"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Kardeşimi görebilirim diye geldim

Mehmet YAŞAR
04 Nisan 2014, Cuma
“Buraya niye geldiniz?”
 “Bilmiyoruz. Program var dediler, geldik.”
“Ya sen?”
“Ben gelmeyecektim aslında. Sadece kardeşimi görebilirim belki diye geldim.”
“O nerede peki?”
“O benim kaldığım yurtta değil. Başka bir yurtta.”
“Gelmiş mi?”
“Maalesef, gelmemişler.”
Kardeşinden ayrı bir yetiştirme yurdunda kalan delikanlının bu sözleri yürek burkuyordu.
Hemen iki sıra önümüzde ise 15-16 yaşlarında genç bir kız, erkek kardeşini kucaklıyordu hasretle. Anlaşılan bu program onları buluşturmuştu. Öpüp koklamaya doyamıyordu kardeşini. Program boyunca önde oturan genç kız, dönüp dönüp arka sıralarda oturan kardeşine bakıyor, kim bilir gözleriyle neler konuşuyordu?
Programdan sıkılıp lobiye çıkan gençlerden biri ile tanıştım. Hayallerini anlattı hemen bana. “Liseyi bitirince Radyo-Televizyon okumak istiyorum” dedi. “O zaman  üniversiteyi kazanınca Bizim Radyo’ya yanıma mutlaka uğra” diyebildim sadece. Gelecek adına bir ümidi taze kalsın diye.
Onlar gibi yetiştirme yurdunda yetişmiş Demirhan Kadıoğlu çıktı kürsüye. Yurtlarda geçirdiği günlerini adeta yeniden yaşayarak anlattı çocuklara. Karikatüristliğe başlama hikâyesini “Bulduğum bütün boş kâğıtları resimle dolduruyordum o yıllarda. Aslında içimdeki büyük boşluğu dolduruyormuşum” sözleriyle tamamladı. Salondaki çocuklar adeta o boşluk dolsun diye çılgınca alkışladı onu. Çünkü onlar bütün eksiklerini ‘yurt kardeşliği’ ile tamamlamayı iyi biliyordu.
Bir başka gençle tanışıp, programa neden geldiğini sordum: “Karagözle Hacivat var dediler, geldim” dedi. Sonra kimbilir yüreğinin hangi köşesindeki ağlayışları susturmak istercesine ekledi: “Bizim gülmeye çok ihtiyacımız var.”
Arka sıralarda oturan çocukların arasına karıştım. Yurt öğretmeninin yanında saçları örgülü küçük bir kız çocuğu hemen önümde oturuyordu. Arkasına dönüp beni görünce, gülümsedim ona. Mahçup bir edayla önüne döndü. Utanarak tekrar dönüp bakınca, yine gülümsedim. Bu kez tatlı bir tebessüm belirdi yüzünde. Sadece “Yüzün hep gülsün küçük kız”, diyebildim içimden.
Bir başka genç ile konuştuk ayak üstü. “Yetiştirme yurtları kapanıp, Sevgi Evleri olarak hizmet verilecek, haberin var mı?” diye sordum. Gözleri ışıl ışıl oldu. “Harika bir şey. Bir arkadaşımın yanına uğrayınca gördüm. Orada kendi odan da yatıyorsun. Hiç ev gibisi olur mu?” dedi... Ne diyebilirdim ki?
Kulise geçtim. Bu gecede sahne alan Türkiye’nin seçkin sanatçılarından, başta Göksel Baktagir, Eda Karaytuğ, Gölge Sanatçısı Hayâlî Suat Veral, Kültür ve Turizm Bakanlığı Mehter Takımı, Ebru sanatkârı Alparsalan Babaoğlu, neyzen A. Bülent Ekin’in yüzlerindeki mutluluk görülmeye değerdi.
Yani herkes, masum çocukların yüreğine dokunabilmenin huzurunu yaşıyordu adeta. 
Yukarıda anlattıklarım Yeni Asya ve Bizim Radyo’nun destekleri ile gerçekleşen anlamlı gecede gördüklerimdi. Öncelikle, uzun uğraşlarla hazırlanan bu projeyi koordine eden radyomuz ve gazetemiz çalışanı Melek Şafak Hanımı tebrik ediyorum. Programa katılan değerli sanatçılarımıza, yer tahsisinde bulunan Bahçelievler Belediyesi’ne, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı İstanbul İl Müdür Yardımcısı Ayten Yılmaz’a şükranlarımızı sunuyoruz.
Bu vesileyle bir kez daha gördük ki, ‘çocuk üzerinden değil, sadece çocuk için’ yapılacak çok iş var. Ve biz yetişkinler, yaşadıkları en travmatik hadiselere rağmen hayata tutunmaktan hiç vazgeçmeyen çocuklardan çok şey öğreneceğiz.
Okunma Sayısı: 1313
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • süleyman bayşu

    4.04.2014 11:39:00

    gözlerim doldu yine. Ta, beni otuz bir yıl öncesine götürdünüz. Boynu bükük bir halde yapa yalnız kaldım Uşak Yetiştirme Yurdunun beton merdivenlerinde. Ellerim bomboştu. Kimseler yoktu yanı başımda. Bir yanımda yurdun demirden soğuk kapısı bir yanımda büyükçe bir bahçe ve oyun parkı vardı. Oyun oynaması bilmezdim. Ne bileyim, nerden bileyim. Oyun parkındaki oyuncakları ilk kez görüyordum. Para isterler diye aylarca hep karşıdan seyrettim oynayan arkadaşlarımı. ... Ah Mehmet Yaşar, ah. Beni nerelere götürdün sen.!!!!!

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı