"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Tarafgirlik hastalığı kör ediyor

M. Latif SALİHOĞLU
22 Ocak 2024, Pazartesi
Taraf tutmanın normali, yani vasat hâli kişiyi hasta etmez.

Tarafgirliğin ayrıca fanatizme kayan bir bağnazlık hâli var ki, bulaştığı kimsenin dengesini bozmaya başlar. Kişide ne adap bırakır ne muaşeret, ne terbiye bırakır ne de nezâket.

Böylesine dozajı aşan bir tarafgirlik marazı, sahibini ayrıca kör-kütük bir hâle sokar.

*

Tarafgirlik marazına yakalanan kişinin nazarında hakkın, hukukun, adaletin değeri de kalmaz. Muarız tarafa her türlü zulüm ve haksızlığın yapılmasını revâ görür. Kendi tarafında olanlara ise, her şey mübahtır.

Karşı taraftaki şahıslara verilecek cezada sınır tanımadığı gibi, gitgide toptan cezalandırma yöntemini de normal görmeye başlar. Öyle ki, karşı tarafa yapılanlar inandığı mukaddes kitabın hükümlerine aykırı olsa bile, zamanla bunu kanıksamaya başlar. İşte, tarafgirlik hastalığının en ileri bir derecesi de budur ki, artık yayılma istidadı gösteren bir salgına dönüşmüştür.

*

Oysa ki, inandığımız mukaddes kitabımız, mahkemesiz cezalandırmayı doğru bulmadığı gibi, toplu cezalandırmayı ise esastan reddeder.

Bize esaslı bir ölçüyü ders veren temel kaynak ve dayanak noktası da şudur: “Birinin hatasıyla başkası mes’ul olamaz.” (Zümer Sûresi, Âyet: 7) Velev ki, karşımızda hatalı ve günahkâr kişinin kardeşi, evlâdı, yahut ebeveyni olsa, onu yine de sorumlu tutamazsınız, kin ve öfkenize göre onu cezalandıramazsınız.

Bu mukaddes ölçüyü esas almayanlar, zalime karşı geleyim derken, kendisi de zalim olup, zulme girer. Haksızlığı bertaraf edeyim derken, kendisi de haksızlığa düşebilir. Baskıya mani olayım derken, kendisi de baskıcı bir cereyanın esiri olabilir. Vesaire…

*

Evet, Kur’ân’ın adâlet ölçüsüne uygun hareket etmeyenler, tarafgirlik marazına müptelâ olarak, mükâfatlandırmada olduğu gibi, cezalandırmada da haddi-sınırı aşacak şekilde davranmaya kendilerini mâzur zanneder. Oysa, bu tür davranışlar beşerî zaafların neticesidir. İlâhî adâlet ise, bu zaaflardan uzaktır ve zerre miskal ona ihtiyaç duymamaktadır.

*

Muhalif tarafa hukukun sınırlarını aşan, adalet ölçülerini taşan cezaların verilmesi, daha çok siyasî tarafgirlerin hoşuna gider. Bundan da sadistçe bir zevk alırlar.

Bu cihetteki cezalandırmada, bazıları işi bir başka boyuta çıkararak, muhaliflerinin adeta yok olmasını, yani siyaset sahnesinden silinmesini isterler. Kendi varlığını daimi ve kalıcı olarak tasavvur için, başkasının bertaraf edilerek, meydanın tamamen boşaltılarak kendisine bırakılmasını tahayyül eder. Böylesi bir tarafgirlik hali ise, ferâset gibi basiretin de kapanmasına sebebiyet verir. Sahibi de öyle körlemesine bir gidişle gider ki, günün birinde yolun sonuna geldiğini dahi fark edemez olur.

Zira, en koyu tarafgirlerin dahi meftun olup bağlandığı siyaset, günün birinde mutlaka ya bitmeye, ya da miadını doldurup sönmeye doğru gidecek. Hele ki, söz konusu siyasî yapı bir misyona değil de, bir fâni şahıs ile bütünleşmiş ise, o siyasetin gücü ve ömrü de o şahsın fenâ bulmasıyla zevâl bulacak demektir. Nitekim, bizdeki siyaset mezarlığı, böylesi bitiklerle, müflislerle doludur.

Velhasıl, insan ömrü sınırlı ve muayyen olduğu gibi, insanların kurduğu teşkilâtların ömrü de sınırlıdır. Ne var ki, tarafgirlik hastalığına yakalananların bu meyanda bir kabulleri olmadığı için, onları başka bir hastalık olan travmalar bekliyor. Ne diyelim, Allah tarafgirlik marazıyla müptelâ olanlara da hayırlı şifalar ihsan eylesin.

Okunma Sayısı: 1431
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Abdurrahman

    22.1.2024 12:28:47

    Allah razı olsun Okuyoruz, güzel anlatıp yazıyoruz ancak yine de yanlış yapıyoruz ve bu yanlışın başını çekiyoruz

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı