"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

...Hayali cihan çökertir! - 1

Nahit TOPALOĞLU
26 Temmuz 2026, Pazar
“Geçmiş zaman olur ki hayâli cihan değer.”

Adını bilmeyenlere dahi bu güzel mısrâını 16. yüzyıldan günümüze ulaştırabilmiştir Hayâlî.

Şimdi ne Hayâlî gibi “tevriye” sanatını bu ustalıkta icra edebilecek şâirimiz kaldı ne de hatırladığımızda “Hayâli cihan değer” diyebileceğimiz yaşanmışlıklar. 

Cihan değer olmasından geçtik, bâri “cihan çökertesi” olmasalardı.

*

“İnsan nisyandan alındığı için, nisyâna mübtelâdır. Nisyânın en kötüsü de nefsin unutulmasıdır.” (Mesnevî-i Nûriye)

“Nefsini ittiham eden, kusurunu görür. Kusurunu itiraf eden, istiğfar eder. İstiğfar eden, istiâze eder. İstiâze eden, şeytanın şerrinden kurtulur.” (Lem’alar) Nefs-i emmâreyle el ele veren şeytan, kişiye kusurlarını unutturuyor. İnsanın kendi kusurlarını görüp hatırlaması  “en zor” şeylerdendir. Daha kolayı, başkalarının hatalarını hatırlamaktır; hele ucu bize dokunuyorsa.

Görünüşte kendimizle alâkalı sanmadığımız hatalı icraatları ise çabuk unutmak gibi bir zaafımız mevcut. Hatta Üstadın ifadesiyle dehşetli cânileri âlicenâbâne affetmek, mânevî ve maddî hukuk-u ibâdı mahveden adamlara bir tek hasenesi için bir nevi taraftar olmak suretiyle musibet-i âmmenin devamına kader-i İlâhiyeye fetva vermek “Biz buna müstehakız.” demek gibi fevkalâde safderunluklarımız da var. (Sikke-i Tasdik-i Gaybî)

Hâfıza-i beşer nisyan ile mâlüldür. Geçmiş hatâları unutmak, bunların tekrarına “dâvetiye”dir. Ne demiş Âkif:

Geçmişten adam hisse kaparmış... Ne masal şey! 

Beş bin senelik kıssa, yarım hisse mi verdi?

"Tarih"i "tekerrür" diye tarif ediyorlar;

Hiç ibret alınsaydı, tekerrür mü ederdi?  

*  

2002 Kasım’ında iktidara gelen AKP, devir-teslim, tebrik, kabul sonrasında, ilk ciddî icraat olarak -alelacele- ne yapmıştı? 

-Irak’ı işgal için gelen 65 bin Amerikan askerinin silâh ve mühimmatlarıyla, 255 uçak ve 65 helikopterden oluşan yabancı hava unsurlarının Türkiye’de konuşlanmasını öngören “1 Mart 2003 hükûmet tezkeresi”ni Meclis’e sunmuştu. O zamanlar -daha devre dışı bırakılmamış- bir Meclis’imiz vardı.

-Meclis ne mi yaptı? 

-Tezkereyi reddetmişti tabi. Vesâyet altına alınmamış bir meclisten farklı bir karar çıkabilir mi?

-Eee, iktidar armut mu topladı?

-Hiç olur mu öyle şey, “Coniler gücendirilir mi?” diyeceğim ama Meclisimiz gücendirmiş oldu şükür ki. Bütün o askerler ve hava unsurları, iktidar Meclis’e söz geçiremeyince tası tarağı toplayıp ülkemizden ayrılmak zorunda kalmışlardı.

Meclis’in bu hatasını(!) telâfi için iktidar hemen gerekeni yapmıştı tabiî:

Bakanlar Kurulu kararıyla (1Eylül 2004) “İncirlik üssünün yanı sıra Türkiye’nin yedi deniz, altı havalimanı, gizli mahiyetteki silâh, mühimmat ve askerî teçhizatın ithali, daimî nakil ve tevzîi ile ihracı” için, Amerikan gemi ve uçaklarına açıldı. Böylece Irak’ın işgalle bölünmesine zemin hazırlandı.

Millî Savunma Bakanı’nın dış basına elindeki kâğıttan okuyarak İngilizce naklettiğine göre böylece  “Tezkerenin açığı telâfi edildi.”

Bakan Vecdi Gönül, ABD uçaklarının sadece İncirlikten Irak’a 4900 sorti yaptığını  açıklamıştı. 

İsrail Devleti’nin yaşama hakkını kimsenin tehdit etmesine Türkiye razı olmayacaktır, diyerek İsrail cesaret madalyasının hakkını veren BOP eş başkanı Sayın Erdoğan, Amerika  muhabbetini de WallStreet Journal'a yazdığı makalede  şöyle ifade etmişti:

"Kahraman genç kadın ve erkek Amerikan askerlerinin anavatana en az kayıpla dönmesini umuyor ve dua ediyoruz..."

Geçmiş zaman olur ki…

Okunma Sayısı: 1477
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Nahit Topaloğlu

    28.07.2026 11:05:48

    Pelin Hanım kardeşim, Yeni Asya Cemaatinin, diğer Nur gruplarının aksine, mevcut hükümeti “ehven-i şer” kabul etmediği hattâ satırları didikleyerek müzâkereli okumalarla ter döken Nurcuların, mevcut hükümeti “ehven-i şer değil a’zamü’ş-şer kabul ettiği bir vakıadır. “Bu vatanda Şimdilik 4 parti var” tahlilini yapan Üstad, bu dört zihniyeti sıralarken en son söylediği İttihad-ı İslam partisini (Siyasal İslam zihniyetini), bunları tahlile geçtiğinde ilk başa alışı, manidardır. Müzakereli okumalarımız neticesi vardığımız netice: Üstad tahlilde a’zam-ı şerden ehven-i şerre doğru sıralama yapıyor. “İsabet de mesuldür” diye son noktayı koyduğu siyasal İslam zihniyeti, ehven-i şer değil a’zam-ı şerdir. Bu konuda müstakil bir yazım sıradadır. Selamlar

  • S. Pelin Kurukahveci

    27.07.2026 17:49:23

    Nahit hocam cevabınız tatmin edici değil. Alakasız bir pencereden yaklaşıyorsunuz. Mesele burda kemalist ideolojinin islam düşmanlığı ve Müslümanların kemalizme karşı duruşudur. Mevcut iktidar iyi olduğu için değil, kamalist ideoloji gelmesin diye, ehvenüşşer olarak tercih ediliyor. Mantıken ehvenüşşer demek Kemalist ideolojinin şerrinden kaçılan kapı demektir. Ehvenüşşer olanın niteliği, kemalistlerin karşısında tartışılacak ikincil bir özelliktir.

  • yılmaz

    27.07.2026 09:31:34

    Değerli yazı için tebrik etmekle beraber devamı olmalı diye düşünüyorum. Risale-i Nur perspektifinden bakınca isimlerin ve resimlerin değiştiğini ama zulmün değişmediğini.. istibdatın meşrutiyet libası giydiğini ve silleyi hakkettiğini rahatlıkla görebiliyoruz. Allah razı olsun.

  • Raşit örenel

    26.07.2026 15:58:22

    Bop eşbaşkanı olan zatın, bu vazifeyi aldıktan sonraki 25 yıl boyunca İslam memleketlerinin birer birer harabeye çevrildiğini gözümüzle gördük. Hayali cihanı yıkan bu zamanlara karşı Risale-i Nurlardan gerekli ölçüleri yerinde bir şekilde aktaran bu yazıyı tebrik ederim.

  • Nahit Topaloğlu

    26.07.2026 12:34:15

    Eskiden panayırlarda tel üstünde cambazlar olurdu.Acaba düşecek mi diye halk da merakla kafaları yukarıda cambaza bakardı. Yankesiciler için mükemmel fırsat. Cebi şişkin biri ayrılma temayülündeyse cebine göz dikmiş yankesici “Cambaza bak cambaza!” diye seslenirdi. Kafalar cambaza dönsün ki adamı çarpabilsin. Pelin kardeşimiz, yankesici ipte değil aşağıda.CHP cambaz misali. Uzaktaki bir öcü! İktidar çeyrek asırdır her türlü mukaddesatımızı, maddi-manevî birikimlerimizi çarpan yankesici. Diyor ki bize: cambaza (CHP’ye) bak!Cambazlığı havada değil yerde yapıyor. CHP’nin geçmişte yaptığını şimdi yapan ama cambaza bakmamızı isteyen iktidara kanıp başımızı havalara kaldırırsak avucumuzda, uhdemizde duruyor sandığımız değerlerin nasıl buharlaştığını fark edemeyiz bile. Cambaza bakma, Cambaza bak!

  • S. Pelin Kurukahveci

    26.07.2026 10:16:05

    Üstadımızın çok yerinde uyarılarını asla unutmamak gerekir. Aksi halde Müslümanlar olarak aynı cinayetlere tekrar maruz kalırız. Vahim cinayetleri unutmayın, dehşetli canileri affetmeyin diyor sevgili üstadımız...yazının ilk kısmı bu açıdan güzel ve yerinde. Ancak sevgili Üstadımızın bu ifadelerinin bağlandığı yer halkçılar, solcular, kemalistler olmalıydı. Bu ülkede onların işlediği vahim cinayetlerin etkisi yüz senedir artarak devam ediyor. Bu cinayetlerin varlığını unutup halkçılara affedici bir nazarla ve geçmişlerini unutarak bakmayın demeliydi. Risale-i Nurların mesajlarını bağlamından koparıp başka bir bağlama taşımak en hafif tabirle azim bir tahriftir. Akan nehrin yatağını değiştirmeye çalışmaya benzer. Daha dikkatli olunmalıdır.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı