"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Tarihteki cepheleşmeden çıkarılacak dersler

M. Latif SALİHOĞLU
08 Şubat 2024, Perşembe
İsâm tarihi şânlı zaferlerle doludur.

Zaman zaman da mağlubiyetler yaşanmıştır. Müslümanlar ittifak halinde olup usûle riâyet ettiklerinde, ekseriyetle galip gelmişlerdir. Düşmana karşı mağlup düştüklerinde ise, en önemli sebep olarak dahilî ihtilâfların varlığı görünüyor. Bugünkü Filistin meselesinde de olduğu gibi.

Müslümanlar, nâdiren de olsa kendi aralarında anlaşmazlığa düşerek birbiriyle mücadele etmişlerdir. Bu türden dahilî cepheleşmede, ne yazık ki bir taraf diğerini bitirmeden, belini kırmadan, yahut onu bitme-tükenme noktasına getirmeden bırakmamıştır.

Müslim ile gayr-ı müslim arasındaki savaşlarda, bir noktadan sonra genellikle ateşkes-mütareke sağlanıyor. Bir müddet sonra da barış antlaşmaları yapılması cihetine gidiliyor. Zira, her iki taraf da biliyor ki, biri diğerinin kökünü kazıyamaz, varlığını ortadan kaldıramaz. Bu sebeple, musalaha yoluna gidilmesi kaçınılmaz oluyor.

Müslümanlar arasındaki çarpışmalarda ise, durum büyük ölçüde değişiyor. Çoğu zaman sulh-barış sağlanamıyor. Hele ki, komşu veya aynı ülke içinde yaşıyor iseler. Gariptir; ama, durum çok çetin, çok yıkıcı bir hâl alıyor.

*

Hz. İmam-ı Ali (kv), vukûfiyetli ve dirayetli duruşuyla, ehl-i İslâm arasında topyekûn bir ihtilâfa, bir cepheleşmeye imkân-fırsat vermedi.

Ondan sonraki dönemde ise, maalesef keskin bir cepheleşme vaziyeti ortaya çıktı. Hz. Hüseyin ile Emevi Sultan Yezid ve taraftarlarıı arasında düzelmesi imkânsız bir cepheleşme hadisesi baş gösterdi.

Böylesi tâlihsiz durumlarda, başta da ifade ettiğimiz gibi, bir taraf diğerini bütün bütün ezmeden bırakmıyor. Nitekim, Kerbelâ Fâciasında da aynısı oldu.

*

Daha sonraki tarihlerde, Selahaddin-i Eyyübî, Mısır’daki Fatımiye Devletini ortadan kaldırmaya mecbur oldu. 

Aynı şekilde, 1230’larda hakimiyet davasıyla savaşa tutuşan kardeş ve komşu Selçuklu ile Harzemşah orduları, İslâm tarihinin en kanlı mücadelesine tutuştu. Erzincan’daki Yassıçimen Savaşı sonrasında, Harzemşah tarafı perişan oldu. Ordunun bakiyesi dağıldı. Koca devlet tarihe karıştı.

Oysa, Harzemşah kuvvetleri, o devirde dünyanın en dehşetli ordusuna sahip olan Cengiz’in kuvvetlerini defalarca mağlup etmiş ve her defasında muzaffer olmuştu. Ne var ki, iki kardeş kuvvet karşı karşıya gelince, bir taraf yok olup giderken, diğeri de yarı canlı hale gelmekten ve bir süre sonra Moğollar’a yem olmaktan kurtulamadılar.

Uzak-yakın tarihten daha başka örnekler vermek mümkün. Ancak, bu misaller asıl maksadı anlatmaya şimdilik kâfi geliyor olmalı.

*

İran, kanlı bir mücadele neticesinde İslâm coğrafyasına dahil oldu. İslâmı kerhen kabul ettikleri günden beri, dahilde adeta sancılı bir uzuv, yahut bir çıban başı vaziyetini aldı. Nitekim, tarih boyunca küffar ile savaşmamış olan İran, daima Müslüman hükümet ve topluluklarla çatışa gelmiştir. Bugün bile Türkiye’den çok Yunanistan’a meylediyor, Azerbaycan’dan ziyade Ermenistan’a yakın duruyor.

Türklerin Müslümanlaşması ise, tıpkı Malezya ve Endonezya’da olduğu gibi, müsalemetle, yani irşat yolu ve barış içinde gerçekleşmiştir. Dolayısıyla, müsalemet ile İslâma dahil olanların hizmeti ve yaşantısı daha ciddi, daha samimi, daha güvenilir oluyor.

Bir dört yüz yıllık tarihten ders çıkararak, ehl-i İslam arasındaki ihtilâfları mümkün olduğunca törpüleyip gidermeye, ittifak ve ittihatlarını ise takviye etmeye çalışmalı. Çatışmaların neticesi, Allah muhafaza, bir tarafın diğer tarafı ezmesine yol açıyor. Hangisi kuvvetli ise, diğer tarafa amansızca saldırıyor ve onu takattan düşürmeden rahat edemeyeceğini düşünüyor. “Ben onu ezip bitirmezsem, o dönüp beni bitirecek” diye vehmediyor.

Şu mübarek günler hürmetine, Allah, Müslümanlar arasındaki uhuvveti, muhabbeti ziyadeleştirsin ve onları samimi ittifaka, ciddi ittihada sevk etsin.

Okunma Sayısı: 1085
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Abdullah Tunç

    8.2.2024 11:07:35

    Akif, tarihten ders alınsay dı, tarih tekerrür mü ederdi diyor.Maalesef çoğu zaman tarihten ders alınmıyor.Tarihte yaşanı lan acı hadiselerin tahlili, mühasebesi yapılmıyor.Ya pılsaydı toplumları hicra ne sürükleyen çatışmalar, savaşlar olmazdı.Devletle rin başlarında bulunan ehliyetsiz,basiretsiz,salta nat ve hakimiyet düşkün leri milletlerinin iç ve dış çatışmalarına sebep ola rak felakete sürüklüyorlar. Maddi ve manevi yıkım ve tahribatlara yol açıyorlar. Üstad Hazretleri,Uhud savaşında sahabelerin mağlubiyetinin hikmetini izah ederken; harika bir tarihi tesbitte bulunuyor. O tespit şu; Karşı tarafta Hz.Halid Bin Velid ve Amr ibni As gibi mağlubiyeti kabul etmeyen mustakbel sahabeler bulunduğundan Kaderi İlahi onların kılıç korkusuyla değil,o izzetli fıtratları zillet çekmesin diye iradeleriyle islama dahil olmalarına izin verdi. Demek iran misalinde olduğu gibi cebir yoluyla değil, müsalemet yoluyla islamın kabul edilmesi dah esaslı ve doğrudur.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı