"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Bediüzzaman ve Mevlâna

Mikail YAPRAK
16 Aralık 2021, Perşembe
Hazreti Mevlânâ’nın 748. Vuslat Yıl dönümü Uluslararası Anma Törenleri, bu yıl 7 Aralık'ta başladı, devam ediyor.

1207’de Horasan’ın Belh şehrinde dünyaya gelen, 17 Aralık 1273’de Konya'da vefat eden Mevlânâ Hazretleri'nin kendisini tanıyan takipçilerine vasiyeti şu olmuştur:

"Size; Allah’tan korkmayı, az yemeyi, az uyumayı, az konuşmayı, isyan ve günahları terk etmeyi, aptal ve cahillerle oturmamayı, güzel davranışlı ve olgun kişilerle birlikte bulunmayı vasiyet ediyorum. İnsanın en hayırlısı insanlara yararlı olandır. Sözün en hayırlısı az ve anlaşılır olanıdır.”

Hazret-i Mevlânâ aynı zamanda müceddittir. Müceddid; yenileyen, yenileyici, Hadîs-i Sahihle bildirilen, her yüzyılda bir dinî hakikatleri devrin ihtiyacına göre ders vermek üzere gönderilen büyük âlim ve Hz. Peygamber'in (asm) vârisi olan kimse demektir.

İslâm tarihinde müceddidlerin ve mücedditlik müessesesinin ne kadar önem arz ettiği; her devirde dinden uzaklaşmaların ve dine hücumların çeşitliliğinden ve her müceddidin kendi devrinde yaşadığı zorluklardan ve maruz kaldığı işkence ve zulümlerden anlaşılır.

Ve onların; kendi devirlerinde hakkıyla tanınıp anlaşılamamaları, yaşadıkları süre içinde hakkıyla tanıyıp hizmetine girerek etrafında pervane olanların azlığı da başka bir göstergedir.

Bir tek bu zaviyeden Bediüzzaman Said Nursî'nin mücedditlik vazifesine bakıldığında, mücedditler silsilesinin son halkası olduğu gün gibi aşikâr oluyor.

Zira Ahirzaman Nebisi (asm) Efendimizden bu yana onbeşinci asrın içindeyiz.

Ve mâna âleminde Bediüzzaman''a, “Ey felâket, helâket asrının adamı!" diye hitab edilmiştir. 1

Bediüzzaman Hazretlerinin;

"Hazret-i Mevlânâ benim zamanımda gelseydi, Risâle-i Nûr’u yazardı. Ben de Hazret-i Mevlânâ zamanında gelseydim, Mesnevî’yi yazardım. O zaman hizmet Mesnevî tarzındaydı. Şimdi Risâle-i Nûr tarzındadır.”  şeklinde ifade buyurduğu da, talebesi Ahmet Gümüş tarafından nakledilmiştir. 2

Risale-i Nur Külliyatı’ndan Mesnevî-i Nuriye'nin Mukaddimesinde bu eserin kıymeti şöyle nazara verilir:

"Mevlânâ Celâleddin (ra) ve İmam-ı Rabbânî (ra) ve İmam-ı Gazâlî (ra) gibi, akıl ve kalb ittifakıyla gittiği için, herşeyden evvel kalb ve ruhun yaralarını tedavi ve nefsin evhamdan kurtulmasını temine çalışıp, lillâhilhamd, Eski Said Yeni Said'e inkılâp etmiş. Aslı Farisî, sonra Türkçe olan Mesnevî-i Şerif gibi o da Arapça bir nevi Mesnevî hükmünde Katre, Hubab, Habbe, Zühre, Zerre, Şemme, Şu'le, Lem'alar, Reşhalar, Lâsiyyemalar ve sair dersleri ve Türkçede o vakit Nokta ve Lemeatı gayet kısa bir surette yazmış; fırsat buldukça da tab etmiş. Yarım asra yakın o mesleği Risale-i Nur suretinde, fakat dahilî nefs ve şeytanla mücadeleye bedel, hariçte muhtaç mütehayyirlere ve dalâlete giden ehl-i felsefeye karşı, Risale-i Nur, geniş ve küllî Mesnevîler hükmüne geçti." 3

Son olarak bir mühim noktaya da hassaten biz değinmiş olalım. Mevlânâ Hazretleri’nin, “ne olursan ol, yine gel” çağrısı da zaman içinde ve genel anlayışta asıl maksadına tam nail olamamıştır. O büyük insan, elbettte “gel” diyecekti. Gel ki, göresin. Gel ki bulasın. Gel ki kurtuluşa eresin. Gel ki Mevlânâ ile Mevlâ’ya kavuşasın! Ama gel de; hangi kafadan, hangi mezhep ve inançtan, hangi batıl saplantılar içinde olursan ol, aynı halinle bu dergâhın içine dahil ol ve öyle kal, dememiştir.

Dipnotlar:

1- Bkz. Rüyada Bir Hitabe, Tarihçe-i Hayat, s. 117.

2- Bkz. Tanıyanların Dilinden, Ahmet Gümüş.

3- Bkz. Mesnevî-i Nuriye, Mukaddime.

Okunma Sayısı: 3418
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Mikail Yaprak

    16.12.2021 14:28:24

    Evet, Abdullah ağabey ben de o ifadenin kitabî olmadığını ve nakilden ibaret olduğunu nazara vermek istemiştim. Hem de kanaat-ı acizanem odur ki Üstad, bu mukayese ile şahıstan ziyade (şahıs perdesinde) zamanın ehemmiyetine dikkat çekiyor.

  • Abdullah Tunç

    16.12.2021 11:47:53

    Ahmet Gümüş'ten, nakledilen,Üstadın Mevlana ile igili sözün doğruluk derecesi nedir? Hiç bir tefsir Risale-i Nur ile mukayese edilemez. Kur'anın 33 âyâtının işari manasının külliyetine dahil hangi tefsir vardır? Yazdırılan başka tefsir var mıdır? Hangi tefsir Fahr-i.Alemin(asm) bu kadar iltifatına mazhar olmuş tur?Hz.İmam-ı Ali(R.A) Risale-i Nur'un haricinde başka bir eserle bu kadar meşgül olmuştur? Kitap kitapları ismini ve numa ralarını vermiştir.Şah-ı Geylaninin( KS.) İlgi ve himayesi ayrı bir iltifstır. İşte bu sebeplerden ötürü Başka bir tefsir Risale-i.Nur ile mukayese edilmez.Risale-i Nur, Peygamberimizin ferma niyle Kur'an ilmidir. Kur' anın manevi tefsiridir.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı