İki haftalık sömestre tatili bitti, okullar yeniden açıldı. Eğitimin bir meselesinden biri de, uyuşturucu ve kumar alışkanlığının ortaokul seviyesine inmiş olması…
Okulların tatile girdiği hafta, ülkenin gündeminde bu vardı. O tarihte 17 yaşında Atlas’ın, bir akranı tarafından bıçaklanıp öldürülmesi, çocuk cinayetlerini ve gençlerimizi bekleyen tehlikeleri yeniden gözler önüne serdi.
Bu acı hadisenin ardından, çocuklar ve gençler başta olmak üzere toplumun genelini ve ülkenin geleceğini ilgilendiren dijital tuzaklar, ekran bağımlılığı, akran zorbalığı, uyuşturucu bağımlılığı sanal olan ve olmayan kumar alışkanlıkları birkaç gün konuşuldu. Çocuklarımızı bu illetlerden kurtarılmak için hızla harekete geçilmesi gerektiği vurgulandı.
Ama her zamanki gibi birkaç gün geçti, gündem değişti. Ateş düştüğü yeri yaktı. Atlas’ın ailesi acısıyla baş başa kaldı; adalet arayışı ise hâlâ sürüyor.
Bu yakıcı meseleler sadece iktidarın konusu değil. Muhalefetten sivil toplum kuruluşlarına, ailelerden eğitimcilere kadar toplumun bütün kesimlerini ilgilendiriyor. Çözümler de ortak bir iradeyle mümkün.
Meclis’in bu konuda üzerine düşeni yapması gerekiyor. Araştırma ve soruşturma önergeleri hazırlanmalı, kabul edilmeli ve bu meseleler Meclis kürsüsünde ciddi şekilde ele alınmalı. Ortaya çıkacak çözüm teklifleri dikkate alınmalı ve hayata geçirilmeli.
Bugüne kadar iktidar kanadının, muhalefetten gelen benzer önergeleri reddetmiş olması ise meselenin neden çözülemediğini gösteriyor.
Bu tek başına iktidarın çözebileceği bir mesele değil; tam da bu yüzden dinlemek, konuşmak ve birlikte çözüm üretmek şart
***
SOYADI ÜZERİNDEN SİYASET
Okullar ve Meclis sömestir tatiline girmeden önce, Meclis’te soyadları üzerinden bir tartışma yaşanmıştı.
Meclis’in en düşük emekli aylığına bin lira zam yapılmasının görüşüldüğü oturumda “Biz emeklileri en fazla düşünen partiyiz. En çok oy aldığımız kitle bu ülkede garibanlar, haklarını bize helâl etsinler” diyerek bir tartışma başlatan ve ardından da bu sözlerini defalarca kürsülerden ve açıklamalarla düzeltmeye çalışan AKP Grup Başkanvekili Özlem Zengin,, CHP Rize Milletvekili Tahsin Ocaklı’nın “Grup başkanvekilinin soyadı Zengin, bu yüzden zenginlere alaka duyuyorlar” sözlerine tepki gösterdi.
Zengin’in, Meclis’te bulunan milletvekillerinin soyadları üzerinden yaptığı konuşma hem tebessüm ettirdi, hem de düşündürdü. Düşündürürken de “Ülkenin bunca meselesi varken vekillerimiz nelerle uğraşıyor?” sorusunu sordurdu.
“Bu muhakeme düzeyiyle siyaset yapacaksanız işiniz zor” diyerek başladığı konuşmasına, “İlhan Kesici var, bilmiyorum kimi kesti şu ana kadar. Mehmet Bey var, ‘Tahtasız’ kelimesinin mecazî olarak ne anlama geldiğini bilirsiniz. Sibel Hanım var, su içmez herhalde; su içiyordur gün içinde kendisi. Veli Ağbaba var, bilmiyorum ağa mıdır, öyle diyenler var Malatya’da. Murat Emir var, bir emirliğin yöneticisi midir?” diyerek devam etti. CHP Grup Başkanvekili Murat Emir bu sözlere, “Gönlü zengin anlamında” diye karşılık verdi.
“Gülelim mi, ağlayalım mı?” dedirten bu tartışma, aslında daha büyük bir soruyu da beraberinde getirdi: Ülkenin bu kadar derdi varken, temsilcilerimiz nelerle meşgul?
***
NESLİ TÜKENEN KELİMELER
Ekonomik tabloya dair çarpıcı bir hatırlatma ise Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan’dan geldi. Sosyal medyada paylaştığı “nesli tükenen cümleler,” yaşadığımız ekonomik krizin özetiydi adeta.
“Depoyu fulle. Herkese benden çay. Düğünde yeğene çeyrek taktık. Şuradan iki kilo pirzola sarsana. Ailece tatile gideceğiz. Üstü kalsın…”
Bir zamanlar gündelik hayatta kullanılan bu ifadeler, bugün genç kuşaklara yabancı. 20–25 yaşındaki birçok genç, bu cümleleri ya hiç duymadı ya da hayatında kullanmadı.