidar olmaya kâfi gelmiyor. Vizyon da olacak ayrıca. Dolayısıyla, bir partide, o misyona uygun donanımlı, ehliyetli, vukûfiyetli lider ve kadro da bulunması lâzımdır ki, başa güreşerek, boşlukları doldurarak iktidar alternatifi olabilme şansını yakalayabilsin.

***

Evet, siyasî partilerin asıl maksadı, elbette ki iktidar olmak ve iktidara oynamaktır.

İktidara gelme şansına, iktidarı belirleme veya alternatif olma potansiyeline sahip olmayan partilerin, fikir kulûbünden, etnik yahut ideolojik grup kimliğinden öteye gitme şansları yoktur.

Zaman zaman kırktan fazla partinin seçimlere iştirak ettiği Türkiye’de, iktidar şansı olan partiler ile ideolojik partileri birbirinden tefrik etmek hayli zorlaşıyor.

Günümüzde hem iktidara aday, hem de ideal mânâda veya dört dörtlük mükemmellikte bir siyasî parti bulmak, ne yazık ki henüz imkân ve ihtimal dışı görünüyor.

O halde, asgarî müşterekte birleşmek ve terazideki “hasenatının seyyiatına üstün gelme” noktasına bakmak gerekiyor.

Terazinin göstergesine bakanlar, elini vicdanına koyarak tercih ve desteğini tayin ettirir.

Bu noktada herkesin bir başkasına saygı duyması ve farklı tercihleri hoşgörü ile karşılaması lâzım; ki, bu demokrasinin de bir icabıdır.

***

Özetle: Bizim açımızdan, fikir ve misyon birinci plânda gelir. Ancak, şahıs ve lider de kitlelerin nazarında fevkalâde bir öneme sahiptir.

Meselâ, mevcutlar arasında “mükemmel bir reis” olan Menderes’in, zamanla ön plâna çıkması ve parti lideri olması sâyesinde, Demokrat Parti, kitlelerin nazarında daha çok güçlendi ve ülkenin her yanına kök salarak gelişti. Öyle ki, 27 Mayıs Darbesi’ne rağmen, aynı misyon Adalet Partisi’nde yaşamaya, yaşatılmaya devam etti.

Bu sebeple, şahısların değişmesi, misyon sahiplerinin tercih ve temayülünü değiştirmez, değiştirmemeli. Çünkü, misyon çizgisine bakanlar, vitrine girip çıkan şahıslardan ziyade, o misyon çizgisinin devamına ehemmiyet verir.

Son söz: Misyonlar zayıflasa da, uzun ömürlü olduklarından, kolay kolay ölüp gitmezler. Misyon partisinin canlanması ve iktidar maratonunda depara kalkması ise, elbetteki o misyona lâyık lider ve kadroların işbaşına gelmesiyle mümkün olur.

Okunma Sayısı: 1472
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Abdulkadir

    16.11.2020 16:53:20

    "Kanun kuvvette değil,kuvvet kanunda olmalı" buyuruyor Üstad.Sahıştan ziyade kanun hakim olmalı.Ama bir cihetle tek hareket etmek,doğru olmayabilir.Şahıs ta,bazı hususlarda önem arz edebiliyor.Ama şahıstan ziyade;o şahsın yahut liderin,kalitesi veya adesesi önemli.Dolayısıyla;şahıs veya lider,her daim halkıyla barışık ve hemhâl olmalı.Ancak bu sayede onun kalitesi yahut kişiliği ortaya çıkar.Misyon sahibi olmak ta çok önemli.Misyonsuz bir lider,hiçbir terakkiyat gösteremez ve hiçbir şekilde ülkesini kalkındırma yönünde bir icraatta bulunamaz.Lider misyon sahibi ise eğer,kanunla hareket eder ve gücünü kanunla ortaya koyar.Kanunu kuvvetle koymaya çalışan şahıs,hiçbir başarı elde edemez.Bu her alanda böyledir.Siyaset arenasında yapılması gereken en mantıklı iş şu olmalı;Kuvvet kanundadır,şahıs hiçtir.Ama şahıs misyon ve vizyon sahibi ise;koyduğu kanunlar da demokrasi,adalet ve hukuk amaçlı veya eksenli ise,o ülke daim zirvelerde olacak ve hiçbir alanda tedenniye sebebiyet vermeyecektir.

  • Oğuz Yiğiter

    16.11.2020 11:25:02

    Çok dengeli ve kılı kırk yararak sarf edilmiş cümlelerden oluşan bir makale. Tebrik ediyorum.. Makaleyi okurken, şahıs ve lider konusunun önemini anlatan ; batı dünyasında felsefe ve ilim mahfillerinde söylenmiş şu söz hatırıma geldi ; "Islâmiyeti inkâr edelim ama, İmam Gazalî'yi nasıl inkar edelim". Kitapları, ders kitabı olarak okutulan İmam-ı Gazalî'nin batı dünyasında öyle bir imaj ve prestiji var ki, onlara bu sözü söylettirebiliyor. Elbette misyon öncelikli, ama bir o kadar da temsil kabiliyeti yüksek lider de önemli. Herşey kendi fırî zemininde zamanı gelince neşvü-nemâ bulur, sabır...

  • Osman Kaşıkcı

    16.11.2020 11:13:04

    Adı burada anılmayan diğer liderler için de mi adam-lider değiller tespiti yapmak gerekir? Şahıslar gelip geçicidir. Onlara tam güven ve teslimiyet çoğu zaman hayal kırıklıklarına sebep olabilir. Her zaman hakkın, haklının, hukukun, adaletin yanında yer almalı, zulüm ve zalimin yanında asla durmamalıdır. Âdil olmak ne kadar güzel.

  • Mehmet

    16.11.2020 06:00:16

    Birde niyet meselesi var.Iktidara gelmek isteyen partiler hizmet etmeyi asıl vazife olarak içselleştirmiş olmalı.Yoksa cukka meselesi hemen anlaşılıyor.Hergün niyet ettim Allah rızası için insanımıza faydalı olmaya şeklinde niyet edip; hem kendi iç muhasebesini hemde bal tutan her kim varsa onların durum muhasebesini yapmalı.Son olarak vatandaşa da kulak vermeli.Yahu bunlar adalet adalet deyip duruyorlar kaç zamandır diye konuya ilgi gösterip INSANA DEĞER vermeli.

  • Sezai MUMCU

    16.11.2020 03:30:19

    Kuvvet hakta olmali ! Her kanun hakka hakkaniyete uygun degildir. Örnegin bir topluma malolmamis istibdatvari sahsa özel zulm sacan kanunda kuvvet olursa ZINDAN GIBI KARANLIK BIR ZULM OLUR. Böyle bir zalimane kanun sahsa özel ise ona uymak zorunlu ise onu uygulayan sahsa asla hakimiyet verilmemeli. Yani, bazi ülkelerde göz göre göre böyle zalimane bir kanun medhedilir onu uygulayan kendini hakim zanneder, halbuki binler nefrin ve tel'inlerin adresi olur, masum olamaz. mes'ul olur. Hakimiyet haktan hakkaniyetten nes'et etmiyor, Kadi'nin verecegi hicbir karar o zalim adami hakikat nazarinda kurtaramaz. Sünihat namli eseri okumamis olanlarimiz okusun. Daha da mutmain olmak isterse Gümüshanevî Hz.'nin Ehli Sünnet Itikadi'ni yanina okusun. Kuvvet hakta olmali kaidesinin ELMAS BIR KILINC oldugunu görsün.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı