"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Korku tutuğu veya cellâdına aşık olmak!

M. Said ZEKİ
23 Eylül 2019, Pazartesi
Cemiyetin basiret gözü körleşirse bir ‘akıl tutulması’ yaşar.

Dostunu düşmanını ayıramaz, hadiseleri net olarak değerlendiremez ve ‘can damarını kesen’ cellâdını dost zanneder. Hâlbuki mü’min ferasetlidir, basiretlidir, dostunu düşmanını bilir. ‘Bir delikten iki kere elini yılana ısırtmaz’.

İnsanı ‘en güzel ve şerefli bir şekilde’ yaratan Yüce Rabbi; onun önüne iyiye, güzele, doğruya ve mükemmele giden hedefler koymuş, ayrıca ona mükâfat vaat ederek teşvik etmiştir. ‘Esfel-i safiline’ düşme ihtimaline binaen onu; yolculuğu boyunca kılavuzluk edecek akıl, fikir, feraset, basiret, vicdan gibi şaşmaz manevî pusulalarla donatmıştır. Şefkat ve merhametinden dolayı, bununla da yetinmemiş; ona ‘rol model’ olacak Peygamberler ve her derdine deva, her problemine çare formülleri gösteren kitaplar göndermiştir.

İNSANIN MANEVΠPUSULA VE REHBERLERİ

İnsanlar ‘içlerindeki’ manevî pusulalara göre hareket edip, gönderilen rehberlere ve kitaplara uygun davrandığı zaman dilimlerinde; cemiyet her yönden yükselmiş, ‘insaniyete lâyık’ medeniyetler inşa etmiştir. Fakat rehber ve pusulalardan saptığı zaman bütün insanî değerleri yitirmiştir. Nefis ve şeytanın ‘üfürmelerini’ dinleyince, cehalet ve zulüm bataklığına düşüp, o şerefli insan bir canavara dönüşmüştür.

…VE İSPİRTİZMA VE MANYETİZMA VE ‘MEDYA’TİZMA!

Hakikat ile yalanın, doğru ile eğrinin, hak ile batılın arasında önceleri uçurumlar varken; gittikçe aradaki mesafe kapanmış ve ‘yalan ile iman’ aynı çarşıda sergilenmeye başlamıştır. ‘Yalan, yalana revaç vermiş’, propaganda ve siyaset bütün insanî ve İslâmî değerleri kendi ikbal ve menfaatine basamak ve vasıta yapmıştır. İspirtizma ve manyetizma formülleri geliştirilip, ‘medya’tizma ile yalanlar gerçek, gerçekler yalan diye dayatılmaya, zihinler uyuşturulmaya, fikirler hezeyanlaştırılmaya başlanmıştır.

MUHALİFİNE ‘ŞEYTAN’, TARAFTARINA ‘MELEK’ DEMEK!

Garibüzzaman olan Bediüzzaman da karşılaşmış bu tuhaflıklarla. 

Yaklaşık yüz sene önceden görmüş ve uyarmış insanları; özelde de kendi talebelerini: “Garazkârâne tarafgirlik eden bir adama şeytan gelse, onun fikrine yardım edip taraftarlık gösterse, o adam o şeytana rahmet okuyacak. Eğer mukabil tarafa melek gibi bir adam gelse, ona –hâşâ– lânet okuyacak derecede bir haksızlık gösterecek.” (Mektubat, s. 316)

YÜZYILLAR GEÇSE DE ‘DESİSE-İ ŞEYTANİYE’LER DEĞİŞMİYOR!

Yüzyıllar geçse de ‘desise-i şeytaniye’ler değişmiyor, gelişiyor. İnsanlar gelecek endişesi, tamahkârlık, ırkçılık, nemelâzımcılık, şöhret hırsı ve korku gibi ‘desise-i şeytaniye’lere kapılıp, iyiye, doğruya, güzele, adalete sahip çıkmaya korkar olmuştur. Bu da yetmezmiş gibi ‘can damarını kesen’ cellâdına aşık olup, onu göklere çıkaracak derecede bir kudsiyet vermiştir. Böyle olunca boşluk kabul etmeyen kâinatın zulüm ve haksızlıklarla dolması kaçınılmazdır. Bu durum Kâinat Sahibi’nin (cc) kahrını celbeder, musîbetlerin gelmesine, şiddetlenerek devam etmesine, ‘Cehennemin bile kendini parçalayacak hale gelmesine’ insanlar kendi hatalarıyla kadere fetva verirler. Buna karşılık Hz. Peygamber (asm) ‘az da olsa kıyamete kadar bir grubun hakkı tutmaya devam edeceğini’ haber veriyor.

NEFİS MUHASEBESİ

Şimdi kırmadan, kızmadan, kimseyi suçlamadan, serin ve soğukkanlılıkla kendi durumumuzu gözden geçirelim. ‘Hakkı tutanlara’ dâhil olup olmadığımızı sorgulayalım. İman hakikatlerini bir kez daha ‘kendi nefsimize’ okuyup ıslah ve istifadeye gayret edelim. Hayata tatbik için ‘nezihâne, nazikâne ve kavl-i leyyinle’ müzakere edelim. Cemiyetin iman selâmeti uğruna her türlü zorluğa katlanıp, hizmetimize devam edelim. Çünkü aklı söndürecek, vicdanı çürütecek, kalp ve basireti kör edecek, ruhu öldürecek dehşetli hadiseler cereyan ediyor!

ZULME RIZA ZULÜMDÜR!

“Binler teessüflerle deriz ki, benlikten, hodfüruşluktan, gururdan ve gaddar siyasetten gelen dâhildeki tarafgirane fikriyle, kendi tarafına şeytan yardım etse rahmet okutacak, muhalifine melek yardım etse lânet edecek gibi hâdisatlar görünüyor.

Hem şimdi birisi, hem Ramazan-ı Şerife, hem şeair-i İslâmiyeye, hem bu dindar millete büyük bir cinayeti yaptığı vakit muhaliflerinin onun o vaziyeti hoşlarına gittiği görüldü. Hâlbuki küfre rıza küfür olduğu gibi; dalâlete, fıska, zulme rıza da fısktır, zulümdür, dalâlettir. “ (Emirdağ Lâhikası, s. 503)

EY RABBİMİZ!

Kullarına çok şefkatli ve merhametli olan Rabbimizden bütün ‘esma-i hüsnasını ve Habib-i Ekremini ve Kur’ân-ı Azimüşşânı’ şefaatçi ederek ahirzaman mü’minleri olarak niyaz ediyoruz. Ey Rabbimiz! Bizleri bütün desise-i şeytaniyelerden, her türlü belâ ve musîbetlerden, zulme ve küfre rıza gösterip taraf olmaktan, cellâdına âşık olmaktan, cehalet, zaruret ve ihtilâf düşmanlarından muhafaza buyur. Aklımızı, kalbimizi, ruhumuzu, vicdanımızı ve bütün lâtifelerimizi yerli yerinde kullanmayı nasip et. Ve bizleri ‘sırat-ı müstakim’e hidayet eyle.

Amin!

Okunma Sayısı: 1421
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı