Bekâya giden yol ölümden geçer,
Ordaki yerini dünyada seçer,
Burda ektiğini ukbada biçer,
Burası mezraa ahiret beyder.
Bu dünya bir handır yolcular için,
Her gelen gidiyor durmazlar niçin?
Cennet-Cehennemi bu handa seçin,
Bu fânî hayattan bekâya geçin.
Bir misafirhane, bu fânî dünya,
Burda kalmak ise pek boş bir hülya,
Ahiret yolunda kalmayın yaya,
Burada hazırlan dâr-ı bekâya.
Şimşek gibi geçer bu fânî hayat,
Bâkî hayatadır burdan seyahat,
Yolculukta lazım âlât edevât,
Sana lazım şeyler sabır ve sebat.
Hayat sel gibidir akıp gidiyor,
Sele kapılanlar heder oluyor,
Cenab-ı Hak bize “çare var” diyor,
“İman kalesine gir kurtul” diyor.
Hayatın binası yıkılır çabuk,
Gün çabuk bitiyor kararır ufuk,
Hemen her gün düşer binadan bir taş,
Masiyete girme hemen uzaklaş.
Haraba yüz tutar bu fânî beden,
Bunu anlamalı niçin ve neden,
Burda bittiğinde senin vazifen,
Hesap vereceksin her amelinden.
Esma-i Hüsna’nın aynası dünya,
Bunları başlayın hep okumaya,
Tefekkürle başlar anlaşılmaya,
Tevhide deliller bitmez saymaya.