"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Hakk’a yürümek

Mikail YAPRAK
07 Ekim 2021, Perşembe
Sosyal medyaya düşen bazı ifadeler, zamanla herkesin dilinden düşmez oluyor.

Mesela son zamanlarda, sağ cenahtan ve biraz da dindar kesimden ölüm haberleri, "Hakk'a yürüdü" şeklinde duyurulur hale geldi. Bugüne kadar ölüm, vefat veya rahmete kavuşmak gibi ifadeler yerine, "Hakk'a yürümek" ifadesi âdeta tavan yaptı.

Bu ifade, iman ve İslam'dan uzak yaşayan gayr-ı müslimler için zaten kullanılmaz. Ama acaba mümin ve Müslüman olan her insan vefatıyla Hakk'a mı yürür? Acaba bu durum, şahıslara ve şahısların bu dünya hayatındaki yaşayışlarına göre değişiklik arz etmez mi? Zira merhumun Hakk'a yürüdüğüne; geride kalanların, yani onun hayatının şahidi olanların da ne kadar inandığına bakmak lâzım. Ayrıca bu kavram, merhumun da dünya yaşayışında ne derece hak ve hakikat yolunu takip edip etmediğiyle, yani Hakk'a yürüyüp yürümediğiyle de yakından alâkalı bir kavram olsa gerektir. Acaba Müslüman ve mü'min olan insanlar arasında yaşayan o merhum, Kur'an ve Sünnet'in rehberliğinde bir hayatı yaşama gayreti içinde miydi?

Hem de değişen ne oldu ki, birdenbire herkes Hakk'a yürür hale geldi. Hani keşke öyle olsa da, biz de hak ve hakikat hesabına yürekten sevinebilsek.

"Evet, söz odur ve ona derler. Hak olup Hak’tan gelip hak diyen ve hakikati gösteren ve nuranî hikmeti neşreden odur."1 Yani Kur'andır.

Kur'an'ı ve onun tercümanı olan Resûl-ü Ekrem Aleyhissalatü Vesselam'ı rehber edinen her mü'min; hele bir de bu ahirzamanda imanı taklitten tahkîke çıkaran ve imanda mertebeler kat ettiren Risale-i Nur gibi mucizevî bir Kur'an tefsirini okuyup hayata geçirme gayreti içindeyse, onun hem hayatıyla hem de vefatıyla Hakk'a yürüdüğüne melekler de şahitlik ederler..

Nazarımızı "yürüyen"den ziyade "yürüten"e çeviren Üstad Bediüzzaman'ın, şu duası da meselemize ışık tutuyor:

“Ve keza kader muhitinden uçan tayyare-i ömre ve hayat dağları arasında açılan uhdut ve tünellerden şimşekvari geçen zamanın şimendiferine bindirerek, ebedü’l-abad memleketinin iskelesi hükmünde olan kabir

tünelinin kapısına sevk eden Halık-ı Erhamürrahimin’e niyaz ediyorum.”2

Tarihten şu misalimizin de, meramımızın anlaşılmasına katkı sağlayacağı kanaatindeyim.

Yavuz Sultan Selîm’in son anlarını, nedîmi Hasan Can şöyle anlatır:

“Yavuz’un sırtında şîrpençe adı verilen bir çıban çıkmıştı. Çıban, kısa zamanda büyüdü, bir delik hâline geldi. Öyle ki, yaranın içinden Yavuz’un ciğerini görüyorduk. Kendisi çok muzdaripti. Âdeta yaralı bir arslan gibiydi. Acziyeti bir türlü kabullenemiyor, cengâver askerlerine taktik ve tâlimat vermeye devam ediyordu. Yanına yaklaştım. Bana kendi hâlini kasdederek:

'Hasan Can, bu ne hâldir?' dedi.

"Ben de, artık fânî yolculuğun sonuna, bâkî hayâtın başına ulaşmış olduğunu sezdiğim için hüzünle:

'Pâdişâhım, artık Allah ile beraber olma zamanınız herhâlde geldi!' dedim.

"Koca sultan döndü, yüzüme hayretle baktı:

'Hasan, Hasan! Sen beni bu âna kadar kiminle beraber zannederdin? Cenâb-ı Hakk’a teveccühümde bir kusur mu müşâhede eyledin?' dedi…

"Artık bambaşka âlemlere dalmış olan Sultan, bana son olarak Sûre-i Yâsîn’i okumamı emretti. 'Selâm' âyetine geldiğim zaman da rûhunu Rabbine teslîm etti."3

Son kelam olarak arzumuz odur ki; sadece vefat ile bu dünyadan alâkası kesilenlerin, Hakk'a yürüdüklerini varsaymak yerine, asıl bu imtihan dünyasında henüz ruh bedende iken hak ve hakikata kulak verip Hakk'a yürüme gayretimizi arttıralım, bu hususta biribirimizi gözetip kollayayalım. Daha makbul ve daha hakça olur.

Dipnotlar:

1-Bkz. Sözler, Yedinci Söz

2-Mesnevî-i Nuriye, s.94

3-Kaynak: Hak Dostlarının Örnek Ahlâkından 2, Erkam Yayınları, 2012

Okunma Sayısı: 2161
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Salih Yalçın

    10.10.2021 22:11:25

    Kavramlar zaman içerisinde değişebiliyor.Bu inkar edilemez bir gerçektir.insanlar hayatta iken sıratı mustekimde yürüsede yürümesede yolculuk Hakkadır. Uyluk Hakkadır

  • Hüseyin İlhan

    7.10.2021 13:11:36

    Allah razı olsun ağabeyim.Hem sizin yazınıdan hemde yorumyapan kardeşlerimizden istifade ettik. YENİASYA külli bir okul olduğunu gösteriyor elhamdülillah.

  • Hüseyin

    7.10.2021 13:06:06

    Ölüm bütün kültürlerde coğrafyalarda ardından unutulmaz elemler firaklar hatıralar küller bırakır ..İnançlar çeşitli açılardan ölüme yaklaşarak bu acıları dindirmeye hafifletmeye çalışır ...Yakınımızdaki her ölüm dünyada bizi yalnız bırakır fani olduğumuzu ölüme namzet olduğumuzu hatırlatır .. İnsanlar, dualarla güzel sözlerle güzellemelerle  ölümü anlayışla karşılasalar da  belli bir süre sonra unuturlar ...Yakınları olmadıkça çoğunluk için ölüm istitastiki rakamlardan öte anlam taşımaz.. Ölüm yaradılış itibariyle bir denetleme ve dengeleme mekanizmasıdır.. Hayatın akışını insanın bakışını düzenler..

  • Ali TAM

    7.10.2021 12:06:49

    Harun Bey ölen kisinin Müslüman oldugu belliyse ölümü hakkinda iyi niyetle konusmak EDEB acisindan gereklidir. Müslüman la taknetu min Rahmetillah ayetine boynunu egmistir hem kendisi hem de diger Müslümanlar icin ALLAHTAN ÜMIDINI ASLA KESMEMELI. Bu bir Ilahî EMIRDIR. Yoksa bir kadinin vefat eden evladi icin Cennete göctü demesini Hz. Resulullah ASM tenkid edip "Nereden biliyorsun Cennete girecegini" demistir. Korku ve ümit arasinda bir dengede olmaliyiz.

  • Harun

    7.10.2021 04:45:17

    Siz bu yazıyı yazmadan evvel de ben, acaba herkes Rahmete mi kavuşuyor ki Allah'ın Rahmeti ne kavuştu derler selâ verirken diye düşünüyordum. Ahirette her durumda rahmet denilirmi diyordum. Hakka yürümek-Rahmete kavuşmak...

  • Ali TAM

    7.10.2021 04:19:16

    Her nefs ölümü tadacaktir /hissedecektir. Üstadimiz Hazretleri de birkac defa ' Belki ben yakinda ölecegim' derken safî, hakikî mahiyetini zikretmistir. Ölüm veya mevt lafzi hakikat harici birsey degil. Hatta hak ve adil bir vazife icra ettiren Hz. Azrail AS'in kabz-i ervahi gayet kudsî bir vazifedir, cünkü ölürken kimseye HAKSIZLIK EDILMIYOR. Kim nasil ölümü hakediyorsa zerre kadar haksizlik yok! Adam Hz. Levlak ASM'a ve 2,5 milyar yasayan Müslümanlari tahkir tezyif icin karikatürler cizmis. El HAKK! Nasil hakkediyorsa ruhu öyle kabzedilmis! Haksizlik yok. Allah Hz. Azrail'i imanli kullarina bihakkin sevdirsin sevgisini ziyade etsin. Iman edenler icin ölümün bir vuslat, bir şeb-i aruz oldugunu tatsinlar insaallah.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı