"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Hakikati aramak: Hürriyetin ve terakkinin ilk şartı

Muhammed Yusuf Akbaş
26 Temmuz 2026, Pazar
İnsanlık tarihinin en büyük mücadelelerinden biri, hakikat ile taassup arasındaki mücadeledir.

Hakikatin peşinden gidenler medeniyetler kurmuş; taassuba teslim olanlar ise istibdadın karanlığında kalmıştır. Bugün de değişen fazla bir şey yok. Bilgi çağında yaşıyoruz; fakat hakikatin değersizleştirildiği, yalanın hızla yayıldığı ve peşin hükümlerin düşüncenin önüne geçtiği bir döneme de şahitlik ediyoruz.

Bediüzzaman Said Nursî, bundan bir asır önce Muhakemat’ta bu meselenin çözümünü üç temel haslette göstermiştir. Bunlardan ilki, meyl-i taharrî-i hakikat, yani hakikati araştırma meylidir. Onun ifadesiyle maarif ve fünun, bu hakikati teçhiz ederek cehalet, taassup ve istibdadın önündeki engelleri yıkacaktır.¹

Hakikati aramak, sadece bilgi sahibi olmak değildir. Daha önemlisi, doğruyu kendi nefsimizin ve grubumuzun menfaatinin önünde tutabilmektir. Çünkü insanın en büyük zaaflarından biri, hakikati değil, hoşuna giden bilgiyi aramasıdır. Kur’ân’ın sık sık “Hiç düşünmez misiniz?”, “Hiç akletmez misiniz?” diye sorması da bu sebepledir. İman, körü körüne taklidi değil, tahkiki ister.

Bugün sosyal medya mecralarında doğruluğu araştırılmadan yayılan haberler, peşin hükümler ve algı operasyonları, hakikat arayışının ne kadar hayatî olduğunu bir kez daha gösteriyor. Bilgiye ulaşmak kolaylaştı; fakat doğru bilgiye ulaşmak zorlaştı. Bunun ilacı ise Bediüzzaman’ın gösterdiği taharri-i hakikattir.

Hakikatin ortaya çıkabilmesi için bir başka şarta daha ihtiyaç vardır: Hürriyet. Çünkü baskının olduğu yerde insanlar hakikati değil, güçlü olanın hoşuna gidecek sözleri söylemeye başlar. Bediüzzaman’ın meşrutiyet, meşveret ve hürriyet üzerinde ısrarla durmasının sebeplerinden biri de budur. Hürriyet, hakikatin düşmanı değil, en büyük yardımcısıdır. Ne yazık ki günümüzde farklı düşünenleri susturmayı marifet sayan bir anlayış güç kazanıyor. Oysa hakikat, fikirlerin serbestçe konuşulduğu ve delillerin yarıştığı ortamlarda ortaya çıkar. Baskı, hakikati ortadan kaldırmaz; sadece onu bir süre görünmez hâle getirir.

Bizim savunduğumuz hukuk, meşveret ve hürriyet çizgisi de bu Risale-i Nur perspektifinden beslenmektedir. Çünkü hakikatin hâkim olduğu yerde istibdat yaşayamaz; hürriyetin kök saldığı yerde ise adalet filizlenir.

Bugün yeniden hakikati arayan nesillere ihtiyaç var. Kendi yanlışını düzeltebilen, delile teslim olabilen ve hakkı söylemekten çekinmeyen insanlar çoğaldıkça, hem cemiyetimiz hem de insanlık nefes alacaktır. Bediüzzaman’ın işaret ettiği istikamet, sadece dünü anlamak için değil, yarını inşa etmek için de en sağlam rehberlerden biridir.

Dipnotlar

1- Bediüzzaman Said Nursî, Muhakemat, “Âferin maarifin himmet-i feyyazânesine ve fünunun himmet-i merdânesine ki; meyl-i taharrî-i hakikat ve muhabbet-i insaniyet ve meyl-i insaf olan hakaiki teçhiz ederek o manileri zîr ü zeber etmiş ve ediyor.” Ayrıca bkz. Hutbe-i Şâmiye, “Akıl ve ilim ve fen hükmettiği istikbalde elbette bürhan-ı akliyeye istinad eden Kur’ân hükmedecektir.”

Okunma Sayısı: 256
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı