"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Millet iradesine tahammül etmek gerekir!

Mehmet KARA
13 Nisan 2019, Cumartesi
Seçimler demokrasinin vazgeçilmez / vazgeçilemez en önemli unsurlarından birisidir. Çünkü demokrasilerde millet kendini yönetecek vekilini, belediye başkanını ancak bu yolla seçebilir.

Seçimlerle ilgili her zaman itirazlar yapılabilir. Bu her seçimden sonra da yapılmıştır, yapılacaktır da… Ancak seçim bittikten sonra çıkan neticeye saygı göstermek de demokrasinin gereğidir. Zira seçim demek “milletin iradesi” demektir. 

Seçim lehine çıkınca kabul edersen, itirazları haksız bulursan, aleyhine çıkınca feveran edersen inandırıcılığın da kalmaz.

Hele ki, milletin tercihi asla küçümsenemez. Bir oy demokrasi için önemlidir. (Kaldı ki, bu seçimde 1-2 oyla belediye başkanlıkları kazanıldı.)

Durum bu olduğu halde, seçimin ardından demokrasiye karşı yapılabilecek en büyük kötülük milletin iradesine “sandık darbesi” denilmesidir. Bu son derece tehlikeli ve kabul edilemez bir yaklaşımdır. Eğer bunu söylerseniz, geçmişteki ve gelecekte yapılan, yapılacak seçimlere, millet iradesine saygısızlık yapmış olursunuz. Tartışılır hale getirirsiniz.

Seçimlerle ilgili yetkili kurul YSK’dır. Partiler itirazlarını yaparlar ve YSK itirazları değerlendirip kararını açıklar. Ondan sonra da verilen karara saygı göstermek kalır. YSK kararları kesindir ve herkesi bağlar. Şu anda da yapılması gereken budur. Yoksa “darbe, gezi kalkışması” gibi yakıştırmalar en başta milletin iradesine saygı göstermemektir.

Bunu söyleyenler “Seçimler ne zamandan beri sandık darbesi oldu?” sorusunun cevabını vermek zorundadırlar. Hürriyet gazetesinden Abdulkadir Selvi’nin de dediği gibi “Eğer öyle olsa bu ülkede Erbakan başbakan olabilir miydi? Eğer sandıktan darbe çıksa ‘Muhtar bile olamaz’ denilen Erdoğan, bu ülkede cumhurbaşkanı olabilir miydi? Peki, Erdoğan’a verilen yüzde 52 oy ne anlama geliyor? Cumhur ittifakının yüzde 52’si de sandık darbesi mi?”

Yine AKP eski milletvekili Şamil Tayyar’ın, “Oy sayımına itiraz, Anayasal haktır. Eyvallah. Seçim sandığı için darbe, tuzak, işgal, proje gibi ifadelerle demokrasi kavramının içini boşaltmak, bu ülkeye yapılacak en büyük haksızlıktır. Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir. Hatayı millette değil kendimizde aramalıyız” sözleri de bu aşamada yerinde yapılmış değerlendirmelerdir.

“Seçim darbesi” diyenler hiç değilse bunlara kulak versin!

Bütün bunlara rağmen, “Türkiye, tıpkı Gezi, 17-25 Aralık, 15 Temmuz’da olduğu gibi 31 Mart’ta da sandık üzerinden darbeye maruz kaldı” ve “31 Mart seçimlerine İstanbul darbesi yapılmış. Türkiye’ye darbe yapılmış. Seçimler üzerinden, sandıklar üzerinden darbe yapılmıştır” denilmesi en başta demokrasiye inanmamaktır.

İktidarı destekleyen bir kısım insanlar bunu söylerken, yine iktidarı destekleyen insanların buna tepki göstermesi de ümit vermiştir.

İşte bu yüzden demokrasiye aykırı bu tehlikeli dilin bir an önce düzeltilmesi gerekiyor. Unutulmamalıdır ki, sandıkla darbe yan yana gelmez, getirilemez.

Milletten gelen başgöz üstüne!

İstanbul İl başkanı seçim gecesi geç saatlerde, “3.870 oy farkıyla seçimi biz kazandık” demişti.

Seçimin olduğu gün daha bitmeden, Cumhur ittifakının adayı Binali Yıldırım kameralar karşısına geçip büyük tezahüratlar altında “İstanbul’da seçimi biz kazandık” diye bir açıklama yapmıştı.

Ardından Cumhur ittifakının ortağı, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, “Kazanmak için 1 fazla oy yeterlidir” diye açıklama yapmıştı.

Özellikle İstanbul’daki oy sayımı devam ederken, Rusya’ya giden Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Tayyip Erdoğan, “10 milyonu aşkın seçmenin olduğu İstanbul’da kimsenin kalkıp da 13-14 bin farkla bir seçimi kazandım havasına kimsenin girmeye de hakkı yoktur” diye bir açıklama yapması şaşkınlıkla karşılanmıştı...

Bütün sözlerden sonra, “Seçilmek için kaç oy almak lâzımdır?” sorular birbiri ardına gelmişti.

Gelen bu tepkiler üzerine Erdoğan, Rusya dönüşü gazetecilere, “YSK verir kararı, isterse 1 oy olsun. Orası bu kararı verdiği zaman, ‘eyvallah o zaman başım gözüm üstüne’ dersin. Ama nihaî mercî neresi, orası” sözleriyle açıklık getirmek durumunda kaldı.

Zira, “Kazanmak için 1 oy yeterli” noktasından, “14 bin fark kazanılmasının ardından kazandım havasına girilmemesi”ne kadar nasıl geldiğini anlamak mümkün değildi. “Kazanmak için 1 fazla oy yeterli”ydi zaten. 

Milletten gelene baş göz üstüne denilirse demokrasi kazanır, seçimler üzerine de gölge düşmemiş olur.

Demokrasiden soğutmayalım!

Dört dönem AKP milletvekilliği yapan Ayhan Sefer Üstün, bir sosyal paylaşımında işin özetini ortaya koymuş. Yorumsuz paylaşalım:  

“Maç devam ederken kuralları değiştirmeyelim...  İşin içine polis, jandarmayı, zabıtayı karıştırmayalım... Her şeyden önemlisi; İnsanımızı seçimden, sandıktan, demokrasiden soğutmayalım..!”

Okunma Sayısı: 1498
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Şevket Paksoy

    13.4.2019 12:26:50

    Yüreğinize sağlık...Tebrikler... İşte hakkın yanında zor zamanda durmak durabilmek budur... Bu ve emsali yazılarınızın artarak devamını rica ederiz....

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı