"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Gaz lambası mı yakalım?

Mehmet KARA
07 Ekim 2019, Pazartesi
Maliye Bakanı Berat Albayrak, bakanlığa geldiği günden bu yana pek çok paket açıldı. Bu sefer de adına Yeni Ekonomik Program (YEP) koyduğu yeni bir ekonomik paket açıkladı.

Albayrak paketi açıkladığı gün bir gazetenin ekonomi dibe vururken, “Türk ekonomisi uçuşa geçti” manşeti de alay konusu olmuştu. Vatandaş geçim derdi çekerken, işsizlik hat safhadayken, memura önümüzdeki yıl toplamda yüzde 8 zam yapılması ekonominin gidişatını gösteriyor.

Elektriğe bu yıl içinde yüzde 60, doğalgaza yüzde 52 zam yapılmasını gizleyebilmek için öyle taklalar atanlar var ki, “güncelleme, düzenleme” gibi ifadelerle zamları saklamaya, gizlemeye çalışıyorlar, ama millet zammı yaşayarak görüyor. İğneden ipliğe yüksek zamlar yapılırken, enflasyonun tek haneye düşmesi (!) “enflasyon sepeti”ni tekrar tartışmaya açtı, rakamlar inandırıcı bulunmuyor. 

Sosyal medyada çok etkin olan eski milletvekili Burhan Kuzu’nun paylaşımı da insanları tebessüm (!) ettirdi. “Birileri zam haberleri üzerinden bilinçli olarak algı operasyonu yapıyor. Zamdan hiç kimse memnun olmaz. Ancak, ekonomide ciddî bir değişim ve toparlanma içerisindeyiz. Türkiye, koalisyon dönemlerinde ne zamlar gördü. Elektrik yerine gaz lambası yakan vatandaşlarımız vardı” diyen Kuzu’ya “Arabaya da binmeyelim, bir zamanlar kağnı arabası vardı! Gaz yağı mı yakalım!” gibi tepkiler geldi.

Memur-Sen Genel Başkanı Ali Yalçın’ın bu zamlara gösterdiği tepki de çok iğneli oldu. “Kamu İşveren Heyeti’nden ve Kamu Görevlileri Hakem Kurulu’ndan toplu sözleşmede maaş ve ücretlerde artış yerine güncelleme istemek gerekirmiş. Yeniden değerleme oranı ya da en azından gelen zamlar oranında güncelleme. Elektrik fiyatları yaklaşık yüzde 35 güncellendi... Fiyat güncellemeleri için kullanılan hesap makinesi gibi cömert bir hesap makinesi olsaydı masada keşke…”

Birileri “ekonomi uçuyor mu?” diyordu! Aslında uçan ekonomi değil, zamlar… Allah bu millete yardım etsin…

40 milyonun hesabını kim verecek?

İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı, 31 Mart seçimlerinde usûlsüzlük yaptıkları iddiasıyla, Yüksek Seçim Kurulu’nun İstanbul seçimlerini iptal ederek haklarında suç duyurusunda bulunduğu Anadolu Yakası’ndaki 10 ilçenin İlçe Seçim Kurulu müdürleri ve yedi seçim kurulu memuru hakkında “takipsizlik” kararı vermesi gazetelerde pek yer almadı, aldıysa da hak ettiği kadar dikkat çekmedi.

Oysa önemli bir karardı. Çünkü, İstanbul’da 31 Mart’ta yapılan seçimde Ekrem İmamoğlu ile Binali Yıldırım arasındaki oy farkı 13-14 bin civarında çıkmış ve sandıkta “hile, çalma, usûlsüzlük, şaibe, tezgâh” gibi şeyler söylendi, seçimin iptal edilmesi için ellerinden gelenleri ardına koymayanlar oldu. Neticede seçim iptal edildi ve 23 Haziran’da tekrar bir seçim yapıldı, bu sefer İmamoğlu 800 binin üzerinde bir farkla belediye başkanı seçildi.

O tarihlerde sandık görevlileri hakkında yazılmadık şey bırakılmadı. 31 Mart seçimlerine “darbe” diyenler bile olmuştu. Mahkemenin bu kararıyla bu iddiaların hepsi boşa çıkmış oldu. 

Yüksek Seçim Kurulu (YSK), 23 Haziran’da yenilenen İstanbul seçiminin maliyetini 40 milyon 656 bin 388 TL olarak açıkladı. Yani, bu para milletin cebinden çıktı.

YSK’ya 23 Haziran 2019’da yenilenen İstanbul seçiminin maliyetini soran İYİ Parti Yüksek Seçim Kurulu Temsilcisi Mustafa Tolga Öztürk, “yazıktık, günahtır” diye bir açıklaması oldu. 

Çıkıp birilerinden özür beklemek hayal olur, ama “40 milyon liranın hesabını kim verecek?” sorusu da akılda kalıyor.

Milletin canını neler yakıyor?

Türkiye’nin çözüm bekleyen birçok sorunu var. Bu sorunlar yazılsa sayfalar tutar. Başbakanlık ve Meclis’te yıllarca basın müşavirliği Anadolu Ajansı’nda Genel Müdürlük yapan Kemal Öztürk bu sorunları “milletin canını yakan şeyler” adıyla üç başlıkta sıralamış. “Her şeye yapılan zamlar. Her yere yayılan adaletsizlik. Her geçen gün artan duyarsızlık…”

İşin özeti de bu aslında…

İsmini değiştirmek sonucu değiştirmez!

Patates, soğan kuyruğuna “varlık kuyruğu”, ekonominin küçülmesine, “eski büyüme” zamma “güncelleme ya da fiyat ayarlama” denilmesi işin aslını da sonucunu değiştirmez, değiştirmiyor. Ne ekonomi büyüyor, ne millet zamdan kurtuluyor, ne de insanlar kuyruğa girerek varlıklı oluyor. 

Neyse doğrusunu söyleyin, çünkü millet bunları yaşayarak görüyor…

Akar hariç, kimse ikaz etmedi!

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, AKP’nin 29. İstişare ve Değerlendirme Toplantısı’nda yaptığı konuşmada, Devlet Bahçeli’ye geçmiş olsun dileklerini iletirken, “Kendisine Refah Partisi olarak teşekkür ediyoruz’ derken, AKP yerine ‘Refah Partisi’ demesi farklı yorumlara sebep oldu. “Bilinçaltı” diyen de, “mesaj ya da vefa” diyen de, “dil sürçmesi” diyen de oldu.

İlginç olan ise, Erdoğan’ın bu sözlerinin alkışlanması ve sadece Millî Savunma Bakanı Hulusi Akar’ın, oturduğu yerden ‘AK Parti, AK Parti” diyerek Erdoğan’ı uyarırken, salonu dolduran AKP’den hiç kimsenin yanlışlığa itiraz edememesiydi. Esas sorulması gereken Akar hariç hiç kimsenin itiraz edememesinin ardında yatanın ne olduğu…

Okunma Sayısı: 1169
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı