"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

İstikametli muhabbetle Hz. Ali’nin (ra) şiaları, Ehl-i Sünnettir

Risale-i Nur'dan
04 Nisan 2026, Cumartesi
Hazret-i Ali’nin (ra) şahsı hakkında sair hulefadan ziyade senakârâne ehadisin kesretle intişarının sırrı şudur ki:

Emevîler ile Haricîler ona haksız hücum ve tenkis ettiklerine mukabil, Ehl-i Sünnet ve Cemaat olan ehl-i hak, onun hakkında rivâyâtı çok neşrettiler. Sair Hulefa-i Raşidîn ise öyle tenkit ve tenkise çok maruz kalmadıkları için onlar hakkındaki ehadisin intişarına ihtiyaç görülmedi.

Hem istikbalde Hazret-i Ali (ra) elîm hâdisâta ve dahilî fitnelere maruz kalacağını nazar-ı nübüvvetle görmüş, Hazret-i Ali’yi (ra) me’yusiyetten ve ümmetini onun hakkında sû-i zandan kurtarmak için “Ben kimin dostuysam, Ali de onun dostudur.” gibi mühim hadislerle Hazret-i Ali’yi (ra) teselli ve ümmeti irşad etmiştir. 

Hazret-i Ali’ye (ra) karşı Şia-i Velâyetin ifratkârâne muhabbetleri ve tarikat cihetinden gelen tafdilleri, kendilerini Şia-i Hilâfet derecesinde mes’ul etmez. Çünkü ehl-i velâyet, meslek itibarıyla, muhabbet ile mürşidlerine bakarlar. Muhabbetin şe’ni ifrattır. Mahbubunu makamından fazla görmek arzu ediyor. Ve öyle de görüyor. Muhabbetin taşkınlıklarında ehl-i hal mazur olabilirler. Fakat onların muhabbetten gelen tafdili, Hulefa-i Raşidînin zemmine ve adavetine gitmemek şartıyla ve usul-ü İslâmiyenin haricine çıkmamak kaydıyla mazur olabilirler.

Şia-i Hilâfet ise, ağraz-ı siyaset içine girdiği için garazdan, tecavüzden kurtulamıyorlar, itizar hakkını kaybediyorlar. Hatta “Maksat Hz. Ali’ye (ra) duyulan sevgi değil, Hz. Ömer’e (ra) duyulan kindir.” cümlesine mâsadak olarak, Hazret-i Ömer’in (ra) eliyle İran milliyeti cerîha aldığı için intikamlarını hubb-u Ali suretinde gösterdikleri gibi, Amr İbnü’l-Âs’ın Hazret-i Ali’ye (ra) karşı hurucu ve Ömer ibni Sa’d’ın Hazret-i Hüseyin’e (ra) karşı feci muharebesi, Ömer ismine karşı şiddetli bir gayz ve adaveti Şialara vermiş.

Ehl-i Sünnet ve Cemaate karşı Şia-i Velâyetin hakkı yoktur ki, Ehl-i Sünneti tenkit etsin. Çünkü Ehl-i Sünnet, Hazret-i Ali’yi (ra) tenkis etmedikleri gibi, ciddî severler. Fakat hadisçe tehlikeli sayılan ifrat-ı muhabbetten çekiniyorlar. Hadisçe Hazret-i Ali’nin (ra) şiası hakkındaki sena-i Nebevî, Ehl-i Sünnete aittir. Çünkü istikametli muhabbetle Hazret-i Ali’nin (ra) şiaları, ehl-i hak olan Ehl-i Sünnet ve Cemaattir. Hazret-i İsa Aleyhisselâm hakkındaki ifrat-ı muhabbet Nasarâ için tehlikeli olduğu gibi, Hazret-i Ali (ra) hakkında da o tarzda ifrat-ı muhabbet, hadis-i sahihte tehlikeli olduğu tasrih edilmiş.

Lem’alar, Dördüncü Lem’a, s. 40

LUGATÇE:

adavet: düşmanlık.

hubb-u Ali: Hz. Ali sevgisi.

ifrat-ı muhabbet: sevgide, sevmede aşırı gitme.

sena-i Nebevî: Peygamberin senası, övgüsü.

Şia: Hz. Ali’nin taraftarlığını esas alan topluluk.

Şia-i Hilâfet: daha ziyade siyasî duygularla hareket eden, halifeliğin ilk olarak Hz. Ali’nin (ra) hakkı olduğunu, ondan gasp edildiğini ileri süren Şiîlik.

Şia-i Velâyet: Hz. Ali’nin velîliğini ve manevî makamının yüceliğini ön plânda tutan Şiîlik.

tenkis: değerini düşürme, noksan gösterme.

zemm: yerme, kötüleme.

Okunma Sayısı: 185
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı