"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Kobay olmayalım

Meltem KAVAK
09 Ocak 2015, Cuma
Spiegel Dergisi’nin araştırmasına göre, haberi olmayan ve rızaları alınmayan hastaların üzerinde 600 kadar ilâç denenmiş.

Sayı çok yüksek; 50 bin hasta! Almanya 1990 yılı öncesine kadar doğu ve batı şeklinde ayrıyken 1990 yılında birleşti. Bu durum, Doğu Almanya’da gerçekleşmiş. Burada maddî ve manevî bir yoksulluk olduğu için bu ülke insanları tercih edilmiştir.

Bu ilâçların büyük çoğunluğunu kemoterapi ve kalp ilâçları oluştururken, deneylerde bazı hastaların öldüğü belirlenmiş.

O dönemde ‘ucuz ülke’ olarak görülen, hasta haklarının zayıf olduğu D. Almanya’da hastalar üzerinde yapılan ilâç deneyleri için, ilgili kurum ve kişilere milyonlarca mark (dönemin B. Almanya para birimi) para ödendiği de iddia edildi.

DDR Sağlık Bakanlığı ve Institut für Arzneimittelwesen adlî tıp kuruluşunun verilerini inceleyen Spiegel Dergisi, Batı’da faaliyet gösteren dev ilâç şirketlerinin bu işte parmağının olduğunu yazmış.

Bu arada, biz de kişi başı ne kadar ilâç kullandığımıza bir bakalım. Ayda kaç kez hastaneye gidiyoruz ve eve dönüşümüz nasıl oluyor? Elimizde kaç paket ilâçla eczaneden çıkıyoruz? Hastane kuyruklarında sadece biz olmuyoruz; şık giyimli, bakımlı ve eli çantalı ilâç mümessilleri de bekliyorlar. Hatta beklemeden içeri giriyorlar. Kapılardaki, “hasta harici içeri girmek yasaktır” uyarı yazıları da onları engellemiyor. Hastalar dışarıda kıvranırken, onlar içeride ilâç tanıtımı yapıyor. Özellikle sağlık ocaklarında bu durumla daha sık karşılaşmak mümkündür.

Yıllardır kullandığımız bazı ilâçların, bir sabah uyandığımızda yasaklandığını ve piyasadan toplatılmaya başlandığını öğreniyoruz. Ondan sonra dolaplarımızı kontrol edip, “Bu ilâçtan bende var mıydı?” diye araştırmaya başlıyoruz. Doktorumuzun yazdığı ve bizim de kullanmaya başladığımız bir ilâç, yarın piyasadan çekilebiliyor. İnsan sağlığı bu kadar önemsiz yani. Ne diyelim, burası Türkiye! Bizler de gönüllü kobaylarız. Demek ki kobaylık sadece o zamanki Doğu Almanya’da kalmış bir uygulama değil. Bugün de bir çok geri kalmış ülkelede sürüyor. Bu duruma biraz da biz bilinçsiz hastalar sebebiyet veriyoruz. Doktora gittiğimizde doktor bizi ilâçsız eve gönderdiyse, o doktorun işi gözümüzde bitiyor, bize iyi bakmadı oluyor. Ne kadar çok ilâç yazmışsa o doktor en iyi doktordur.

Bu eczacılık nasıl bir meslek ki, ilâç şirketlerinin danışmanlığını yapıyor sadece. Doktorlar yazıyor, eczacılar sadece raftan ilâçları alıp hastalara takdim ediyorlar.

Bunca yıl bunun için mi okumuşlar, derslerde sadece doktorların el yazılarını mı öğrenmişler acaba? Doktor hastalığa teşhisi koysa, hastayı eczaneye gönderse, eczacı da konulan teşhise göre ilâç hazırlasa diyorum. Acaba eczacıların aldıkları eğitim, böyle bir uygulama için yeterli değil mi?

Doktora gittim, 1000 gr’lık antibiyotik verdi. Eczaneden ilâçlarımı aldım, kullandım. Bana bir mide koruyucusu falan da vermedi. Hapları yuttum, sonra ne mi oldu? Midem hapı yuttu! Yani soğuk algınlığım geçsin diye verilen ilâçları kullandım, midemden oldum. Sağlam gittim, hasta çıktım. Bir aspirini kırk kere düşünüp öyle içen ben, midemi mahvettim. Sebebi açık; doktora gitmek. Eczaneye danışmadan hapı alıp içmek. 

Yozgat’da bir vakit doktora gittim, sağolsun doktor yazdı da yazdı, reçete kâğıdının yan taraflarını da doldurdu. Eczacıya dedim, “bu kadar hapı yutamam, siz bunların içinde en etkili hangisi ise onu verin, gerisi kalsın.” Ve eczacım bir tane ilâç verdi, Rabbim de şifa ihsan etti, hastalığım geçti.  

Diyeceğim şu ki, doktorlar mı ilâçtan daha iyi anlıyor, eczacılar mı? Bu eczaneler ne işe yarar?  Bakkaldan ekmek alır gibi, eczacı sadece elindeki malı satmakla mı görevli? İlâçlar hakkında hiç mi bilgisi yok? 

Kobay olmayalım... İlâç şirketlerine rant sağlamayalım. Her ilâcı da şeker gibi kullanmayalım.

Ayşe Hanım, Mehmet Bey! “Benim başım ağrıyor. Var mı bir ağrı kesicin” gibilerinden kafamıza göre hap ilâç kullanmayalım. 

Kendi vücudumuzu kendi ellerimizle çürütmeyelim.

Bir an önce bu eczanelerimizi bakkal dükkânı gibi iş yapmalarından kurtaralım, derim.

Tabiî bu son satırlarım Sağlık Bakanlığı’na, duyurulur efendim...

Okunma Sayısı: 2051
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • asuman oral

    10.01.2015 18:00:10

    canm meltemim gerçekten güzel nokta .. 6 yıl gezdim doktorlarda aktarlarda birebir yaşadım ben bu olayı alsancakta doktor anneme ilaç yazdı kronik öksürüğüne çare için gecesi gündüzü yoktu bunları kulan eğer kesilirse bana telfon et dedi bende kullandırtmadım sonra aynada saçını tararken öksürürken boğazındaki şişliği fark etmiş onu yeşilyurtta dahiliye uzmanı ayşin hanıma sordum bu var hocam nedir diye hemen hormon testleri yapıldı acıl guatır ameliyatı oldu ve öksürük kayboldu içe büyüyen guatr ve sağ akciğer lobuna zarar verdikçe öksürüğü tetiklemiş çok şükür şimdi öksürmüyor..

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı