"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Gündemi kaynatamazsınız!

Mehmet KARA
17 Ağustos 2020, Pazartesi
Siyasetçilerin gündemi ile milletin gündemi farklı.

Siyasetçiler ittifaklarını güçlendirmek için uğraşırken, milletin gündemi işsizlik, hayat pahalılığı, borç, gençlerin iş bulup yuva kurmaları, boşanma rakamlarının artması, ahlâkî erozyon, KHK, EYT, adalet…  

Ülkenin ve milletin sorunlarını konuşup çözüm üretmesi gerekenlere bu önemli sorunlar hatırlatılınca meseleyi başa yönlere çekip, kaynatmaya ve unutturmaya çalışıyorlar. Ancak yaşanan bu sorunları unutturmanın imkânı yok… 

Unutmak mümkün mü? 2009 yılında piyasaya çıkan 200 liralık banknotla 135 dolar alınabilirken, şimdi ancak 27 dolar alınabiliyor. Yine o tarihte aynı parayla 74 litre benzin alınabilirken şimdi 30 litre, 17 kilo kırmızı et alınabilirken şimdi 3 kilo et alınabiliyor.  

Enflasyon rakamları yüzde 11’lerde seyrederken çarşı da pazar da bunun böyle olmadığını millet görüyor. Geçen sene 100 liraya dolan pazar çantasının şimdi 112 liraya dolacağını söyleyenlere millet inanır mı?  

Bu rakamlarla ortada iken milletin gündemini kaynatmak mümkün mü? 

*** 

BUZDOLABI SATIŞI NEYİN GÖSTERGESİ (!) 

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan “ekonomi kötü gidiyor” eleştirileri gelince buzdolabı satışlarındaki artışı örnek gösteriyor. Erdoğan, Türkiye ekonomisini buzdolabı örneği ile anlatırken, “Buzdolabı satışlarına bakıyoruz. 2002’de 1 milyon 88 bindi. 2017 itibariyle 3 milyon 107 bin, 2019’da ise 2 milyon 486 bin adede çıktı. Ülkemizdeki yıllık çamaşır makinası satışı 824 bin adetten 2 milyonun üzerinde bir seviyeye, bulaşık makinası satışı 282 binden 1 milyon 332 bin adede, fırın satışı 339 binden 817 bine yükseldi. Bunları niye söylüyorum, bütün bunlar ülkemizdeki refah düzeyini ifade etmesi bakımından rakamlar” diye konuşuyor. 

Buzdolabı satışlarındaki artışı, refah seviyesinin artması, gelişmişliğin ve ekonominin iyi gittiğinin göstergesi olarak söylemek ne kadar doğrudur ve gerçekçidir? Tek başına bu veri ekonomide iyiye gidişin bir göstergesi olabilir mi? Elbette olamaz, olmuyor da… 

Ekonomist İbrahim Kahveci, buzdolabına verilen para ile içinin dolmadığını, “Bir buzdolabına ödenen para ile 2003’te 179 kilo zeytin alınırken, 2019’da bu 94 kiloya düştü. Aynı şekilde 420 kilo kuru fasulye 195 kiloya, 942 kilo domates 518 kiloya, 764 ekmek 409 ekmeğe düştü. Özetle vatandaş gıda saklamak için ödediği para ile buzdolabının içini dolduramaz noktaya geldi” rakamlarıyla anlatırken, “Dolap mı önemli; gıda mı?” diye sormuş. (Karar, 11.8.2020) Bu hesaplayamaya nüfus artışını da eklemek gerekiyor. 

Nereden bakarsanız bakın dolabı içi dolmadıktan sonra satışların artmasının pek bir önemi yok. 

*** 

BUZDOLABI BOŞSA, KARNINIZ AÇSA… 

Erdoğan buzdolabı satışlarının artmasını ne zaman gündeme getirse, Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli’nin, “Tarım savunmadan daha önemlidir. Teknoloji, savunma sanayisi elbette önemli. Eğer üretim yoksa buzdolabı boşsa karnınız açsa bunun hiçbir anlamı yok. Eğer tüm teknolojilere sahip olduğunuz halde yiyeceğe sahip değilseniz tabiî afette, savaşta aç kalmanız işten bile değil. Uçaklarınız, roketleriniz olabilir, teknolojiniz çok yüksek olabilir, ama buzdolabı boşsa bunların hepsi boştur. O yüzden buzdolabının mutlaka dolu olması lâzım” sözünü hatırlıyoruz. 

