"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Kurbanlık duygular

Mikail YAPRAK
08 Ağustos 2019, Perşembe
Halk arasında “kurban olma”nın olabildiğince cömertçe bol keseden yerli yersiz sarfını bilirsiniz. Her fırsatta, “kurban olayım, canım sana kurban, veya annen sana kurban olsun yavrum” gibi ifadelerle ucuz ucuz kurban olunur ya; bugünkü dünya gidişatında bu ucuzluk lâfta kalmayıp, aynen hayata geçirilmiştir.

Dünyaperestlik, şöhretperestlik, makamperestlik, hırs, intikam ve yanlış politikalar yüzünden nice paha biçilmez değerler bedavadan kurban edilmiştir, ediliyor!

Bir de basit dünya menfaatleri uğruna kan dökülür ki, halkımız bunu “Ne şehittir, ne gazi, hiç yoluna gitti Niyazi!” yakıştırmasıyla kritize eder.

Bugün İslâm ve insanlık dünyasının içinde bulunduğu keşmekeş ve çekilen acılar dolayısıyla, vicdanlarımız hüzün ve ıztıraba gark olup, hakikî sevinci duyamıyorsak, yani bayramlık duygularımızı da hak ve hakikat uğruna “kurban“ ediyorsak, feda olsun, kurban olsun!

Biz, su gibi aziz, zemzem gibi pâk ve gözyaşı gibi halisâne akarsak, kanlar durur ve durulur. Buradaki kastımız, beşerin zalim eliyle, zulmen akıtılan, ya da kaderin fetvasıyla, istenilmeden, acıyla ve ıztırapla akan ve akıtılan kandır. 

Gerçi zalimlerin zulmüne maruz kalan mazlûmların hakları zayi olmaz, onlar da mertebe kazanırlar. Hatta deprem, sel, yangın, trafik kazaları ve ağır hastalık gibi musîbetlerle hayatlarına hatime çektirilen salih kulların manevî mertebeler kazandığına dair çok kudsî rivayetler vardır. 

Biz; Kurban Bayramlarında “kan” akıtırken, “canlar Sana kurban” diyoruz. Çünkü biz “millet-i İbrahimiz, ümmet-i Muhammediz (asm). O zat (asm) ki, Hz. İsmail’i ve bahtiyar pederi Abdullah’ı kastederek, “Ben iki kurbanlığın neslinden geliyorum” demişti. Bundandır ki, sevgili Efendimize (asm) “İbn’üz Zebihayn- iki kurbanlığın oğlu” denilmiştir.

Kesilen hayvanlar, buraklık mertebesine ulaşarak, sahiplerine Sırat’ta bineklik yapacaklardır. İnsana gelince; Allah rızası için, din ve vatan uğruna can veren insan şehit olur ki, Kur’ân onlar için “ölü demeyiniz” diyor. Allah yolunda, mücahade anında akan ve akıtılan kan ise zaten pâktır, kutsîdir.

Bu duygularla ruhumda, hayalimde, tasavvurumda, zihnimde, fikrimde, hülâsa topyekûn manevî varlığımda taht kuran Kâbe-i Muazzama’ya, Hacer-ül Esved’e, Safa ve Merve’ye, Mescid-i Haram’a, Mescid-i Nebevî’ye, Mescid-i Kıbleteyn’e, Mescid-i Aksa’ya, Ravza-i Mutahhara’ya, Cebel-i Nur’a, Uhud’a, hülâsa Ahirzaman Nebîsinin (asm) ayak bastığı her yere, oralarda ve dünyanın her yerinde Allah için kesilen kurbanlara kurban olasım geliyor. Ve sadece Allah’a kurban olmalı ki, bütün bu güzellikleri O bize ihsan etmiştir.

**

Bir Kurban Bayramı’nın hemen akabinde ruhunu Rahman’a teslim eden Celal Yaprak Ağabeyimi bu Kurban Bayramı’nda da anmak adına; gazeteye göndermek üzere son gecesinde yazdığı şiirin son kıt’asıyla ve bayramınızı tebrik dileklerimle noktalayalım müsaadenizle..

Sabahına vefat ettiği gecede yazdığı şiirin son kıt’ası:

“Pişmanlık, nedamet sardı ruhumu..

Nurlar’a bağladım son umudumu..

Sekerat anında bir yudum su(yu)mu,

İçerek gözümü yumdum bu gece..”

Okunma Sayısı: 840
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı