Demokrat Parti, 80. kuruluş yıl dönümünü kutluyor.
Türkiye’de “demokrasi” tarihinin başlangıcı olan 7 Ocak 1946’da Demokrat Parti kurulmuş, “Yeter, söz milletindir” sloganıyla yola çıkılmıştı. Kurulduğu günden itibaren milletin umudu olan DP, tek parti döneminin “açık oy, gizli tasnif” gibi adaletsiz bir seçim sistemiyle yapılan seçimleri sebebiyle milletin iradesini sandığa tam olarak yansıtamamıştı.
DP, kuruluşundan yalnızca yedi ay sonra katıldığı seçimde 66 milletvekilliği kazanmıştı. Ancak bu seçim de açık oy, gizli sayım yöntemiyle yapılmıştı. Demokrat Parti, seçime güven duymadığı gerekçesiyle 1948 ve 1949 seçimlerine katılmadı. 16 Şubat 1950’de gizli oy, açık tasnif ve yargı denetimini esas alan; Yargıtay ve Danıştay üyelerinden oluşan Yüksek Seçim Kurulu’nu öngören seçim kanununun kabul edilmesinin ardından, 14 Mayıs 1950’de yapılan genel seçimlere katıldı ve 487 milletvekilliğinin 416’sını kazandı.
Bu tarihten sonra Türkiye’de maddî ve manevî bir kalkınma süreci başlamış, millet demokrasi ve hürriyetlerle tanışmıştır.
***
İLK İCRAAT EZANI ASLINA ÇEVİRMEK OLDU
2 Haziran 1950’de güvenoyu alan ilk Menderes Hükûmeti’nin, 16 Haziran 1950’de çıkardığı ilk kanun; “kanunla yasaklanan” ezan ve kametin Arapça okunması yasağının kaldırılması olmuştur. Menderes’in, “Bu millet Müslüman’dır, Müslüman kalacaktır ve İslâmiyet’in icaplarını elbette yaşayacaktır” sözü tarihe geçmiştir. 5 Temmuz 1950 Çarşamba günü radyolarda dinî program yayınlama yasağı da kaldırılmış, 7 Temmuz Cuma günü ise Ankara Radyosu’ndan Kur’ân-ı Kerîm’den İsra Sûresi yayınlanmıştır. Demokrasi kuralları yerleşmiş, din dersleri okullarda okutulmaya başlanmıştır. Din siyasete âlet edilmeden, dine hizmet etme yolu tercih edilmiştir. Büyük bir kalkınma hamlesi başlatılmış, Türkiye tek parti zihniyetinden kurtarılmıştır.
Kesintisiz on yıl iktidarda kalan Demokrat Parti’nin yolu ne yazık ki 27 Mayıs 1960’ta yapılan kanlı askerî darbeyle kesildi. Başta Başbakan Adnan Menderes olmak üzere Fatin Rüştü Zorlu ve Hasan Polatkan idam edildi. Türkiye’de darbeler dönemini başlatan bu menhus hareket, demokrasi adına kara bir leke olarak tarihe geçerken, demokrasi derin bir yara aldı. Demokrat misyonun tarihini özetlemek ve genç kuşaklara hatırlatmak, demokrasi ve hürriyetler için verilen mücadelenin kıymetini daha iyi anlamak açısından önemlidir.
1960 darbesinden sonra Demokrat misyon, farklı isimler altında yoluna devam etti. Adalet Partisi, Doğru Yol Partisi ve bugün Demokrat Parti… Her defasında askerî müdahalelerle, muhtıralarla, kapatmalarla önü kesildi. 12 Mart 1971 ve 12 Eylül 1980 ve hatta 28 Şubat süreci bu misyonun önüne konulan yeni engeller oldu.
23 Haziran 1983’te Doğru Yol Partisi kurulmuş, 1987’de siyasî yasaklar kaldırılmış ve Süleyman Demirel genel başkanlığa seçilmiştir. 1991 yılında DYP iktidara geldi. 2007’de Anavatan Partisi ile birleşen DYP, bugün Demokrat Parti adıyla siyasî hayatını sürdürüyor.
***
1947’DE PARTİ BAŞKANLIĞI İLE DEVLET BAŞKANLIĞI AYRILMIŞTI
7 Ocak 1947’de yapılan Demokrat Parti’nin birinci büyük kongresinde, “Devlet reisliği ile fiilî parti reisliğinin bir kişide birleşmemesi” ilkesi kabul edilmiştir.
Aradan geçen onca yıla rağmen bugün hâlâ “Devlet Başkanlığı ile Parti Başkanlığı ayrılmalıdır” demek zorunda kalmamız, aslında demokrasinin ne kadar geriye gittiğinin açık bir göstergesi. 2017 referandumuyla kabul edilen ve 2018’de yürürlüğe giren partili Cumhurbaşkanlığı Hükûmet Sistemi’nin, kuvvetler ayrılığını zayıflattığı, Meclis’i etkisizleştirdiği ve demokratik dengeyi bozduğu artık geniş kesimler tarafından kabul ediliyor. Türkiye, güçlendirilmiş parlamenter sisteme olan ihtiyacı her geçen gün daha fazla hissediyor.
Bugün siyasette yaşanan tıkanıklık, Demokrat misyonun yokluğunu daha görünür kılıyor. Demokrat Parti Genel Başkanı Gültekin Uysal’ın, “Demokrasiden uzaklaşmak felâkete sürükler” sözü, aslında 80 yıldır söylenen aynı hakikatin bir tekrarından ibaret.
Demokrat Parti’nin 80. yılı, demokrasi, adaleti ve hürriyeti hatırlamaktır.