Bu vesileyle bir kez daha hatırlatmakta yarar gördük. Bu sözün üstüne daha ne söylenir ki? 

*** 

IMF BORÇ İSTEDİ Mİ, İSTEMEDİ Mİ? 

Erdoğan, ekonomik göstergelere yapılan eleştirileri “IMF’ye borcun bittiğini hatta borç verir hale geldiğimiz” tezi ile savunuyor. 

Geçenlerde yine, DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan’ı IMF üzerinden eleştirirken, “IMF bizden 5 milyar dolar istedi. O zamanki bakan ‘bu borcu verelim mi?’ dedi. ‘Verelim’ dedim. Bugün borcu alan yarın talimat alır. Şimdi parti kurmuş bize ekonomi dersi veriyor” diyen Erdoğan’a Babacan, sosyal medya üzerinden, “Sayın Cumhurbaşkanı’nın tesbitine katılıyorum. Ekonomi yönetimini teslim ettiğimde Türkiye, IMF’ye borç verebilecek güçteydi. Fakat bugün maalesef IBAN verip halktan yardım isteyen bir yönetim var” diye cevaplandırması okuyanları gülümsetti.  

Buna bir de Merkez Bankası eski Başkanı Durmuş Yılmaz’ın, “IMF bizden borç istemedi. İhtiyati bir fona taahhütte bulunuldu. Taahhüt gerçekleşmedi. İspatı: Merkez Bankası bilânçosunda böyle bir borç kaydı yok” demesiyle IMF meselesi tam bir muamma oldu. 

Bakalım, Sayın Erdoğan, bu sözlerden sonra ekonomiye eleştiriler geldiğinde bundan sonra da buzdolabı ve IMF üzerinden cevap vermeyi sürdürecek mi? 

*** 

UNUTMA… ARTIŞ ZAM OLARAK GERİ DÖNER! 

Son dönemde parti rozeti takmış gazeteciler ile partileri adına konuşan televizyonlardaki yorumcular, öyle partizanca davranıyorlar ki şaşıp kalmamak mümkün değil. 

Çeyrek altının 860 liraya çıktığı günlerde bu gazetecilerden birisi “Çeyrek altın kahvaltıda yiyeceğiniz peynir, içeceğiniz çay, ekmeğin yerine geçer mi? Altın ile mi doyuyoruz, yoksa ekmek-peynir-çay ile mi?” diye sorarken, “Sen ekmeğine, çayına şekerine, peynirine bak” demişti. 

Sayın yazar, dövizdeki ve altındaki artışın hayat pahalılığı ve zam olarak geri döndüğünü ya unutmuş ya da yazmak istememiş. 

Üstte tarif ettiğimiz yazarlardan birisi de, “Türkiye 12 ülkede askerî üs kurarken, hâlâ papağan gibi, ‘Saman, buğday ithal edecek hale geldik’ diye söyleniyorlar” demiş. 

Bu sözüne elma ile armudu toplama yanılgısı mı desek, yoksa kel alâka mı desek karar veremedik. Siz ne dersiniz? 

*** 

HAYALET! 

Seçilmiş son başbakan ve Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, ekonomi ne zaman zora girse, döviz, ev, altın fiyatları arttığında “dış güçlerin oyunu” diyenlere “Kim bu dış mihraklar? Söyleyin, bilelim. Onlara karşı omuz omuza mücadele edelim. Dış mihrak diye bir hayalet var, adı sanı yok!” demiş. 

AKP’de bakanlık, genel başkanlık ve başbakanlık yapan birisi dış mihrakları bilmiyorsa, millet nereden bilsin… Bilen birisi varsa söylese de millet öğrense… 

Okunma Sayısı: 1981
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • barış

    17.8.2020 14:51:14

    Artık beyaz eşya zaruri ihtiyaç halini aldığı için insanlar bundan feragat edemiyorlar ve teknolojik olarakta bunların fiyatı bütceye gore oldukça uygun ve çeşitli bunların kullanım zorunluluğu bulunmakta artık bunların yerine eskiden yapılan uygulamalar yapilamaz ör. alınan gıdaların bozulması bu zamanın ürünlerinde daha çok çabuk oluyor. iki. çamaşır yikamak icin kazan kaynatacak bahçeli evler ve buna uygun insan yapısı yok. o yüzden bunlar bir gösterge olamaz tek başına

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı