"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Şahs-ı mânevî dairesinde istişare...

M. Latif SALİHOĞLU
15 Ağustos 2019, Perşembe
Her konuda olduğu gibi, istişare-müşavere meselesinde de, kendine has birtakım usûlleri, düstûrları, yöntemleri takip ederek gitmeli.

Aksi halde, umulan ve beklenilen netice hâsıl olmadığı gibi, emekler de zayi olup gider.

Hemen her vesile ile ifade etmeye çalıştığımız gibi, bu zamanda küfür ve dalâlet cereyanları bir “şahs-ı mânevî” suretinde her tarafa nüfûz edip tesirini icra ediyor.

Şüphesiz ki, buna mukabil olarak hidayet metodunu, hatta fikrî silâhları da bir şahs-ı mânevî ile bütünleştirip ona dayanmalı ki, muarız ve muhasım cereyanlara mukabele edebilsin. Aksi halde, hüzün ve yeis içinde bir mağlûbiyet kaçınılmaz olur.

Kaldı ki, bir cemaatin şahs-ı manevisini temsil eden meşveret ve şûrâ sisteminin de mânileri, hasımları, muarızları vardır. Dolayısıyla, şahs-ı mânevî dairesi içinde tam bir dirayet, metanet, azim ve kararlılık iradesi lâzımdır ki, söz konusu ideal mânâdaki sistem kurulup sıhhatlice çalıştırılabilsin.

* * *

Risâle-i Nur’da, Nur hizmetinin kıyâmete kadar devam ettirilebilmesi için, istişareye çok ehemmiyet verilmiş, meşveret hakikati üzerinde büyük tahşidat yapılmış.

Demek, bu zamanda bu tarz bir hizmet metoduna çokçok ihtiyaç vardır ki, buna bu derece bir ehemmiyet ve tahdişat yapılması münasip görülmüş... İşte, o ehemmiyetli ve tahdişatlı derslerden birkaç nümûne:

* Müslümanların hayat-ı içtimaiye-i İslâmiyedeki saadetlerinin anahtarı meşveret-i şer’iyedir. (Aralarındaki işleri istişare iledir. Şûrâ: 38) Âyet-i kerîmesi, şûrâyı esas olarak emrediyor. (Tarihçe-i Hayat: 89)

* Nasıl fertler birbiriyle meşveret eder; taifeler, kıt’alar dahi o şûrayı yapmaları lâzımdır. Ki, dört yüz milyon İslâmın ayaklarına konulmuş çeşit çeşit istibdatların kayıtları, zincirleri açılsın, dağılsın... (Hutbe-i Şâmiye: 66)

* Hafız Mustafa’nın bizce pek çok ehemmiyetli olan mektubu, çoktan beri beklediğim bir hakikati gösterdi ki: Risâle-i Nur dairesindeki şâkirtler, istişare suretinde, tab’etmek gibi çok ehemmiyetli işleri görmeye başlamalarıdır. (Kastamonu Lâhikası: 94)

* * *

Meşveret sisteminin işlerlik kazanması için, şu merhalelerden geçmesi gerekiyor:

Öncelikle buna inanmak lâzım. Ardından, tereddütsüzce savunmak icap ediyor.

Son merhalede ise, bunun tatbik sahasına konulması geliyor. Ki, asıl büyük sıkıntı da bu noktada çıkıyor karşımıza.

Evet, meşverete inanmayan, yahut bu hakikate karşı gelen hemen hiçbir Müslüman yok. İş, bunu savunmaya geldiğinde, maalesef fireler, dökülmeler başlıyor.

Meşveret sistemine uymak, bunu bünyede tatbik etmekte ise, çoğu kimse adeta sınıfta kalıyor. Zira, meşverete razı olmak, istişareye uymak, pekçok kimseye ağır geliyor. 

İşin kolayına kaçanlar, şahs-ı manevinin kararına uymak yerine, fâni bir şahs-i vâhidin (bir tek adamın) emir ve direktiflerini emir telâkki edip ona uymayı tercih eder. 

İşte, iman ehli için, çağımızın en büyük handikaplarından biri de budur. Dolayısıyla, kendimizi bu tehlikeden muhafazaya çalışarak, bir taraftan da meşvereti bütün unsurlarıyla kuvvetlendirmeye ve tahkim etmeye çalışmalı ki, sarf edilen emekler, fanilerle birlikte zayi olup gitmesin.

***

GÜNÜN TARİHİ: 15 Ağustos 1551

Turgut Reis Libya’da

Tur­gut Re­is kumanda­sın­da­ki donanma, 15 Ağustos 1551’de Trab­lus­garb’ı (Lib­ya) tes­lim al­dı. Turgut Reis, Trablusgarp Fatihi” oldu.

Turgut Reis, 1485 senesinde Menteşe (Muğla) Sancağının bir köyünde doğdu. Veli isminde bir çiftçinin oğludur. Gençliğinden itibaren askerlik mesleğine bir merakı vardı. 

Bu sebeple, Menteşe kıyılarından levent toplayan Hızır Reisin (Barbaros) kurmayları tarafından seçilerek Cezayir leventleri arasına alındı.

Zamanla Barbaros’un takdirini kazandı ve bilâhare reis oldu. Barbaros'un hizmetine girdikten sonra Preveze Deniz Savaşı’na katıldı. Orada yedek donanmaya kumanda etti. Dalmaçya kıyılarındaki bazı kaleleri geri almanın ötesinde, birçok başarıya imza attı.

1554’te Trablusgarb Beylerbeyliği’ne getirilen Turgut Reis, Cerbe Savaşı'na da iştirak etti. Malta kuşatması esnasında kaleden atılan bir mermi ile şehid oldu (1565) ve Trablusgarb'daki türbesine defnedildi.

Okunma Sayısı: 1219
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı