Derviş Yalçın, Mardin’in Savur ilçesine bağlı Soylu (Dêrîş) köyünde doğdu. İlkokulu köyünde okudu. Askere gidinceye kadar köyde tarla işlerinde çalıştı.
1966 yılında askerlik sonrası Batman’da TPAO’da işçi olarak çalışmaya başladı. 1970 yılının başında Risale-i Nurlarla tanıştı ve ömrünün son nefesine kadar sadakatle, ihlasla ve sebatla bağlı kaldı. Samimiyeti, ihlası ve içtenliği ile çevresini aydınlattı. Önce kardeşleri, sonra akrabaları arasında Nur hizmetine birçok genç kazandırdı. Sonraki hayatı, işi ve Risale-i Nur medresesi arasında geçti. Genellikle dostları ve arkadaşları da bu çevreden oldu. İş yerinde ve mahallesinde hep örnek bir Nur talebesi olarak tanındı ve sevildi.
Onu tanımam 1974 yılı yaz tatilinde oldu. Mersin Öğretmen Okulunda birinci sınıf öğrencisi iken Mersin’de Risale-i Nurları tanımıştım. Yaz tatilinde Batman’a geldiğimde medreseyi aradım ve sora sora müftülüğün bitişiğinde, kerpiçten yapılmış küçük evi buldum. Kerpiç medresenin küçük bahçesinde bir asma ağacı vardı. Asma çardakları tüm bahçeyi güneşten koruyordu. Çoğu zaman derslerin olmadığı saatlerde sandalyelere oturularak sohbetler yapılırdı.
İşte o medreseye geldiğim ilk günde Derviş Yalçın’ı görmüş ve tanışmıştım. O yıllarda TPAO’da çalışan çok sayıda işçi Nur talebesi vardı. Özellikle ikindi namazından sonra yapılan Risale-i Nur derslerine genellikle herkes katılırdı. O zamanlar Nur talebesi işçiler, yeni derse gelen gençlerle yakından ilgilenirdi. Her genç, kendisine gösterilen ilgiden dolayı kendini çok değerli hissederdi. Gençlerden biri derse gelmedi mi merak edilir, sorulurdu. Gençleri merak edenlerden biri de Derviş Yalçın’dı. Samimî duruşu ve doğal davranışları o zaman beni çok etkilemişti.
Batman’da çok sayıda Nur talebesi oluştuğundan medrese dar geliyordu. “Bu kerpiçten medrese bize yakışmıyor” diyerek yeni bir medrese inşaatı başlattılar. Önce kerpiç medrese yıkıldı, sonra inşaat başladı. Medrese geçici olarak bir eve taşındı. İnşaat, talebelerin yardımıyla kısa sürede tamamlandı ve çevrede parmakla gösterilen bir medrese oldu. Başta Derviş Yalçın olmak üzere diğer talebeler, maddî yardım ve iş gücü olarak katkıda bulundular.
Gençlik yıllarımdaki samimî talebelerden biri de Derviş Yalçın’dı. Onun o samimî, fıtrî ders okuyuşunu ve konuşmasını hiç unutmadım. Her zaman gönlümde dürüst ve örnek bir ağabey olarak kaldı.
Zamanla şunu öğrenmiştim: Hiçbir diploma ve makam insanı kişilikli ve dürüst yapmaz. Eğer diplomalar, makamlar ve mal varlığı dürüst ve kişilikli insanların elinde olursa, o zaman kişinin gerçek değeri anlaşılır.
Emekli olduktan sonra Risale-i Nur medresesinin sürekli müdavimi oldu. Artık evden çok medresede kalıyordu. Hayatı medrese çevresinde devam etti. Sonraki yıllarda hastalandı ve zor bir hastalık süreci başladı. Hastalık onu hayattan kopardı ve bakıma muhtaç bir duruma getirdi. Daha sonra hastalığı ilerledi ve hastaneye kaldırıldı. Ramazan ayında, Perşembe günü, öğle saatlerine yakın, güneşli bir günde dünyadaki görevini tamamlayıp Rabbine kavuştu. Batman, ihlaslı, fedakâr ve örnek bir Nur talebesini kaybetmenin üzüntüsünü yaşadı. Allah rahmet eylesin, mekânı Cennet olsun.
Bu âlemden bir derviş göçtü.