"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Demir Risalesi’nin Mütalâası (16) - Demirde kuvvet ve şiddet vardır

Mehmet ÇETİN
04 Nisan 2026, Cumartesi
Bu bölümde demir ve ilgili reaksiyonları hakkında malûmat verilecek.

Yirmi Sekizinci Lem’a 1935 yılında Eskişehir Hapishanesi’nde yazıldı. Atomda bulunan elektron 19. yüzyılın sonlarında1ve proton2 ise 20. yüzyılın başlarında keşfedildi. 1932 yılında nötron keşfedildi. 3 Bu tarihlerde kimyasal elementlerin nerede ve nasıl yaratıldığı ile alâkalı bilgi ve çalışma yoktu. 

Nükleer fiziğin ilk problemi atomun çökmemesi oldu. Bir atomda, çekirdeği saran negatif yüklü bir elektron bulutu vardır. Çekirdek ise pozitif yüklü protonlar ve yüksüz nötronlardan oluşur. Aynı yükler birbirini iter, zıt yükler birbirini çeker, yasasını hatırlayalım. Yüksüz nötronun da bulunduğu çekirdeğin içi, sadece pozitif yüklü yani aynı yüklü protonlarla nasıl oluyor da ayakta duruyor ve yıkılmıyor? Burada dengeyi sağlayan bir kuvvet olmalıydı ki atom ayakta kalabilsin. Yapılan çalışmalarla atomun âdeta tutkalı, içindekileri bir arada tutanı manasında güçlü nükleer kuvvet ile atomun içinde denge sağlandığı, anlaşıldı. 

Kuvvet dengeleri yönü ile tabiatta bulunan elementlerden bir tanesi yani demir çok dikkat çekiciydi. 

Demir atomunun çekirdeğinde 26 proton vardır ve bu sayı çekirdekteki iki farklı kuvvetin birbirini tam olarak dengelediği sırlı bir sayıdır. Bu da demiri tabiatta bulunan en stabil element yapar. (Fihi be’sün şedid) yani mahiyetinde büyük bir kuvvet, bir vuruş bulunan demir) Diğer bütün elementler demirin stabilitesini arar. Bediüzzaman’ın ifadeleri ile kâinatta her şeyin bir kemâle sevk ettirilmesine ve her unsur içinde mümtaz bir ferdin seçilmesine esasen ‘demir’ güzel bir misal olabilir. Bu, zerrelerden insanlık âlemine kadar kâinatta cârî olan küllî bir kanundur. Nasıl, insanlar içinde peygamberler seçilmişse, elementler arasında da demir seçilmiş, diyebiliriz. Atom numarası (yani çekirdeğindeki proton sayısı) 26’dan küçük olan elementler birleşerek (füzyon), 26’dan büyük olan elementler parçalanarak (fizyon) demire benzemeye meylettirilir. Belli bir atom numarasından sonrada güçlü nükleer kuvvet artık protonları tutamaz ve bu elementlere radyoaktif elementler denir (mesela 88 protonlu radyum ve 92 protonlu uranyum gibi).

En stabil ve atomaltı parçacıkları en yüksek bağlanma enerjisine sahip element olan demir (be’sün şedid), red supergiant adı verilen yıldızlarda ekzotermik olarak nükleer reaksiyonlarda yaratılan en ağır elementtir. Yani demir elementinin yaratılmasına kadar olan nükleer reaksiyonlarda çevreye ısı yayılır. Demirin teşekkül ettirilmesi bir sınırdır.

Nasıl, atomun içinde partikülleri bir arada tutan güçlü nükleer kuvvet ve iten elektromagnetik kuvvet dengeleniyorsa, red supergiant yıldızlarında da merkeze doğru çeken çekim kuvveti (gravity) ve bu ekzotermik nükleer reaksiyonlar sonucunda meydana çıkan ısı (yaklaşık iki buçuk milyar derece) neticesinde oluşan dışa doğru basınç birbirlerini dengeler.  

Nükleer fizikçilerin hazırladığı stabilite grafiğinin tepe noktasında demir vardı. Astronomların yıldızların parlaklıklarına (her bir elementin ayrı bir parlaklığı vardır) göre hazırladığı elementlerin bulunabilirlik (bolluk) grafiğinin en üst noktasında yine demir bulunuyordu.

Özetle en stabil element olan yani çekirdeğinde iki kuvvetin en iyi dengelendiği demir kâinatta en bol bulunan elementlerdendi. Ayrıca bu bütün elementler için geçerliydi; az stabil olan radyum az bulunuyor, izafî olarak ondan daha stabil olan alüminyum daha bol bulunuyordu.

Âdeta çekirdeğe atılan aynı imza kozmoza da atılmıştı.

Dipnotlar:

1- İlk olarak 1838 yılında Richard Laming tarafından atomların kimyasal özelliklerini açıklamak için elektron yükünün bölünemez bir özelliğinin olması kavramı hipotezleştirilmiştir. Johnstone Stoney 1891 yılında bu yüke elektron adını vermiş, J. J. Thomson ve ekibi ise 1897 yılında onu parçacık olarak tanımlamıştır. https://tr.wikipedia.org/wiki/Elektron#:~:text=%C4%B0lk%20olarak%201838%20y%C4%B1l%C4%B1nda%20Richard,y%C4%B1l%C4%B1nda%20onu%20par%C3%A7ac%C4%B1k%20olarak%20tan%C4%B1mlam%C4%B1%C5%9Ft%C4%B1r.

2- İlk defa 1886'da Eugen Goldstein tarafından bulundu. https://tr.wikipedia.org/wiki/Proton

3- Nötron, James Chadwick tarafından 1932'de keşfedildi. https://tr.wikipedia.org/wiki/N%C3%B6tron

Okunma Sayısı: 139
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı