"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Mum dibine ışık vermez mi?

Havva KÜÇÜK KONUR
26 Temmuz 2026, Pazar
“Mum dibine ışık vermez” cümlesini hep “insanın en yakın çevresine faydası olmaz, hep başkalarına, daha uzaktakilere faydası olur” diye yorumlardım. Bu sözün amacı da öyledir.

Ama geçen sabah bir şey fark ettim. Mumun ışığından faydalanmak istemeyenlerin hiç kabahati yok mu? İnsan en yakınlarını hep bazı etiketlerle kodlar. Anne, baba, evlat, eş, abi, abla, yeğen, kuzen... Artık ondan sonra onu anlamaya çalışmaz. Fikri zikri nedir, olaylara bakışı nasıldır diye yoklamaz. Dolayısıyla akıl danışacağında hep başkalarını arar. Uzakta olan birilerini arar, onlara sorar. Haliyle heybesinde Kaşıkçı Elması taşısa haberi olmayan yolcu gibi, yayan yürüyerek yola revan olur. Şimdi burada suç elmasta mıdır, yoksa heybemde ne var diye yoklamayanda mı?

Aslında burada birbiri içinde pek çok düğüm var. Neden insan çareyi hep dışarıda arar? Neden problemimizin çözümü Kaf Dağı’nın ardındaki Zümrüdüanka kuşunun kanadındadır? Hep ulaşılmaz, erişilmez, uzakta bir yerlerden, birilerinden gelecek haberlerdedir? Herkes birbirinin mum olduğunu kabul etseydi, kendi karanlığını göstermekten çekinmeseydi böyle olmazdı diye düşünüyorum. Yapboz parçalarının birbirini tamamladığı gibi, başkasının karanlığını berikinin aydınlığı tamamlar, güzel bir resmi oluşturarak geçip giderdik. Çünkü bizim eksikliğimiz, bir başkasının fazlalığıdır bir yerde. 

Bunun en büyük sebeplerinden biri de insan zihninin bir etiket ve unvan altına aldığı kişileri artık kafasından silmesi, ötelemesi ve başka özelliğinin de olabileceğini gözardı etmesidir. Neden öyledir sorusunu erbabına bırakıyorum ama, insan en çok en yakınındakini ıskalar, bu bir gerçek. Halbuki İslâm tarihinde büyük zatların, âlimlerin hayatını incelediğimizde görüyoruz ki, ilk hocaları hep babaları, anneleri olmuş. Babadaki ilim, kıymetli bir emanet olarak gelecek nesle aktarılmış ve bizatihi ilk uygulayıcı/uygulatıcı olanlar da onlar olmuş. En yakında olmak, her zaman ıskalama sebebi değildir demek ki. İnsanın kendini keşfettiği gibi, evlâdını, etrafını da keşfetmesi, fark etmesi, onlardan istifade etmesi çok çok daha güzeldir. 

Hülasa, kafamızı kaldırıp mumlara bakabilsek, onda ışık olduğunu görebilsek ve bu ışık benim karanlığımı aydınlatıyor diyebilsek, mum da dibine ışık verir, çözümsüz problemler de kalmaz, geleceğimiz de aydınlanır. Yeter ki etrafımızı biraz daha iyi gözlemleyelim. Yeter ki heybemizdeki Kaşıkçı Elmasını üç tahta kaşıkla takas etmeyelim. Yoksa kaybeden hep biz oluruz.

Okunma Sayısı: 205
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı