"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Üstad, ümid ve Nur müjdelemiştir (3)

Çetin ACAR
06 Haziran 2026, Cumartesi
Osmanlıdaki çöküşün önemli sebepleri arasında, Kur'ân'ın özünün unutulup, teferruatıyla uğraşılmaya başlanılmış olması gelir. Hal böyle olunca her kafadan çıkan değişik sesler, değişik fetvalar ortalığı iyice karıştırmıştır.

Devlet zayıf, hasta, sakat, ortalık karmakarışık, yarınlarından endişeli olan ümitsiz insanlar, milletin yarısının medreseye diğer yarısının da mekteplilere güvendiği, ancak bu iki kurumun da birbirleriyle şiddetli bir kavga içinde olduğu bir vaziyette iken, Bediüzzaman, Asr-ı Saadette olduğu gibi en iyi hizmet Kur'ân'a hizmet olmalı, diye yola çıkar. Herkesin ümitlerinin kaybolduğu ve gelecek endişesi taşıdığı zamanlarda ümit dolu makaleler ve kitaplar neşrederek ümitleri her zaman taze tutmaya çalışır.

"…itikadım ve yakînimdir ki [Kesin olarak biliyorum ki] hak neşv-ü nema bulacaktır-eğer çendan toprak altında gizlense… Ve taraftar ve mültezimleri [Bu davaya üstlenenler] muzaffer olacaklardır-Eğer çendan zaman ve zeminin merhametsizliğinden, az ve zayıf olsalar [bile]…”1

Hizmetin gelecekte merhametsiz ve hukuk tanımaz bir zaman ve zemin beklediğini ve Kur'ân hizmetinde bulunanların da az ve zayıf olmalarına rağmen muzaffer olacaklarını, söyleyerek ümitleri daima taze tutmaya devam etmiştir.

Adeta yıllar sonra neşredeceği Risale-i Nur eserinin müjdesini veriyordu. Üstad Hazretlerinin; İhlâs Risalesi’nde, Emirdağ Lâhikasında, 16. Mektupta olduğu gibi eserlerin muhtelif yerlerinde benzer ifadelerini görürüz.

İhlâs Risalesinde; “…şiddetli düşmanlar ve savletli bid’alar mukabilinde…bizler gayet az, ve fakir ve kuvvetsiz olduğumuz halde gayet ağır ve büyük ve umumî ve kudsî bir vazife-i imaniye ve hizmet-i Kur’âniye  omuzumuza ihsan-ı İlâhî tarafından konulmuş…”2 diyor ve Emirdağ Lâhikasında;

 “Bu vazifenin istinad ettiği kuvvet ve manevî ordusu, yalnız ihlâs ve sadakat ve tesanüd sıfatlarına tam sahip bir kısım şakirtlerdir. Ne kadar az da olsalar, manen bir ordu kadar kuvvetli ve kıymetli sayılırlar” 3 

“Said elli bin nefer kuvvetindedir; onun için serbest bırakmıyoruz” diyen ehl-i dalâlet ve zındıkaya karşı da şöyle der: “Eğer korkunuz mesleğimden ve Kur'ân’a ait dellallığımdan ve kuvve-i maneviye-i imaniyeden ise elli bin nefer değil, yanlışsınız, meslek itibarıyla elli milyon kuvvetindeyim, haberiniz olsun” 4 diyerek ehl-i dalâletin evhamlarını boşa çıkarır.  

Eserlerin değişik yerlerinde kemiyetin (kalitesiz çokluk) keyfiyete (az ama kaliteli, nitelikli) nispeten ehemmiyeti azdır diyerek. Nur talebelerini hizmetlerinin ve davalarının hak ve hakikat olduğunu, yılmadan, korkmadan mücadeleye devam etmelerini söyleyerek teşviklerini hiç eksiltmemiştir.

Dipnotlar:

1- Muhakemat, s. 23.

2- Lemalar, s. 390.

3- Emirdağ Lahikası, s. 456.

4- Mektubat, s. 120.

                       

Okunma Sayısı: 208
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı