"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

İmtiyazsızlık üzerine...

Mehmet Soydan
22 Mayıs 2022, Pazar
Tarihçe-i Hayat’ta geçen bir söz:

“Müsemma-i meşrutiyet; hak, sıdk, muhabbet ve imtiyazsızlık üzerine bekâ bulacaktır.”

Buradaki ‘imtiyazsızlık’ ifadesinden ne anlamalıyız? Hiçbir kimsenin başka hiçbir kimseden hak ve vazife yönlerinden bir farkının olmaması üzerine kurulan bir sistem, değil mi?

Dolayısıyla, bu imtiyazsızlık sadece siyasi bir manayı çağrıştırsa; bir şeyler eksik kalacaktır. –Ki Üstad Hazretleri’nin aynı cümlede zikrettiği diğer kavramlar da (hak, sıdk, muhabbet) siyasi değil genel bir manaya işaret eder.–

Başka imtiyazlar neler olabilir?

1) Yaş imtiyazı: Kişinin ne zaman doğacağı, öleceği, kaç yaşına kadar yaşayacağı kendi elinde değildir. Hal böyleyken, sırf 65 yaşını geçmiş diye insanlara imtiyazlar verilmesi eşitliğe aykırıdır. Şu da var ki; pandemi döneminde sokağa çıkma yasağının 65 yaşını geçmiş insanlara mahsus tutulması da eşitliğe aykırıydı.

Denilse ki: “Devlet, 65 yaş üzerindeki vatandaşların iyiliğini düşündüğünden öyle yaptı.”

Elcevap: İnsanların yaşları arttıkça COVID-19’dan vefat etme riskleri artıyorsa; neden 50, 55 vs. değil de 65 sınırı çekilmiştir? Kaldı ki devletin, vatandaşın iyiliğini ondan daha fazla düşündüğünü iddia ettiği sistemler totaliter sistemlerdir. Daha kaldı ki, salgın tedbirlerinde yaş gibi bir ayrımcılık yapan başka ülke çok nadirdir.

2) Meslek imtiyazı: Bazı memurların sahip oldukları imkânlardır. Öğretmenevleri, Polisevleri, lojman kullanma imkânları gibi; başkalarının erişme imkânının daha kısıtlı olduğu şeyler elbette birer imtiyazdır. Hele içerilerinde sadece konaklama değil birçok sosyal faaliyet yapılabilen ve başkalarının, içeriden referans(!) olmadan girişine yasak olan Askeriye lojmanlarına girersek, meselenin içinden çıkamayacağız.

3) Statü imtiyazı: Memuriyet hizmetkârlıktır. Dolayısıyla rütbeler de statüde değil hizmetkârlıkta üstünlüğü ifade etmelidir. Gelgelelim Askeriye’de rütbelinin, okulda öğretmenin tuvaleti bile ayrıdır. Bir filmde: “Aganın ... üzerine ... olur mu?” repliği bize komik geliyor. Ama onun aynısını hepimiz hayatlarımızda yaşadık. Tuvalet sadece bir örnektir, statü imtiyazına başka misaller de mevcuttun

4) ... (bu kısmı yorumlarınızla siz doldurun, sitede yazının altında tartışalım.)

İmtiyazlardan konuştuk; peki bu imtiyazları doğuran, halkımızın hatalı düşünceleri ineler?

Mesela, bir insan memursa onun kesinlikle daha “eli-yüzü düzgün” olduğu gibi bir zanna kapılırız. Dolayısıyla bu kişilerin sahip olacağı imtiyazlar bize normal gelir.

Mesela, bir vatandaşımız araba alacak olduğunda “Öğretmenden araba!” ilanlarına daha çok yönelir. Niye? Çünkü öğretmen değilse arabasında yamukluk olabilir(!). Bizim bilinçaltımızda böyle saçma genellemeler olduğu müddetçe o kişi de mesleğini kullanıp bundan imtiyaz çıkarmaktan gocunmayacaktır.

Misaller çoktur. Peki bizim yapmamız gerekenler nelerdir? Mesela, halkın gözünde imtiyaz sebebi olan sıfatlarımızı –bir faydası olmayacaksa– söylemeyebiliriz. Unutmayalım ki bu iman davası da, dünyevî sıfatlarla mücehhez kişilerle değil; “sıddık”, “hafız”, “mübarek” gibi uhrevî sıfatlarla mücehhez zatlarla, hatta davaya girmeden evvel sıfatı dahi olmayan zatlarla bugünlere geldi.

Okunma Sayısı: 839
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı